20 TEMMUZ 2019 CUMARTESİ

Serhat Efe Demir

HER ŞEY KENDİ DOĞRULARINIZDA OLSUN…

Serhat Efe Demir

Özellikle de, kendi dünya çizginizi çizmeniz hususunda. Sonuç olarak, bu dünya alemine bir kere geleceğimize inanmaktayız. Peki, ikinci bir şansımızın olmadığı ve her şey için çoğu kez bir defa karar verebilme hakkımızın olduğu dünya hususlarında, neden başkalarının kararları doğrularımız olsun?

İnsan özgür bir varlıktır. Özgür oldukça mutludur. Özgürlük ise, iradenin kullanım sınırlarıyla ilgilidir. İrademiz üzerinde olan insiyatifimiz, bizi biz yapan tek unsurdur. Yani, mutlu bir hayatın en önemli unsuru, dünya çizgimizin üzerindeki irade özgürlüğümüzdür.

İrade özgürlüğü, bireyin yetişmiş olduğu sosyal ve aile toplumunun kültürel formlarıyla doğrudan ilişkilidir. Bireylerin mutlu oldukları ve mutlu olmadıkları durumlar, bize nasıl bir ortamda yetiştikleri hakkında ipuçları vermektedir. İşte, karar irademizde bizi ele veren durumların başında gelmektedir. Birçoğumuz, bizim adımıza her şeyi düşünen, yapan, karar veren, sözde sevgisinden ve iyiliğimizi istediğinden dolayı irademizi kısıtlayan anne, babamızla yetişkinlik dönemi yaşadık. Böyle bir aile toplumu içerisinde kişiliğini bulmaya çalışan çocuklar, ergen dönemlerinde de tıpkı annelerine ve babalarına benzeyen arkadaşlar edinmeye başlayacak, kendileri de ebeveynlerini rol model alacaklar ve tüm insiyatiflerini onların ellerine bırakarak, iradesiz ve sorumluluk sahibi olmayan bireyler olarak topluma karışacaklar. Tabii bu, en iyi ihtimal, çünkü maalesef, her çocuk ve genç bu örnekteki kadar şanslı olamıyor. Karar mekanizmasını kullanmayı bilmeyen kişiler mantıklı tercihler de yapamazlar. Daha duygusal ve oldu bittiye yatkın olurlar. Kötü alışkanlıkları ve huyları olan yaşıtları ile arkadaşlıklar kurmaları, onların karakterlerine dönüşmeleri ve karar iradelerini onların ellerine bırakmaları da kaçınılmaz olabilmektedir. Zira, sigara, alkol ve uyuşturucu gibi maddelerin küçük yaşlarda kullanımı ve devamında bağımlılığa dönüşmesinin en büyük nedeni de budur.

Ebeveynlerin ve eğitmenlerin çocuklara ve gençlere her şeyden önce irade kavramını aşılamaları büyük önem taşımaktadır. Kişiliğin keşfi yolculuğunda olunan hassas dönemlerde, tercihler ve verilen kararlar, sonucu ne olursa olsun kişisel gelişim kazanımı olarak bireyi geleceğe hazırlayacaktır. Doğruların takdir görmediği, yanlışların ayıplanmadığı bir düzeni benimsemek, ileride oluşabilecek hayatsal sorunların önüne geçecek, çocuklarımızın hayatı daha gerçekçi kavramasına, sorgulamasına ve yorumlamasına olanak sağlayacaktır. 

Bireyler açısından bakacak olursak, konu başında hayatımızın tekrarı olmadığını ifade etmiştik. Mutlu bir hayat sürebilmenin faktörleri arasında karar irademiz olduğunu da belirttik. Bu konuda yanıldığımı iddia eden varsa eğer, lütfen bana mail atsın J

Kim kendi tercihi dışında birisine aşk besleyebilir? Kim kendi tercihi dışında bir işi severek yapabilir? Kim kendi tercihi dışında bir yemekten tat alır? Kim kendi tercihi dışında bir filmden zevk alır?

Bu soruları kendinize göre çoğaltıp sıralayabilirsiniz. Zira, büyük çoğunluğunda kendi tercihlerinizin olmasını arzu edersiniz. Peki, tercih / karar hususundan önce, sizin için mutluluk ne ifade ediyor bunu ele almanız daha önemli bir konudur. Çünkü, karar iradenizi bir başkasına bırakmadan önce, mutluluğun sizde ki anlamını ve kendinizi nasıl hissedeceğinizi kavrayabilirseniz, emin olun o iradeyi başkalarının ellerine bırakmak istemeyeceksinizdir. Bunu sadece mutluluk üzerinden ele aldım ve bir örnek olarak belirtiyorum. Sizler tüm tercihlerinizde kendinizi ve sahip olduğunuz en değerli olgunuzu, hayatınızı ele alın ve hissedin. Gerçekten ben ne istiyorum? Bunu yapmalı mıyım? Mutlu olacak mıyım? Kazanacak mıyım? Başaracak mıyım? gibi, gibi…

Sosyal ve sosyal olmayan insan tipleri arasında bazı farklılıklar vardır. Karar iradesi de bunların başında gelen farklardan biridir. Sosyal olan tipler sorumluluk alan, karar merci olmayı tercih eden, ortamda lider olmaya yatkın, çözümlemeyi seven, her durumu sorgulayan tipler olurken, sosyal olmayan tipler ise, sorumluluktan kaçan, iradesini başkalarına bırakmayı tercih eden, suçlanmaktan ve yanlış yapmaktan korkan, dışlanmaktan ve sevilmemekten endişe eden, sürekli takdir edilmeyi bekleyen tipler olarak karşımıza çıkarlar. Her iki tipte yüksek statülere sahip olabilme şansına sahip olabilir, iyi bir refah kazanabilirler, belki de varlıklı hayatlar sürebilirler. Ama irade özgürlüğünün sınırlarını genişletmeyi başarmış olan, sosyal diye adlandırdığımız tipler, mutluluğu kavramış, zevk sahibi bireyler olarak yaşar, kendi karakterlerini yansıtırlar…

Yanlışıyla, doğrusuyla kararlarınız sizden olsun. Kararlarınız sizden olduğu müddetçe hep doğrudur. Çünkü yanlış kararlarda, doğru kararlarda sizin geleceğinize yatırımlarınız olacaklardır. Rol model aldığınız karakterlerin etkisi altında kalmayın. Her ceket, her bedene uymaz, uydursak bile her bedende aynı durmaz. Lütfen kendi kaleminizi kendiniz tutun ve dünya çizginizi kendiniz çizin…

 

 

SERHAT EFE DEMİR - TERCÜMEİHÂL

SERHAT EFE DEMİR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  036163

-