8 TEMMUZ 2020 ÇARŞAMBA

GÜLEN PEYGAMBER UNSURUNU KELİME-İ TEVHİD’DEN ÇIKARDI!

Gülen, Türkiye’de ve diğer Müslüman topluluklarda Hz. Peygamber motifini sıklıkla kullanıp istismar ederken, diyalog çalışmaları bağlamında ise Peygamber unsurunu Kelime-i Tev- hid’den çıkartabilmiştir.


GÜLEN PEYGAMBER UNSURUNU  KELİME-İ TEVHİD’DEN ÇIKARDI!

FETÖ / PDY AMACI UĞRUNA KUL VE KAMU HAKKINA TECAVÜZ ETMİŞTİR (2)
Gülen, Risale-i Nur hareketine bir ‘yozlaşma' atfedip kendisine ‘sahih ve püriten' bir idealizm atfetmek için yolun en başında Ebu Zerr'i bayraklaştırırken, örgütün büyüdüğü sıralarda uy- guladığı bütün ‘adam kazanma' taktiklerini başka sahâbîler üzerinden meşrulaştırma cihetine gidebilmiştir.

Söz konusu çelişkili durum, Gülen örgütünün birçok faaliyetinde gözlemlenen ikiyüzlü tutu- mun bir başka örneğidir. Modernizm, post-İslamizm ve diyalog vurguları Batı kamuoyuna ve yerli laik-modern kesimlere hitap ederken, gelenekçi dinî tutumlar dindar taraftarları ve genel Müslüman kamuoyunun manevi duygularını tatmin etmeye yöneliktir. Örgütün yayın organla- rında çıkmış söz konusu çelişkiyi görebileceğimiz farklı usul ve meşrepleri esas alan yazıların aslında her biri, aynı camiaya mensup insanlar tarafından hazırlanıp kaleme alınmaktadır. Bazen aynı örgüt mensubunun, örneğin ABD'de yaptığı bir konuşma ile Türkiye'de yaptığı bir konuşma tamamen birbirine ters içerikler taşıyabilmektedir. Türkiye'de örgüt adına yayınlanan kitap ve süreli yayınlarda milletimizin genel İslam anlayışı ve yorumları esas alınıyormuş imajı verilirken özellikle yurtdışı faaliyetlerinde bundan farklı tutum ve yaklaşımlar sergilenmiştir. Bu ikircikli tavrın arkasındaki tek motivasyonun pragmatizm olduğu çok açıktır.

Söz konusu durum, bilhassa neo-selefî yapıların önünü açarak küresel boyutta bir İslamofobi dalgası oluşturan, bu yolla Müslümanların gelişmesini, örgütlenmelerini, siyasal faaliyetlerini vs. engelleyen Batılı stratejistler için eşsiz bir fırsat oluşturmuştur. Örgütü, genellikle kendile- rinin kontrol ettiği terör gruplarına karşı etkili bir alternatif olarak dünyaya arzeden, yayılma- sına, örgütlenmesine, okullar açmasına, kurumsallaşmasına yardım eden bu küresel güçler, kendilerine zararı dokunmayan ve hatta kullanışlı bir sözde “İslamî” yapıyı ana omurga üzeri- ne yerleştirmeyi, böylece İslamiyet'in merkezini kontrol altında tutmayı arzu etmektedirler. Bu açıdan Gülen örgütünün, “İslamlaşmak” ile hiç alakası olmayan, sadece “İslam'ı dönüştürmek ve Müslümanları kontrol etmek” amaçlı kökü dışarıda bir küresel projeye çoktandır evrildiği hususunda hiçbir kuşku bulunmamaktadır.

Örgütün kanlı eylemleri göstermiştir ki, geçmişte on yıllar boyunca dillerinden düşürmedikleri “hoşgörü” kavramı ve “Ilımlı İslam” etiketi, karanlık niyetlerini örten bir maskeden ibarettir. Bu tür fesat yuvaları hakkında Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlara ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın' denildiğinde, ‘Hayır, biz yalnızca ıslah edenleriz' derler. İyi bilin ki, onlar boz- guncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.” [Bakara 2/11-12].

FETÖ / PDY FAKİRLERİN HAKKI OLAN ZEKÂT VE SADAKA İLE İNFAKI HİMMET ADI ALTINDA HARACA DÖNÜŞTÜREREK İSTİSMAR ETMİŞTİR 

Allah için yapılması gereken ibadetler, farklı amaçlar için istismar edilemez. Zekât ve kurban parasıyla televizyon kurmak, medya çalışmaları yapmak, lobi faaliyeti yürütmek, bu paraları değişik ülkelerde seçim kampanyalarına aktar- mak, asla meşru görülemez.

