27 MAYIS 2020 ÇARŞAMBA

HASTALIKLARDAN KORUNMANIN SIRRI İSLAM’DA SAKLI

Peygamberimiz ve ashabına hediye olarak gönderilen doktora, aylarca hasta gelmemesinin nedenini Peygamberimizin ‘temizliğe dikkat etmek, acıkmadıkça bir şey yememek ve doymadan kalkmak’ olarak açıkladığını ifade eden Genetik Uzmanı Dr. Atilla Kurtuluş, “Dinimizin esasları bugün tıpta insanlara önerilenlerle aynı Hastalıklardan korunmanın sırrı İslam’da saklı” dedi.


HASTALIKLARDAN KORUNMANIN SIRRI İSLAM’DA SAKLI

Gelişen teknolojiyle birlikte ölümcül hastalıklar da yaygınlaştı. Stres, cep telefonu, bilgisayar ve baz istasyonlarından yayılan radyasyona maruz kaldığımız günümüzde, sağlığımızı tehdit eden diğer unsurlarda sağlıksız ve genetiğiyle oynanmış tüketim maddeleri. Bunların yanı sıra giydiğimiz ürünlerde bile kansere neden olan boyalar mevcut. Dört bir yanımız hastalık riskiyle çevriliyken kendimizi korumamız için uzmanlar çeşitli yollar gösteriyor ve araştırmalar yapıyorlar. Milat Gazetesi'nden Özlem Doğan'a konuşan Genetik Uzmanı Dr. Atilla Kurtuluş ‘Sağlıklı kalabilmek için neler yapabiliriz' sorusunu cevapladı.

Tamamlayıcı ya da geleneksel tıp nedir?

Tamamlayıcı tıp, yurtdışında kinezyolojiden ozonterapiye, fitoterapiden biorezonansa kadar birçok daldan oluşuyor. Tedavi olan hastalara tedavi etkinliğine ilaveten uygulanıyor. Tıp fakültelerinde öğretilen ve değişik dalları olan konseptin dışında tamamlayıcı tıp dediğimiz uygulamalar mevcut. Tamamlayıcı tıbbın geleneksel kısmında sülük terapi ve hacamat var. Peygamber efendimize miraçta meleklerin ‘ümmetine hacamatı öner' uyarısı üzerine Efendimiz ümmetine hacamatı öneriyor. Bu uygulamayı tamamlayıcı tıp kapsamı içinde geleneksel tıp olarak uyguluyoruz.

HACAMAT BİR DETOKSTUR

Geleneksel tıp olarak adlandırdığınız hacamat ve sülük terapinin faydaları nelerdir?

Geleneksel tıpta yer alan hacamat, birikmiş bölgesel atıkların kan basıncı sayesiyle dışarı atılmasını sağlar. Vücudumuz bu kirli atıklardan kurtulduğu için o bölge arınmış olur. Bize düşen; meleklerin peygamberimize önerdiği bu uygulamanın hikmetini araştırmaktır. Hacamat bir detokstur. Bir diğer geleneksel uygulama olan sülük tedavisinde ise sülüğün kendi enzimleri var. Bu enzimler vasıtasıyla sülük vücuttaki toksinleri emiyor ve bir takım enzimler salarak o bölgenin kendisini yenilemesini sağlıyor.

Geleneksel tıp ve hacamatı göz önünde bulundurduğumuzda İslam'ın sağlığa bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Peygamberimiz ve ashabına Mısır kralı tarafından doktor hediye gönderilmiştir. Aylar geçtiği halde bir Müslüman bile doktora gelmeyince doktor bunun nedenini merak eder.  Efendimiz de, “Burada senelerce kalsan, sana kimse gelmez. Çünkü,  Ashabım hasta olmaz! İslâm dini, hasta olmamak yolunu göstermiştir. Ashabım temizliğe çok dikkat eder. Acıkmadıkça bir şey yemez ve sofradan da, doymadan kalkar!" buyurur. Temizliğe dikkat etmek, acıkmadıkça bir şey yememek ve doymadan kalkmak. İşte güzel dinimizin esasları bugün tıpta insanlara önerilenlerle aynı.

