5 ARALIK 2019 PERŞEMBE

Bülent Acun

HER ENGELLİ BİR AYNADIR

Bülent Acun

Aynaları bilirsiniz;  onlar bizi bize olduğumuz gibi gösteren, kendilerinde yalanda hilafta bulunmayan, zahiri hakikatimizin gözümüze tecelli ettiği, bizi her gün kendimizle yüz yüze, göz göze getiren birer suretmetremiz. Şimdi belki de bu tabiri okuyunca suretmetre mi? Hımm, diyeceksiniz. Varın deyin, literatüre o kadarcık da katkımız olsun.

Aynalarla  “mecburen, mecburiyetten” her gün göz göze yüz yüze geliriz. Onlara bakar kendimizi görür, görünüşümüzün niceliğini bilir, şeklimize çeki düzen verir sonra da yola revan oluruz.

Aynalara kızmak, darılmak, öfkelenmek olmaz. Çünkü onların varlık sebebi olanı olduğu gibi göstermektir. Bunu yapamayan aynalar ya kirlidir ya da paslıdır, zamanla yok olup kırılıp giderler. Aynalar sadece evimizin belli bölümlerinde bulundurduğumuz, çantamızda ya da cebimizde taşıdığımız aletlerden ibaret değildir. Esasen bilene her yer ayna, görene her şey aynadır.

Sevgili Peygamberimiz(s.a.v.) “Mü'min, mü'minin aynasıdır.” buyurur mesela. Atalarımız ola “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” der. Mevlana'nın “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.” tavsiyesi de için dışa, dışında içe birer ayna olmasını önerir mahiyettedir. Bir mü'min olarak söylemimize, eylemimizin ayna olması gerektiğini, Kerim kitabımızdaki şu ayeti kerimeden öğreniyoruz. “Ey iman edenler! Niçin yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz? Bunu yapmanız Allah katında çok çirkin görünmektedir.” (Saf-2)

Yaptıklarımız yapacaklarımızın, geçmişimiz geleceğimizin, amellerimiz inancımızın birer aynası mesabesindedir. Çocuk ailenin, öğrenci öğretmenin, vatandaş devletin, fert ise cemiyetin aynasıdır. Hasıl-ı kelam alemdeki insan, hayvan, canlı cansız her şeye ferasetle bakabilenler için Esma-i İlahiyye'nin müstakil müstesna ve muhteşem birer aynasıdır.

Rabbimizin şu dünya hayatında bildiğimiz bilemediğimiz nice hikmetleri gereği, kendilerine imtihan ettiği her engellide bir aynadır.

Engelli öncelikle ailesinin aynasıdır. O ayna da annenin, babanın, kardeşlerin, eş ve çocukların tavır davranış hal ve durumları açık ve net bir şekilde ortaya çıkar. Ailesinden yeterince sevgi ilgi ve güç almış engelliler hayatta huzur mutluluk ve başarı yolunda en önemli adımları atmış sayılırlar. Her zaman ve zeminde ailesinin arkasında olduğu bir engellinin önünde hiç bir engel duramaz.

Engelli içinde yaşadığı sosyal çevrenin aynasıdır. İnsan çevresinden ibarettir. Hakikati tam manasıyla bu noktada tezahür eder. Sosyal çevresinden sevgi ilgi ve anlayış göstererek, hayatını sürdüren bir engelli, tüm bunların neticesi olarak, evine ve içine kapanıp, isyankâr a-sosyal bir fert olmaktan kurtularak, çevresi tarafından desteklenip, kabullenilmişliğin verdiği moral ve motivasyonla engelleri aşma yolunda emin adımlarla ilerleyecektir. Böyle bir fert toplumuna dert olmayacaktır.

Engelliler sosyal devletin de birer aynasıdır. Bir devletin ne kadar sosyal devlet olabildiğinin en önemli ölçütlerinden birisi de o devletteki engellilerin durumlarıdır. En yalın ve veciz ifadesiyle bir devlet engelli fertlerine ne kadar iş ve aş imkânı sağlamışsa onun sosyal devletliği o kadardır. Sağladığı eğitim ve istihdam ile engelli fertlerini topluma kazandırmayı başarmış bir devletin önünde hiç bir kaos ve kriz duramaz. Ne yapıp edip önündeki engelleri kaldırıp, rehabilite ederek, topluma kazandırdığımız her engelli, devleti ve milleti için bir imkân, bunları yapamayıp ihmal ederek kendilerini sorunlarıyla yüz yüze, yüz üstü bıraktığımız her engelli de yine devlet ve millet için bir imtihandır.

Engelli eğitimin de aynasıdır, eline kitap ve kalem veremediğimiz her engellinin hayatına hüzün ve elemi hâkim kılıyoruz demektir. Şayet bir engelliyi biz eğitemezsek onu cehalet ve sefalet öğütecek, eritecektir. Eğitimin önündeki engelleri kaldıramayan bir müfredatta öğretmende ve okulda hayır yoktur. Bir insanın önündeki engellerin kalkmasında okulun öğretmenin ve eğitimin sisteminin rolü anlatılamayacak kadar çoktur. Bugün bir şekilde bir yere gelmeyi başarmış her engellinin hayatının bir yerinde mutlaka kahraman ve fedakâr bir öğretmen vardır. Engellilerin topluma kazandırılmasında öğretmene çok önemli görevler düşmektedir. Okul okuma yazmanın okulu olduğu gibi engellilerle engelsiz bir iletişiminde okulu olmalıdır. Okulda öğretmenleri ve arkadaşları arasında sevilen, beğenilen, takdir edilen değer gören bir engelli okul hayatındaki azim, başarı ve mutluluğunu hayat okulunda da devam ettirecektir.

Engelliler medeniyetimizin aynasıdır.

Görme engelli bir sahabesini 13 kere yerine devlet başkanı olarak tayin etmiş bir peygamberin ümmeti olarak bugün bu kutlu sünnetin neresindesin?

Modern zaman Müslümanlarına acaba Abese suresinin nüzul sebebi ve ilk ayetleri ne söyler? İslami STK'ların bir engelliler ajandası var mı? Müslümanlar olarak engelliler hususunda dünya'ya neler önerebiliriz? Engellilerimizin sorunlarına çözüm üretecek, yeterli kurum ve kuruluşlara sahip miyiz? Sahipsiz kedilere ve kuşlara bile hastane kuran bir medeniyetimizin mensupları olarak engellilerimizle yeterince ilgileniyor muyuz? İlgisizlik bilgisizlik duyarsız ihmal ve fakirlik yüzünden isyan deryalarında kaybettiğimiz engellilerimizin vebali kimin? 8 buçuk milyon engellisi bulunan bir ülkede engellilerin sorunlarına çözüm üretmeye matuf kaç tane proje var? Neden bu konulara yeterince eğilmiyoruz? Hep sağlam kalacağımızın garantisi mi var elimizde? Engellilerimizin hallerine tercüman olan, duygu ve düşünce dünyalarını yansıtan, engellerini aşma noktasında onlara rehberlik edecek kaç tane kitabımız, filmimiz, tiyatromuz, şiirimiz ve türkümüz var?

BÜLENT ACUN - TERCÜMEİHÂL

BÜLENT ACUN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  047356

-