30 MAYIS 2020 CUMARTESİ

HALEP’İN ÖNEMİ OSMANLI DÖNEMİNDE DAHA DA ARTTI

Ekonomik sebepler dolayısıyla Halep kuzeye ve güneye giden ana ticaret yolları boyunda gelişmesini sürdürdü. Aslında Memlük devrinde başlayan bu gelişme Osmanlı döneminde daha da bâriz hale geldi.


HALEP’İN ÖNEMİ OSMANLI DÖNEMİNDE DAHA DA ARTTI

Tâlib Yâzîcî

Güneye doğru yayılması ise mezarlıkların bu yönde bulunması sebebiyle cılız kalmıştı. Batıda tabakhâneler şehrin içindeki eski yerlerinden bu yöne taşındığı için (1570) nisbî bir büyüme oldu; fakat batı surunun yakınından akan ve taştığında önemli tehlikeler arzeden Kuveyk deresinin varlığı daha fazla büyümesine engel teşkil etti.

Medine ve kaleden itibaren halkalar halinde yayılma eğilimi gösteren Osmanlı Halep'inin en zengin semtleri tüccarın ikamet ettiği, büyük evlerin bulunduğu Ferâfire, Suveyka Ali ve Sefâhiye idi. Küçük tüccara ve zenaatkâra ait basit evler şehri çevreleyen varoşlarda yer almaktaydı. Doğu varoşunun uç kesimleri ile güney varoşunda, kısa bir süre önce göç etmiş yarı kır hayatı yaşayan yoksul halk bulunuyordu. Karlık ve Tatarlar semtleri bu yerleşmelerle oluşmuştu.

Ancak kuzey varoşu, güçlü ve zengin hıristiyan topluluğun oturduğu ve buna paralel olarak büyük yerleşme birimlerinin bulunduğu bir kesim şeklinde ortaya çıktı.

Osmanlı hâkimiyetinin başlarında, dokumacılık ve ticaret alanında şehrin ekonomik gelişimini kolaylaştırmak amacıyla hıristiyanların yerleştirilmesi sonucu teşekkül eden Cüdeyde Behram Paşa Vakfı ve İpşir Paşa Vakfı sayesinde, ekonomik bakımdan güçlenmiş ve dinî vasıfta olmayan bir kamu alanı ve eğlence yeri haline gelmişti. Öte yandan XVII. yüzyıldan itibaren şehirde güçlerini arttıran ve çeşitli mesleklerle uğraşan yeniçeri zümreleri Bankusa, Bâbünneyreb, Karlık, Bâbülmelek, Bâbülmakām gibi doğu varoşlarında ikamet etmekteydiler.

Şehrin en büyük hanı Kurtbey Hanı olup (1540) eski ana merkezin kuzey bölgesine açılan kesiminde, yirmi iki dükkân, üç han, iki kumaş boyama atölyesinden müteşekkildi. Ayrıca Gümrük Hanı ile Vezir Hanı da (1682) diğer önemli iş ve konaklama merkezleriydi. Halep, Osmanlı döneminde vakıflar sayesinde büyük çarşılara sahip olduğu gibi İstanbul tipi uzun ince minareli camileriyle de bu devrin özelliklerini aksettirir. Mimar Sinan'ın ilk eserlerinden Hüsrev Paşa ve Behram Paşa camileri yanında Ahmediye, Şâbâniye ve Osman Paşa medreseleri de dikkat çekici eserler arasında zikredilebilir. Bazıları Türk rokokosu üslûbunda XVII ve XVIII. yüzyıla ait konakları, olgun yapı teknikli cepheleriyle dönemin mimarisinin güzel örneklerini oluşturur.

BİBLİYOGRAFYA:

J. Sauvaget, Alep, Paris 1941; a.mlf., “Haleb”, İA, V/1, s. 121-122; a.mlf., “Ĥalab”, EI² (İng.), III, 88-90; H. Bodman, Political Factions in Aleppo: 1760-1826, Chapel Hill 1963; Abdülkerim Refîk, el-ǾArab ve'l-ǾOŝmâniyyûn, Dımaşk 1974, tür.yer.; A. Birken, Die Provinzen des Osmanischen Reicher, Wiesbaden 1976, s. 235-239; H. Gaube - E. Wirth, Aleppo, Wiesbaden 1984; B. Masters, The Origins of Western Economic Dominance in the Middle East, New York 1988, tür.yer.; A. Marcus, The Middle East on the Eve of Modernity, New York 1989, tür.yer.; André Raymond, Osmanlı Döneminde Arap Kentleri, İstanbul 1995, bk. İndeks.