TIP USTALIK BİLGİSİDİR

Geleneksel tıbbın tarihçesine bakıldığında bu uygulamaların sadece doğuya özgü olduğunu söyleyebilir miyiz?

Gelenek, usta çırak ilişkisiyle öğrenilen bir şeydir. Tıp zaten ustalık bilgisidir. Bilgi katlanarak artar. Peygamberimiz zamanındaki bilgi, Osmanlı dönemiyle birlikte ABD‘de bile uygulanmış. Kupaterapide uygulanan modern cihazların ilk örnekleri ABD'de görülmüştür.

Biorezonans nedir, tıbbi açıdan nasıl kullanılıyor?

Değişik dalgaboylarında değişik bölgeleri ekileme şansımız var. Rus bilim adamları 45 yıl önce her dokunun ve her mikroorganizmanın rezonansa geldiği ölçümleri gerçekleştirdi. İşte bu titreşimlerle bazı mikroorganizmalar yok edilebilir. Bazı dokularda vücutta sinir sisteminin beyne ulaştırıldığı merkezler titreştirilerek harekete geçirilebilir.

BAĞIMLILIKLARI YOK EDEBİLİYORUZ

Biorezonans özellikle hangi sağlık sorunlarında aşama kat edilmesine yardımcı oluyor?

Kişilerin ağrı veya bağımlılıklarını yok edebiliyoruz. Yemek, sigara, uyuşturucu gibi alışkanlıklara ihtiyaç duymasını engelliyoruz. Kişide davranış değişikliği meydana getiremeyiz ama özgür iadesiyle bırakmasına yardımcı olabiliriz.

Çevresel faktörlerden nasıl etkileniyoruz? Buna bir çözüm var mı?

Jeopatik stres, bulunduğumuz mekânın kendisinden kaynaklanan sebeplerin kişi üzerinde dengesizlik oluşturmasıdır.  Bu da kansere yol açar. Biorezonansla, yüzde yemişi sudan oluşan insanın içinde bulunan suyun hafızasını silerek detoksifiye olmasını sağlıyoruz.

AŞI TARTIŞILAN BİR UYGULAMA

Yıllardır kendimize uygulattırdığımız alışılagelmiş uygulamalar ve zararları nelerdir?

Vücudumuzda bulunan diş dolgusu gibi maddelerin toksit etkileri kimyasal yapılarından kaynaklanıyor. Enerjetik yapıları sebebiyle vücuda zarar veriyor. Mesela aşı bile bugün tartışılıyor. Aşıdan dolayı meydana gelecek zarar, hastalığın ortaya çıkaracağı zarardan daha az olduğu için uyguluyoruz. Yoksa aşının içinde civa buluyor.

OTİZM'DE PATLAMA VAR

O halde bu tür uygulamalar toplumda özellikle hangi hastalıkları artırdı?

Otistik çocuklar bundan yirmi sene önce on beş binde bir görünürken,  günümüzde otizm yüz elli bir çocukta bir görülecek kadar sıklaştı. Beslenme esnasında çocukların yemiş oldukları gıdalar, yapılan aşılar, ebeveynlerin ağzındaki amalgamlar, dolgular hastalıkları tetikleyen etkenler. Diş implatlarının bir yıl içinde kansere yol açtığına ilişkin bulgular var. İmplantlara çok fazla güvenilmemesi  gerekir.

ŞEKERDEN KESİNLİKLE UZAK DURUN

Stres, gıda ve sağlık. Birbirine bağlı bu üç unsur dikkate alınarak neler yapmalı ve özellikle sıhhatimiz için nelerden kaçınmalıyız?

Stres bağışık sistemini baskılar. ‘Teessüf etme tebessüm et'  sözünden yola çıkarak olaylara iyimser bakmak lazım. Tükettiğimiz gıdaların birçoğu kişiyi kansere meyilli hale getiriyor. Vücudumuz soba gibidir. Her hücremizde adeta soba yakılarak enerji üretiliyor. Antioksidan adını verdiğimiz gıdalar, yani renkli sebze ve meyvelerin içerdiği antioksidan vücudumuzun hasar görmemesini sağlıyor. Şekerden zengin gıdaları ise tüketmemeliyiz.  

Obeziteye neden olan aşırı yemek yemenin vücuda en büyük zararı nedir?

