HALEP’İ ELE GEÇİRMEK İÇİN SAVAŞTILAR

Suriye Selçuklu Meliki Tutuş 470’te (1078) Halep’i kuşattı. Fakat özellikle Ukaylî Emîri Şerefüddevle Müslim b. Kureyş ile Halep Emîri Sâbık’ın Arap kabilelerinin desteğini sağlayarak ona mukavemet etmeleri üzerine başarı sağlayamadı. Tutuş ertesi yıl şehri yeniden kuşatınca halk Şerefüddevle Müslim’e bir heyet gönderip anahtarı ona teslim etmek istediklerini bildirdi.


HALEP’İ ELE GEÇİRMEK İÇİN SAVAŞTILAR

Tâlib Yâzîcî

Tutuş, Emîr Atsız'ın yardım çağrısı üzerine Dımaşk'a dönünce derhal harekete geçen Şerefüddevle kalabalık Arap kabileleri ve kuvvetleriyle şehre girdi ve Mirdâsî hânedanına son verdi (472/1080). Anadolu Selçuklu Sultanı I. Süleyman Şah'ın Antakya'yı fethetmesinden sonra Şerefüddevle ile girdiği mücadele onun ölümüyle sonuçlandı (20 Haziran 1085). Süleyman Şah bu zaferden sonra Halep'i kuşattı. Şehri müdafaa eden kuvvetlerin kumandanı Şerîf el-Huteytî, yapılan müzakerelerden sonra Halep'i Sultan Melikşah'ın onayı alındıktan sonra teslim edebileceğini bildirdi. Bunun üzerine Süleyman Şah kuşatmayı kaldırdı (Temmuz 1085). Ancak daha sonra verilen sözün tutulmaması üzerine ertesi yılın nisan ayında şehri yeniden kuşattı. Şerîf el-Huteytî bu defa Tutuş'a haber gönderip şehri kendisine teslim edeceğini bildirdi.

479 Muharreminde (Nisan-Mayıs 1086) Dımaşk'tan yola çıkan Tutuş, Halep'e yaklaşık 5 km. uzaklıktaki Aynüseylem'de Süleyman Şah ile savaşa girdi ve onu mağlûp ederek ölümüne sebep oldu (4 Haziran 1086). Savaştan sonra Şerîf el-Huteytî Halep'in teslimi hususunda Tutuş'u da oyalamaya kalkıştı; ancak Tutuş 26 Rebîülevvel 479 (11 Temmuz 1086) günü şehri ele geçirdi. Bu gelişmeler üzerine Sultan Melikşah Tutuş'a haber gönderip Dımaşk'a dönmesini istedi. Tutuş da bu emre uyarak Halep'ten ayrıldı. Sultan Melikşah, bazı devlet adamı ve kumandanlarıyla birlikte gelerek 23 Şâban 479'da (3 Aralık 1086) şehri teslim aldı. Ardından da Nizâmülmülk'ün tavsiyesi üzerine Kasîmüddevle Aksungur'u Halep şahneliğine, Nûh et-Türkî'yi de kale kumandanlığına tayin etti (479/1087). Tutuş, Sultan Melikşah'ın ölümünden (485/1092) sonra çıkan taht kavgaları sırasında Halep'i hâkimiyeti altına aldı.

Rıdvân Bâtınîlerle sıkı işbirliği yaptı

Tutuş'un 488'de (1095) ölümü üzerine Suriye (Halep) Selçuklu Melikliği'nin başına geçen oğlu Rıdvân, Fâtımî Halifesi Müstâ‘lînin teklifini kabul ederek başşehri Halep'te ve hâkimiyeti altındaki diğer yerlerde onun adına hutbe okuttu (17 Ramazan 490/28 Ağustos 1097); ancak aldığı sert tepkiler karşısında bundan vazgeçerek yeniden Abbâsîler'e ve Büyük Selçuklular'a döndü (12 Şevval 490/22 Eylül 1097). Rıdvân, Halep'teki Bâtınîler'le sıkı iş birliği yaptı ve onların burada bir dârü'd-da‘ve (propaganda merkezi) kurmalarına müsaade etti; ancak Sultan Muhammed Tapar'ın tehdidi üzerine bazılarını öldürtmek, bazılarını da şehir dışına sürmek zorunda kaldı (501/1107-1108). Haçlılar'ın bazı kale ve stratejik yerleri ele geçirmeleri üzerine Artukoğlu İlgazi ve Arslantaşoğlu Alpı ile ittifak kurdu. Haçlı tehdidi karşısında zor durumda kalan yerli halkın şehri terketmeye başlaması üzerine de göçe engel olmak için beytülmâle ait araziyi onlara sattı ve kendilerine temliknâme verdi. Antakya Prinkepsi Tancred'in Halep bölgesini istilâya teşebbüs etmesi üzerine Rıdvân sûfî, fakih ve tüccarlardan oluşan bir heyeti o sırada Bağdat'ta bulunan Sultan Muhammed Tapar'a göndererek yardım istediyse de emîrler arasındaki meseleler yüzünden sonuç alamadı (504/1111).