Savaşa kadar Halep 

Bruce Masters 

 I. Dünya Savaşı öncesinde Halep, İstanbul ve Kahire'den sonra Osmanlı Devleti'nin üçüncü büyük şehri durumundaydı. Savaşın sonlarına doğru İtilâf devletleriyle Araplar'ın hücumlarını sıklaştırmaları üzerine Dördüncü Ordu Kumandanı Cemal Paşa başarısız savunma teşebbüslerinden vazgeçip geri çekildi ve şehir önce Arap kuvvetleri, ardından da İngilizler tarafından işgal edildi (27 Ekim 1918). 1920 Martının başında Şam'da toplanan Eşraf Kongresi, Suriye Krallığı'nın kurulduğunu açıklayarak Şerîf Hüseyin'in oğlu Faysal'ı tahta geçirdi.

Emîr Faysal'ın Suriye kralı olarak taç giymesine (8 Mart 1920) rağmen Fransızlar Sykes-Picout ve Manda anlaşmasına göre Şam ve Halep'e girdiler. Fransa'nın Suriye'deki yüksek komiseri General Gouraud 1 Eylül 1920 tarihli bildirisiyle, Halep'in 72.243 km²'lik bir saha üzerinde kurulan özerk bir bölgenin merkezi olduğunu ilân etti; İskenderun'u da içine alan bu bölgenin yönetimi Araplar'a bırakılmıştı. Böylece Fransızlar Halep'i, batıyı doğuya bağlayan ana ticaret yolu üzerinde olması sebebiyle, bu ekonomik yönünden daha fazla avantaj sağlayabilmek için Suriye'den ayırmaya çalışıyorlardı. Bunun üzerine Halep bölgesinde Fransız manda yönetimine karşı İbrâhim Henânû liderliğinde büyük bir milliyetçi teşkilât kuruldu ve Türkler tarafından silâh ve mühimmatla desteklendi; ancak 1921 yılından itibaren bu destek kesildi. Fransız-Türk savaşı da sona erince Fransız otoriteleri Anadolu'daki bütün askerî güçlerini çekip Arap milliyetçilerinin karşısına çıkardılar. Fransızlar 1922 yılının sonlarında Halep özerk bölgesiyle, onunla birlikte oluşturdukları Şam, Dürzî ve Alevî özerk bölgelerini birleştirerek merkezi Halep olan federal bir devlet kurdular. 1924'te bu federal devlet Suriye adı altında üniter hale getirildi ve hükümet merkezi Şam'a taşındı; İskenderun ise yarı bağımsız bir statüyle doğrudan Beyrut'taki Fransız yüksek komiserliğine bağlandı. Ancak her tarafta Henânû'nun ayaklanmasına Suriye ile antlaşma imzalamak zorunda kaldılar (1936). Bunun üzerine Türkiye İskenderun meselesini ortaya attı ve sonunda Fransa ile Türkiye arasında imzalanan bir antlaşma ile İskenderun Türkiye'ye ilhak edildi (24 Haziran 1939).

II. Dünya Savaşı başlarken Fransa'da Almanya yanlısı Vichy hükümeti iktidarı ele geçirdi. İngiliz savaş uçakları, Halep'in Barun otelindeki Fransız kumanda merkezini bombaladı (1941). General Wilson kumandasındaki İngiliz güçleriyle General Catroux kumandasındaki Hür Fransa hükümeti güçleri birlikte hareket ederek Halep'e girip Suriye'deki Vichy hükümetine bağlı yönetime son verdiler.

General Catroux Fransa hükümeti adına hürriyet vaad etti ve Suriye 29 Şubat 1945'te Birleşmiş Milletler tarafından bağımsız bir devlet olarak tanındı. Ancak Fransa hükümeti bağımsızlığın gerçekleşmesini oyalayınca ülkenin her tarafında Fransa aleyhine gösteriler başladı. Buna şiddetle karşı koyan Fransız askerleri 20-21 Mayıs 1945 günleri Halep'te iki öğrenciyi öldürüp baskılarını arttırdılar ve daha sonra parlamentoya yürüdüler. Suriyeliler'le Fransızlar arasında çıkan çarpışmalara Birleşmiş Milletler müdahale ederek yabancı güçlerin ülkeden çekilmesine karar verdi ve çekilme işlemi 15 Nisan 1946'da tamamlandı.

