4 NİSAN 2020 CUMARTESİ

Ayşe Yıldız

HANGİ PEYGAMBER GELDİYSE…

Ayşe Yıldız

Ünü ve insanların gönlüne dokunuşu dilden dile konuşulan bir ârifti. Bazı insanlar âlim, bazı insanlar âriftir. Hem ârif hem de âlim olmak ve bunun hakkını verebilmek çok az kişiye nasip olmuştur.

Ârif, Tus şehrine vardı. Şehir ve insanlar onu bekliyordu. Uzun soluklu bir bekleyişti bu. Nihayet halk onu dinleyebilecekti. Kimi sesinden tanırdı, kimi adından, kimi cisminden. Cismen tanıyanlar azınlıkta idi.

Gezgindi ârif, şehir şehir gezer, gezdiği şehirlerde nefsini ezer, sözlerini halktan önce kendine söylerdi. Gizemli bir yanı olsa da gittiği diyarlarda iz bırakırdı. Terk ettiği her şehirde iz kalırdı ondan, kürsüde ki konuşmasını bitirip indikten sonra hâlâ kürsüde biri var ve konuşuyor gibi olurdu. İnsanlar söylüyordu bunu birbirlerine, bitmiyor diyorlardı, kürsüden indikten sonra da konuşuyor söyledikleri bitmiyor…

Bir gelenek haline getirmişti ârif bu gezmeleri. Konuşacağı mescide varmadan evvel şehri koklardı. Sokaklarında gezer, insanlardan önce şehir ile tanışır, ruhu şehir ile kaynaşırdı. Sokakta onu görenler sıradan bir vatandaş sanarak yanından, arkasından, önünden geçip giderlerdi. Sarığı ve cübbesi olması bu duruma mani değildi, zira gezdiği diyarların halkı da böyle giyinirdi.

Şehrin sokaklarına yapılan kısa soluklu gezinti tamama erince hutbe vereceği mescide yöneldi. Mescidin kapısına yaklaştığında kendisini bekleyen kalabalığın içinde onu tanıyanlar öne doğru çıkıp, yaklaşıp hürmetlerini sundular. En sevmediği durum da buydu. Gönle değmek için “karanlık” adını verdiği hürmet sunumu kapısından geçmesi gerekiyordu. Tekrarlanan hal olsa da alışamamıştı hâlâ bu karanlık girişe.

Halkın mescidin önünde bekleyen diğer kısmı da gelenin kim olduğunun bilincine varmış, tanımayanlar da tanımıştı onu. Mescidin içi tıklım tıklım, hani iğne atsan yere düşmeyecek gibi.

Ârif kürsüye çıktı, halk heyecan ile kıpırdanmaya başladı, onun ağzından çıkacak her söz kıymetli idi. Halkın bir kısmı dışarıda kalmış mescide girecek yer bulamıyordu. Mescidin kapısında bir izdiham yaşanıyor herkes en iyi şekilde dinleyebilecek ve onu görebilecek bir yer kapma telaşında…

Mescit imamı kürsüye yaklaştı, mikrofonu alarak;

“Allah'ı seven bir adım öne gelsin” dedi ve mikrofonu Ârife bıraktı.

Mescitteki ahali geride kalan ve içeriye girmekte sıkıntı yaşayanlara yer verme gayretinde iken gözleri kürsüye odaklanmıştı. Ârifin sesi duyuldu mescitte; parmağı ile kendisinden önce halka seslenen adamı işaret ederek ve ellerinin yönünü o adamda sabitleyerek;

“Hangi peygamber dünyaya geldiyse bu adamın söylediğini söyledi, hangi evliya geldiyse bu adamın söylediğini söyledi, hangi imam geldiyse bu adamın söylediğini söyledi, hangi âlim ve hangi ârif geldiyse bu adamın söylediğini söyledi” Dedikten sonra ahalinin şaşkınlığı arasında başka hiçbir kelametmeden kürsüden indi ve şehri terk etti.

İşte oruç o adımlardan biriydi, Allah'ı sevenin muhabbete atacağı bir adım, her şey o bir adımda saklıydı!

Ayşe Yıldız

AYŞE YILDIZ - TERCÜMEİHÂL

AYŞE YILDIZ DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  255446

-