Emîr Bedrüddevle Süleyman, Halep'te yönetimi ele geçirdi

Rıdvân'ın 507'de (1113) ölümünden sonra yerine geçen oğlu Alparslan el-Ahres, kısa süren melikliği sırasında Bâtınîler'in faaliyetlerine izin vermemekle birlikte Haçlılar'a karşı da ciddi bir şey yapamadı. Onun 1114'te ölümü üzerine yerini alan kardeşi Sultanşah döneminde idare tamamen Atabeg Lü'lü'ün elinde toplandı. Lü'lü' 1116'da ölünce Emîr Yaruktaş idareye hâkim oldu ve zaman zaman Haçlılar'la iş birliği yaptı. Haçlılar'ın baskı ve tehditleri karşısında zor durumda kalan şehrin ileri gelenleri, Artukoğlu İlgazi'ye haber gönderip Halep'i teslim almasını ve hıristiyanlarla mücadele etmesini istediler; İlgazi de oğlu Timurtaş ile birlikte gelip şehre girdi (511/1117-18). Onun 1122'de ölümü üzerine Emîr Bedrüddevle Süleyman Halep'te yönetimi ele geçirdi.

Kudüs Kralı II. Baudouin Halep'i tehdit edince Artuklu Belek b. Behrâm idareyi ele alıp şehri Haçlılar'a karşı savundu (Haziran 1123). Belek b. Behrâm'ın ölümü üzerine İlgazi'nin oğlu Timurtaş 22 Mayıs 1124'te şehre hâkim oldu. Bu sırada Mardin'de hapsedilmiş olan Suriye Selçuklu Meliki Sultanşah hapisten kaçarak Hille Emîri Dübeys b. Sadaka ve Kudüs Kralı II. Baudouin ile ittifak kurdu. Halep'i kesin olarak ele geçirmeye karar veren müttefikler şehri aldıklarında Dübeys'e teslim etmek üzere anlaştılar. Zor durumda kalan Timurtaş asker toplamak amacıyla Mardin'e gitti; ancak Halepliler'in tutum ve davranışlarına öfkelendiği için geri dönmedi. Kumandayı ele alan Kadı Ebü'l-Hasan Muhammed b. Haşşâb şehri yiğitçe savundu ve Aksungur el-Porsukī'ye haber gönderip yardım istedi. Aksungur'un yaklaşması üzerine müttefikler kuşatmaya son vererek dağıldılar.

Selçuklu Sultanı Halep'i İmâdüddin Zengî'ye verdi

Aksungur'un ölümü üzerine Irak Selçuklu Sultanı Mahmud Halep'i Haçlılar karşısındaki kahramanlıklarıyla tanınan İmâdüddin Zengî'ye verdi (1129). Onun ölümünden (1146) sonra yerine geçen oğlu Nûreddin Mahmud Zengî de aynı şekilde Haçlılar'la savaştı ve çok sayıda kaleyi geri aldı.

Bu arada meşhur Haçlı kontu Joscelin'i esir alarak kaleye hapsetti. Âdil bir hükümdar olan Nûreddin Mahmud şehirde huzur ve sükûnu sağladı. Surları, kaleyi, ulucamiyi, pazar yerlerini ve yolları tamir ettirip zâviyeler ve hastahaneler yaptırdı. Sünnîliği destekleyen medreseler kurarak Irak ve el-Cezîre'den getirttiği âlimlerin buralarda ders vermesini sağladı. Yerine geçen oğlu el-Melikü's-Sâlih İsmâil zamanında Selâhaddîn-i Eyyûbî Halep kapılarına dayandı. Fakat şehir halkı şiddetle karşı koydu ve Eyyûbî kuvvetleri geri çekildi.

el-Melikü's-Sâlih ölümünden önce Halep'i Musul hâkimi İzzeddin Mes‘ûd'a bıraktı. Selâhaddîn-i Eyyûbî, Halife Müstazî-Biemrillâh tarafından kendisine verilen Halep'i ele geçirmek üzere 578'de (1182) Mısır'dan yola çıktı. Ancak bu sırada İzzeddin Mes‘ûd Sincar'ı alarak Halep'i kardeşi II. İmâdüddin Zengî'ye bırakmıştı. Selâhaddin 26 Muharrem 579'da (21 Mayıs 1183) şehri kuşattı. II. İmâdüddin Zengî bir süre mukavemet ettikten sonra Eyyûbîler'le anlaştı.

Buna göre Halep'e karşılık Sincar, Habur, Nusaybin ve Serûc (Sürûc) İmâdüddin'e verildi (17 Safer 579/11 Haziran 1183). Selâhaddîn-i Eyyûbî burayı oğlu el-Melikü'z-Zâhir Gāzî'ye bıraktı. Fakat birkaç ay sonra Halep Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin kardeşi el-Melikü'l-Âdil'in ricası üzerine Mısır'daki bütün haklarından vazgeçmesi karşılığında kendisine verildi. Üç yıl sonra el-Melikü'z-Zâhir tekrar Halep'e tayin edildi (582/1186). Melik Gāzî devrinde (1186-1212) Halep en parlak ve müreffeh dönemini yaşadı. Ticarî hayat canlandı, birçok mimari eser yapıldı; şehir yeniden bir ilim ve kültür merkezi haline geldi. el-Melikü'n-Nâsır II. Yûsuf devrinde (1237-1260) Memlükler'le başlatılan mücadele halifenin müdahalesiyle sona erdi. Hülâgû 1260'ta şehri ele geçirerek yakıp yıktı. Aynicâlût Savaşı'nda mağlûp olan Moğollar Halep'i Memlükler'e bıraktılar (1260). VIII. (XIV.) yüzyılın başında Moğol kumandanı Kazan b. Argun şehri tekrar aldıysa da üç ay sonra terketti.

Yorum Yaz

  682312

-