24 EKİM 2019 PERŞEMBE

Zihni Çakır

HDP’LİLER “YERLİ VE MİLLİ” SAYILABİLİR Mİ?

Zihni Çakır

Bu kadar ağır bedellerle kazanılmış bu vatana mensubiyet şuuru olmayanın, bu vatan uğruna şehit düşenlerin kanıyla renklenmiş bayrağa saygı duymayanın bu topraklarda aldığı nefes bile haram.

Hürriyet karakteri olmuş bir milletin mensuplarıyız. O yüzdendir ki; en zayıf ve en çaresiz dönemimizde bile, dört bir yanımızı saran kuşatma iklimine teslim olmadan;

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

haykırışlarışlarıyla korku salmışız düşmana.

İşgalcilere karşı verdiği kahramanca mücadelede şehit düşenlerin kanından rengini, bu kanın oluşturduğu göle yansıyan ay ve yıldızdan da şeklini alan bayrağımızdır hürriyetimizin sembolü.

O yüzdendir ki;

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal

mısralarını günde bin kez dinlesek bininde de diken diken olur tüylerimiz.

Mithat Cemal Kuntay'ın “Bayrakları bayrak yapan üstünde ki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” dediği de bu değil mi zaten!

Bu toprakları vatan yapan, uğruna şehid düşen ecdadsa, bu bayrağa renk veren de, o şehitlerin kanı değil mi?

Bu kadar ağır bedellerle kazanılmış bu vatana mensubiyet şuuru olmayanın, bu vatan uğruna şehit düşenlerin kanıyla renklenmiş bayrağa saygı duymayanın, bu topraklarda aldığı nefes bile haram.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Yenikapı'da terör mitingindeki, “1 Kasım seçimlerinde TBMM'ye hangi partiden olursa olsun fark etmez 550 tane yerli, milli ve bedeni ve kalbiyle bu ülke için çalışacak milletvekili göndermenizi istiyorum” çağrısı, populist bir söylem mi zannediyorsunuz siz.

Erdoğan'ın bu çağrısını, bayrağa olan muhabbeti ve bağlılığı “ırkçılık” olarak nitelendirecek kadar bu vatana dair mensubiyeti kaybolmuş zavallıların hezeyanlarının tetiklediğinden şüpheniz bile olmasın.

Erdoğan'ın bu haklı çıkışına, HDP Grup Başkanvekili ve Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken, twiter sayfasından yönelttiği, “Kürt bir vekil olarak yerli ve milli sayılıyor muyuz? Ya da olabiliyor muyuz?” sorularıyla tepki vermiş.

Balüken'in bu soruları sormadan önce, Demirtaş'ın, “bayrağını al gel teröre karşı yürüyelim diyor. Sanki Kürtler bayrağa saldırmış. Bu çarpıtmadır. Tehlikelidir. Irkçılık, milliyetçilik yapmayın” sözlerine açıklık getirmesi gerekmez mi?

Bu vatanın bağımsızlığının ve hürriyetinin sembolü olan bayrağa karşı bile muhabbeti olmayan, birlik ve bütünlüğümüzü temsil eden bayrağı ırkçılığın sembolü gibi gösteren bir kafaya yerli ve milli denilebilir mi?

Aynı partiden üstelik seçim hükümetinin de üyesi sıfatına sahip Ali Haydar Konca'nın, “HDP'nin barajın altına itilmesi tam aksine Türkiye'nin bölünmesini getirecektir” sözlerinin yerlilik ve millilikle bir ilgisi olabilir mi?

Tabii ki hayır. Ve hiç şüphem yok ki; bunların bayrak alerjisinin tek sebebi devlet ve millet düşmanlığı da değil!

Meslektaşım sevgili İnanç Uysal'ın “Türk, batının gözünde haç'a çarpan hilal'dir” şeklinde müthiş bir sözü var. Bunlar da, Haçlı zihniyetinin milenyum temsilcileri olarak, bayrakdaki, haç'ı durduran o hilal'den rahatsızlar.

Olsunlar! Umrumuzda mı sanki!

Üstelik verdiğimiz rahatsızlıktan duyduğumuz memnuniyetle ve daha gür bir sesle;

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

dizelerini haykırıyoruz, “yerli ve milliler” bir bütün halinde…

 

ZİHNİ ÇAKIR - TERCÜMEİHÂL

ZİHNİ ÇAKIR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  488019

-