Hücrelerin yaktığı enerji küllerinin dışarı atılması lazım. Hücre boşluklarına hücreler dışkılarını bırakırlar ki bu dışkıların adı toksindir. Böbrek ve karaciğer vasıtasıyla detoksifiye edilip idrar yoluyla dışarı atılır. Aslında her yediğimiz gıdayla vücudumuzda hücre dışkısına da maruz kalırız. Ne kadar çok yiyecek tüketirsek vücudumuzda o kadar çok toksin biriktiririz. Aşırı gıda tüketmenin bir zararı da budur.

Vücuda zararı olan ve kilo almamızı sağlayan ana etken yağlı yiyecekler mi? Şekerli gıdalar mı?

Yağlı gıda tüketerek obez olunmaz. Şeker ve şekerli gıdalar kilo aldırır ve vücutta yağlanma yapar. Yediğimiz bütün şekerli gıdalar asidiktir. Karbonhidratlı besinler, şeker ve şekerli çaylar, asitli içeceklerin içindeki insüline uğramadan kana karışan fruktoz gibi zehirli şekerlerden ihtiyacınızdan fazla şekerli gıda alırsanız, vücut yağlama sayesinde ancak zehirlenmeyi önler. Sağlıklı ve zinde bir vücut için şekerin mutlaka kesilmesi gerekiyor.

ANTİBİYOTİKLİ TAVUK YEMEYİN

Bir de dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sıkça ve bilinçsizce kullanılan antibiyotikler var…

Antibiyotik kullandığımız zaman vücudumuzda olması gereken yararlı bakterileri de öldürüyoruz. Elzem olmadığı sürece antibiyotik kullanmamalıyız. Probiyotik yönden zengin gıdalar tüketmemiz lazım. Aksi halde fırsatçı mikroorganizmalar salgıladıkları zehirli maddelerle bizi zehirlerler. Antibiyotik basılmış tavuk ve yumurtaları tüketmeyin. Çünkü tükettiğimiz anda bu gıdalardaki antibiyotikler direk bağırsaklarımıza yapışıp kirli salgılar yayıyorlar.

PLASTİK DAMACANA KANSER YAPIYOR

Piyasada bol miktarda bulunduğu öne sürülen GDO'lu ürünlerin yanı sıra içtiğimiz suya kadar kansere sebep olan birçok etkenle karşı karşıyayız. Bunun önüne nasıl geçebiliriz?

Dalından koparılmış ve tarım ilacı kullanılmamış sebze ve meyveleri tüketmeye çalışalım. GDO şüphesi olan gıdalardan uzak durmak gerekiyor. Plastik damacanalarda bulunan bisfenol-a, östrojen etkisi yapıyor. Erkeklerde erkeklik hormonunun üzerinde baskı yaparken, kadınlarda da kansere neden oluyor. Bu yüzden kesinlikle cam şişelerden su tüketmeliyiz.  Bunun yanında sodyum benzoat bulunan tüm gıda maddeleri ve ürünler kanserojendir.    

*** Yağlı gıda tüketerek obez olunmaz. Şeker ve şekerli gıdalar kilo aldırır ve vücutta yağlanma yapar. Yediğimiz bütün şekerli gıdalar asidiktir.

***Otistik çocuklar bundan yirmi sene önce on beş binde bir görünürken,  günümüzde otizm yüz elli bir çocukta bir görülecek kadar sıklaştı. Beslenme esnasında çocukların yemiş oldukları gıdalar, yapılan aşılar, ebeveynlerin ağzındaki amalgamlar, dolgular hastalıkları tetikleyen etkenler

*** Plastik damacanalarda bulunan bisfenol-a, östrojen etkisi yapıyor. Erkeklerde erkeklik hormonunun üzerinde baskı yaparken, kadınlarda da kansere neden oluyor. Bu yüzden kesinlikle cam şişelerden su tüketmeliyiz. 

Kaynak: Milat / Özlem Doğan

  1. Dr. Atillla Bey'i tanıyorum. Güler yüzü ve yaklaşımıyla şu ana kadar tanıdığım en iyi doktorlardan biri. Hastaya bütünsel yaklaşımıyla farkını ortaya koyuyor..

Yorum Yaz

  978834

-