9 ARALIK 2019 PAZARTESİ

Elif Sönmezışık

HALEP DÜŞERKEN

Elif Sönmezışık

“Akıl durduran, kan donduran…”

Bu kelimeler, soluk alıp veren bir tek Müslüman kalmayıncaya kadar yok oluşu için “yedi düvel”in bir elden çabaladığı Halep için ne kadar da yetersiz kalıyor. Çünkü Halep'teki dehşet manzaralarını tarife imkân kalmadı artık.

Özellikle son bir yıldır yaşanan beşerî kıyamet için sarf edecek ne teselli, ne kınama, ne de olan-biteni izah için güngörmemiş bir kelime kaldı. Ne dense yetmiyor, ne söylense karşılamıyor bu gidişatı.

Bütün vurdumduymazlığı ve aymazlığıyla, neticesini hesap etmeden kendi felaketine koşan insanlıkla çağdaş olmak, o hesapsızlardan biri olmamaya çabalamak ve zulme şahit olmanın kurşun gibi ağır yükü, desek; dertlerimizi dillendirmeye yeter mi? 

Halep diyen her ses, dimağımıza tıka basa dolmuş başka soykırım beldelerini, Müslüman kıyımlarını, daha iyi bir insan ve ölüme daha hazır bir kul olma arzusunu hatırlatıyor nicedir.

Dünyanın bütün hikâyesinin kelimelerle şifrelendiği, insanın fıtrat itibarıyla en çok kelimelerden etkilendiği, bu tesirle zihin ve gönül inşasında yol aldığı düşünülürse; yaşadığımız coğrafyanın bütün acılarına rağmen sesi yükselen kelimelerin bizi ayakta tutma şartı var.

Oysa biz;

Tekrar edip durduğumuz ezberlerin yorgunuyuz.

Dünyanın bütün rezaletlerine yönelik “uluslararası” duyarsızlığın, körlüğün, acımasızlığın, çözümsüz yapmacık yaklaşımların, tek taraflı ateşkeslerin, BM'nin, NATO'nun, AB'nin, Amerikan-Rus çekişmesinin, İslam dünyasının parçalanmışlığının, komşu gaddarlığının, yalnız bir ülke olmanın, merhameti hor gören bölücü baskıların, tuzukuru söylem bunaltıcılığının, ırkçılığın, İslam düşmanlığının yorgunuyuz.

Ardı arkası kesilmeyen taziyelerin yorgunuyuz.

Bombaların, işgallerin, cinayetlerin, zulümlerin, katliamların, eziyetlerin, tecavüzlerin, işkencelerin, savaş suçlarının yorgunuyuz.

Kesintisiz acılara tanıklığın yorgunuyuz.

Soykırım kelimesinin adresini şaşırmışlığının, tarihi yanlış ve kandırmacalı yazanların, doğruların ısrarla inkârının, yaşanan gerçekliği çarpıtan hainlerinvatan evlatlarına ağız dolusu küfredişinin, darbeci kafaların sınırı aşan özgürlüklerine rağmen esir rolü yaptığı bir dünyada yaşıyor olmanın, silahsız insanlar terörist oldukları bahanesiyle ve her türlü yöntemle yok edilirken Batı'nın Türkiye'ye kasteden teröristperestliğinin yorgunuyuz.

Derdimiz çok, ama dertlerimizle barışmayı öğrendik. Deva bulmaktan çok, deva olmak için çabalıyoruz usanmadan. Şehitler Tepesi'nde patlayan terör bombasıyla yüreğimiz yansa da, sivil yardım kuruluşlarının kolektif birliği ve devlet-sivil işbirliğiyle Halep'e giden yardım konvoyları, Türkiye'den umudu kesmek bir tarafa, umut kapısı olmaktan vazgeçilemeyeceğinin delili oldu.

Deva olmanın değil, zalimlerle aynı dünyayı paylaşmanın ve zulme şahit olmanın yorgunuyuz.

Kötü kelimeler ve yalan haberler çok. Ama iyi kelimeler, doğru haberler, çoğaltılan güzel cümleler de var. Dualar, temenniler, iyi dilekler var.

Abdülkadir Geylanî Hazretleri'nin bir sözü: “Sabır hayrın temelidir.”

Bütün bu cinnete sabrediyoruz.

Biz bunca haksızlığın bütün yorgunluğuna rağmen, umut kapısı olmanın saadetini, böyle bir ülkede yaşamanın, dualarda buluşmanın ve lokmasını mazlumla paylaşıyor olmanın şükrünü tadıyoruz; siz de bizdenseniz ve bize eşlik ederseniz, ne mutlu bize.

Ama yine de;

Yazdığım dert maddelerini saymadım. Saymaya ihtiyaç duymadım. Bu yazı ahkâm kesmesin, çetele tutmasın istedim. Bir yürek kaç parçaya bölünebilirdi? Acıları birleştiremeyince bölmeyi yeğledim.

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  205360

-