Örgütün hemen her alanda sıklıkla kullandığı takıyyenin doğal olarak sözde bir “fıkhı” da teşekkül etmiştir. Bu bağlamda örgütün öteden beri hem müntesiplerinden hem de sem- patizanlarından bazen kendi rızalarıyla, bazen de malî denetim baskısıyla, şantaj vb. çeşitli yollarla zekât ve “himmet” adı altında maddi gelir elde ettiği herkesçe malumdur. Zekâtın dolaylı da olsa tehdit ve baskıyla tahsil edilmesi bir tarafa, müstahak olmayan yerlere har- canması, en önemli şikâyet konularının başında gelmektedir. Toplanan zekâtlar, Kur'an'ın bildirdiği sarf yerlerine değil de örgütün amaçları doğrultusunda usulsüz bir biçimde tele- vizyon programlarına, başka ülkelerdeki lobi faaliyetlerine ve seçim kampanyalarına, tem- sil-ağırlama işlerine, sosyal ve kültürel etkinliklere harcanmış, Gülen ve örgütü lehine kitap ve makale yazdırma, Gülen'in ikamet ettiği malikânenin masrafları, örgüt mensubu sözde imamların maaşları vs. gibi harcamalar için kullanılmıştır. Oysa zekâtın geçerli olabilmesi için Tevbe Suresi'nin 60. ayetinde zikredilen sınıflara harcanması gerekli olup bunun dışın- daki yerlere harcanması caiz değildir [İbn Âbidin, Reddü'l-muhtâr, Riyad 2003, III, 291 vd.].

Kurban ibadeti için toplanan paralar başka amaçlar için kullanılmış, fakir ve yetimler adı- na toplanan sadakalar yine örgütsel amaçlara harcanmış, öğrenciler için verilen bursların çoğu yerine ulaşmamıştır. Dini çarpıtmanın tipik bir örneği olarak, ilk defa bu örgütte görü- len bir uygulamaya göre, birçok kimseden para toplanarak güya Hz. Peygamber'e kurban kesilmekte, böylece örgüte maddi destek sağlanmaktadır. Hâlbuki fıkıh geleneğinde “Hz. Peygamber adına kurban kesilmesi” şeklinde bir ibadet biçimi yoktur. Dolayısıyla Allah ve Rasulü'nden nakledilmeyen böyle bir uygulamayı ibadet gibi telakki etmek ise bidat, hat- ta dalâlettir [Müslim, Cuma, 44; Ebû Dâvûd, Sünnet, 6; Tirmizî, Mukaddime, 16]. Hz. Peygamber'in (s.a.s.) vasiyeti gereği Hz. Ali'nin onun adına kurban kesmesi ise bu uygulamaya delil olamaz [Ebû Dâvûd, Dahâyâ, 2; Müsned, I, 107, 149].

Bu bağlamda örgüt tarafından, kendilerince kritik görevlerde bulunan müntesiplerine içki içebilecekleri, dinen gayr-i meşru sayılan eğlencelere dâhil olabilecekleri, kendilerine ya- bancı (nâmahrem) kişilerle dans edebilecekleri, İslam'ın gerekli gördüğü tesettür hükümlerine uymayabilecekleri fetvası verilmiştir. Yine hassas kadroları işgal eden örgüt mensubu kadınlar ile erkeklerin eşlerine başlarını açmaları için ruhsat verilmesi, müçtehit imamların hiç birisinin kabul etmediği icma-i ümmete aykırı bir görüştür.

Netice olarak, tefsirde, hadiste, fıkıhta, siyer ve İslam tarihinde, velhasıl bütün İslamî ilimler alanında FETÖ, eklektik, faydacı, usulsüz bir oluşum olarak karşımıza çıkar. Deyim yerin- deyse, örgütün menfaatine olan her şey çok rahatlıkla ve ustaca kullanılmıştır. Özetle, kendi konumuna ‘meşruiyet' kazandırmak için dinin esas, değer ve hükümlerini ‘araçsallaştır- maya' çalışanlar hep olmuştur ve olacaktır. Gülen örgütü de bunun bir örneğidir, fakat tek örneği değildir. Bu tür söylem ve eylemlerde bulunan, süflî emelleri için dini istismar eden her türlü oluşuma karşı gerekli tedbirler zamanında alınmalıdır.

Devamı yarın...

Yorum Yaz

  608259

-