8 ARALIK 2019 PAZAR

Bülent Acun

HAYATIN KALBİ CAMİ

Bülent Acun

Her yıl özgün bir tema ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kutlanan Camiiler ve Din Görevlileri Haftasının bu yılki teması da son derece özgün ve isabetli, cami ve hayat.

Hiçbir zaman ve zeminde Müslüman için camiyi hayattan, hayatı camiden ayırmanın imkanı yoktur. Cami ve hayatın bir biri ile ilişkisi ruh ile bedenin ilişkisi gibidir; bu itibarla denilebilir ki: “Camisiz hayat ruhsuz, hayatsız cami bedensizdir.”

 Rahman'ın rahmet evi olan cami, Müslüman hayatının kalbinin attığı yerdir.

 Dünyaya gözünü açar açmaz, kulağına okunan ezanla camiyle tanışan Müslüman, sonsuz rahmete ermek için son nefesine kadar her daim camidedir. Onun hayatı tefekkür zaviyesinden bakıldığında namazsız ezan ile başlayıp, ezansız namaz ile sona eren, ezan ile namaz arası yaşanmış bir ömürdür.

 Dünyaya geldiği evi ile birlikte, camiyle İslam'ın içine doğan Müslüman, hayatı boyunca ruhen camide doyar. İslam'ın o hür ve gür sesini can kulağı ile yine camide duyar.

 Cami, beşikten mezara Müslümanın hayatının tam merkezinde yer alır. Bu merkezi konumun iktizası olarak cami, Müslümanlara çocukluk dönemlerinde, büyüklerin kendilerine kol kanat gerdikleri bir şefkat ve merhamet merkezi, yaşıtlarıyla avlusunda ve içinde bıkmak usanmak bilmeden koşup oynadıkları bir gül bahçesi, gençler için, içinde yaşadıkları toplumun kıymetli bir değeri oldukları bir ilim ve irfan merkezi, yaşlılar için de ilahi huzurda bulunmanın huzurunu yüreklerinin merkezinde hissettikleri bir sevgi, saygı, hürmet ve muhabbet merkezidir.

 Cümle kapısını sonuna kadar açarak Rahman'dan hidayet, rahmet, nimet ve cennet istemek üzere fevc fevc camiye akın eden Müslümanların hayatları ile hakikat arasındaki bütün engeller yerle bir olur. Namaz insanları eşitler, bir general orada erle bir olur, engelliler baş üstünde değer bulur, kadınlar saygı bulur, kıymet bulur, değer bulur…

 Cami hayat ile hakikat arasında muhkem bir köprüdür. Bundan dolayı camiyle hayatın arasını ayırmak hakikate girişilen hakiki bir suikasttır. Bizim irfanımızda cami hayatı hem ihya eder, hem inşa eder. Her kim ki aksini iddia eder, bırakın insanları, kendisini bile zor ikna eder. Camilerin ihya ve inşa edemediği hayatları hafazanallah şeytanlaşmış insanlar, zihniyetler, ideolojiler imha eder.

 Bugün Müslümanlar olarak camiyle hayatın arasındaki engelleri ortadan kaldırmadıkça, ayağımıza vurulan prangaları, elimize vurulan zincirleri kırıp, üzerimize serpilen ölü toprağını silkeleme başarı ve basiretini göstermenin imkanına asla sahip olamayacağız.

 “Caminin ihya ve inşa edemediği hayatlar huzura aç, mutluluğa muhtaçtır. Kötülüğün esaretine mahkum, iyiliğin erdeminden mahrumdur. Şeytani ideolojilerin pençesinde tutsak, rahmani gayelerin faziletlerinden uzaktır.”

 Cami minaresiyle bir davet merkezi, avlusuyla bir ülfet mekanı, mihrabıyla bir ibadet diyarı, kürsüsüyle bir ilim irfan mektebi, minberiyle de bir irşat yurdudur. İşte Müslüman hayatı ezanla dirilir, Kur-an'la yoğrulur, namazla durulur ve güzel ahlakla doğrulur. Böylece camiden cennete kulluk ile Rabbe müstakim bir yol bulunur.

 Görevlisi bulunduğu yüce dinin gönüllüsü olduğunu, atanmışlığın derekesinden kurtulup , adanmışlığın derecesine yükselerek gösteren din görevlisi, ne yapıp edip önüne konan bütün engelleri aşacak, asli vazifesinin İslam ile insanı buluşturmak olduğu şuuruyla hareket ederek, kendisine emanet edilen hademe-i hayratlık anahtarı ile hayatı camiye, camiyi hayata açacaktır. Böylece insan yitirdiği ne kadar değer varsa hepsine ulaşacaktır.

BÜLENT ACUN - TERCÜMEİHÂL

BÜLENT ACUN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  789015

-