Osmanlı Devleti'nin dağılmasından sonra siyasî sınırlama dolayısıyla Halep geleneksel ticarî bölgesinden ayrıldığı için ekonomik buhran geçirdi. Ancak kara ve demir yollarının merkezinde bulunduğundan Şam'la mukayese edildiğinde yine de bir ticaret merkezi olarak önemini koruduğu dikkati çeker. Daha sonra şehir, bütün tarım ürünlerini Lazkiye yoluyla ihraç eden bir ticaret merkezi haline geldi. Bugün Suriye ticaretinin % 38'i Şam, % 30'u Halep yoluyla yapılmaktadır. Halep bir ticaret merkezi olmasının yanı sıra aynı zamanda Suriye'nin en önemli sanayi merkezlerinden biridir. Şehirde cam, çimento ve özellikle çeşitli tekstil fabrikaları bulunmakta, ayrıca geleneksel el dokuma tezgâhları da faaliyetlerine devam etmektedir. Halep'te 1946 yılında ilk defa mimarlık fakültesinin açılmasıyla başlayan yüksek öğretim faaliyeti şehri bugün ülkenin ikinci büyük eğitim merkezi haline getirmiştir. Halen burada 1958'den beri çeşitli fakülteleriyle hizmet veren ve toplam öğrenci sayısı 60.000'e yaklaşan bir üniversite, birçok yüksek okul ve enstitü ile tıp fakültesi öğrencilerinin eğitim gördükleri ve aynı zamanda şehrin en büyük sağlık kuruluşu olan bir uygulama ve yüksek ihtisas hastahanesi bulunmaktadır.

Halep, zamanla birbirleriyle kaynaşan çeşitli din ve dinî fırkaya mensup Arap, Türkmen, Kürt, Ermeni ve yahudi gibi milletlerden oluşmuş kozmopolit bir ahaliye sahiptir. Şehrin nüfusu 1883'te 99.179 iken 1908'de % 71.4'ü müslüman, % 20.6'sı hıristiyan ve % 8'i yahudi olmak üzere 119.811'e, 1946'da 340.000'e, 1976'da 750.000'e, 1983'te 985.413'e, 1992'de 1.445.000'e (tah.) yükselmiştir; şehrin merkezi olduğu ilin nüfusu ise 2.667.000'dir (1992 tah.). Nüfusun büyük çoğunluğunu Hanefî ve Şâfiî mezheplerine mensup müslümanlar oluşturmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA:

Âişe Abdülkādir ed-Debbâğ, el-Ĥareketü'l-fikriyye fî Ĥaleb, Beyrut 1392/1972; J. C. David, “Evolution et deplacement des fonctions centrales à Alep aux XIXe et XXe siècles”, La ville arabe dans I'Islam (ed. Abdelwahab Bouhdiba - Dominique Chevallier), Tunus 1982, s. 247-259; Zevkān Karkût, Teŧâvvurü'l-ĥareketi'l-vaŧaniyye fî Sûriye, Dımaşk 1989, s. 231; Ali Rızâ, Ķıśśatü'l-kifâĥi'l-vaŧanî fî Sûriye, Halep 1979, s. 57, 79, 87; a.mlf., Sûriye baǾde'l-istiķlâl, Halep, ts. (Matbaatü Şîk Blok), s. 86, 91, 104, 115; Mahmûd Harîtânî, Esvâķu'l-medîne bi-Ĥaleb, Dımaşk 1991; Nedîm Fakş - Fuâd Hilâl, Delîlü Ĥaleb, Halep, ts. (Matbaatü Câmia Haleb), s. 80, 82, 113, 118, 173, 227; Mustafâ Tallâs v.dğr., “Ĥaleb”, el-MuǾcemü'l-coġrâfî li'l-ķuŧri'l-ǾArabiyyi's-Sûrî, Dımaşk 1992, III, 94-108.

Yorum Yaz

  958541

-