18 KASIM 2019 PAZARTESİ

Zihni Çakır

HDP TERÖRÜ, ŞİDDETİ VE BÖLÜNMEYİ VAADEDİYOR!

Zihni Çakır

 Üç gün üst üste 1 Kasım seçimleri öncesi siyasi partilerin seçim beyannamelerini ele aldım. O dizi içerisine HDP'yi eklememiş olmamın temel nedeni de, kaybettiği meşruiyetini zorlama hukukun getirdiği legalite kamuflajıyla sürdürmesi.

Meşruiyet ve legalite, bir takım kirli ilişkileri ve milli-manevi değerlerin yerleşik hale getirdiği “yazılı olmayan toplumsal yasalara” aykırı eylemleri kamufle etme aracı olur kimi zaman.

Türkiye şu an tam da buna tanıklık ediyor.

PKK ile her türlü ilişkisi nedeniyle meşruiyetini kaybeden HDP, bu gerçeği ise legaliteyle perdeliyor.

Yazılı hukuk, yargıçların da “bananeci” tavrından aldığı güçle, “terörün, şiddetin ve bölücülüğün” odağına dönüşen bu partiyi legal sınırları aşmasına karşın, koruyup kolluyor.

Üç gün üst üste 1 Kasım seçimleri öncesi siyasi partilerin seçim beyannamelerini ele aldım. O dizi içerisine HDP'yi eklememiş olmamın temel nedeni de, kaybettiği meşruiyetini zorlama hukukun getirdiği legalite kamuflajıyla sürdürmesi.

-bölünmeyi ve iç savaşı vaad ediyor-

Terör önrgütüyle organik bağı ve ülkenin üniter bütünlüğünü tehdit eden çizgisi “yazılı olmayan toplumsal yasalar” önünde çoktan mahkum edilmiş bir yapıyı, diğer üç partiyle, AK Parti, MHP ve CHP ile bir arada, bir başlık altında irdelemeyi hiçbir etik değerle izah edemeyeceğimin farkındayım.

Aslına bakarsanız bütün hamleleri Kandil tarafından şekillendirilen, söylemleri Avrupa'daki güç merkezlerinin derin dehlizlerinde belirlenen bir yapı olarak HDP'nin 1 Kasım için vaadettiği birşey de yok.

Birkaç süslü cümle ile barış ve demokrasi hamasetinin seçim bildirgelerine eklenmiş olması, terör ve şiddeti, küresel aklın Türkiye'yi bölüp parçalamak için hazırladığı plana hizmeti, ülkeyi bir iç savaşın eşiğine getirip etnik ve mezhepsel çatışmayı körüklemeyi perdemiyor.

Bu ülkenin bir bölgesinde ve dahi lokal alanlarında özyönetim ya da özerklik gibi hedefler ortaya koyan, Suriye'nin Kuzeyindeki Kürt Kantonlarının tanınacağını ilan eden HDP, bunun bedeli olarak da şunları vaadiyor:

- Engellilere ve emeklilere toplu taşıma ücretsiz olacak.

- Kredi kartı borçları, borçlular lehine yapılandırılacak. Kredi kartı faiz oranları düşürülecek.

- GSS Prim borçları silinecek.

- Üretici, köylü sendikaları desteklenecek.

- Sigortasız ve sendikasız çalıştırma önlenecek. Taşeronluk sistemi kademeli olarak kaldırılacak.

Bu ülkenin engellisinin, ülkenin bir çakıl taşı için bir ömür sürünmeyi göze alacak kadar onurlu, emeklisinin bir ömür aç susuz yaşamaya razı gelecek kadar karakterli olduğunun farkında değiller.

Tek bir karış vatan toprağı için kredi kartı borçlusundan vergi borçlusuna, asgari ücretlisinden memuruna işçisine tüm kesimlerin ömrünü o borç batağında geçirmeye bile razı gelecek kadar bu vatana sevdalı olduğunu idrak edemeyecek kadar akıl fukarası bunlar.

-Ülkeyi işgal heveslilerine teslim etmeyi amaçlıyor-

Asıl ve en haince vaadleri de “Savunma ve güvenlik harcamalarını azaltmak”.

Dört bir yanı ateş çemberi, yüz yıllık bir haritanın kalan kısmının tamamlanmasına dair küresel sistem yenilenmesinin hedefi olan bu toprakların savunma refleksini zayıflatmayı amaçlamak, bu ülkeyi tıpkı Irak'ta olduğu gibi tek kurşun atamadan işgal heveslilerine teslim etmekten başka ne anlam ifade eder?

Mevcuttaki taarruz ve kuşatma ikliminin arkasındaki güç merkezlerinin talep edebileceği bu ihanet planını vaad olarak belirlemek, HDP'nin nereden ve kimden beslendiğini, kime ve neye hizmet ettiğini ortaya koyuyor.

Peki buna rağmen HDP'nin şiddet ve terörle olan ilişkisini kamufle amaçlı barış ve demokrasi söylemine inanıp oy verecek olanlar çıkar mı yine? Bunun sorusunu da Başbakan Yardımcısı ve AK Parti Ankara 2. Bölge Milletvekili Adayı Yıldırım Tuğrul Türkeş veriyor: “Hayır canım. Figen Yüksekdağ ‘ben sırtımı PKK'ya dayıyorum, Kandil'e dayıyorum' dedikten sonra, deli olması lazım İzmir'deki beyaz Türk'ün bu HDP'ye oy vermesi için”.

 

ZİHNİ ÇAKIR - TERCÜMEİHÂL

ZİHNİ ÇAKIR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  871825

-