25 OCAK 2020 CUMARTESİ

HOLLANDA’NIN SÖMÜRGE FAALİYETLERİ: ENDONEZYA

Endonezya takımadaları 16. yüzyılın başlarından itibaren sömürgeci güçlerin istilasına uğramaya başlamıştır. Bölgeyi ticaret ve misyonerlik faaliyetleri ile kontrolü altına almak isteyen ilk ülke Portekiz olmuştur.


HOLLANDA’NIN SÖMÜRGE FAALİYETLERİ: ENDONEZYA

Yüzyılın sonunda Hollandalı denizci ve tüccarlar da Endonezya'ya ulaşmışlardır (1595). Önce birbirinden ayrı faaliyet gösteren şirketler daha sonra Hollanda Doğu Hindistan Şirketi (VOC) adı altında güçlerini birleştirmişlerdir (1602). Şirkete, parlamento tarafından çıkartılan bir kanunla, savaş açma, diğer devletlerle antlaşmalar yapma, para basma, koloni kurma, şahısları mahkum etme ve cezalandırma gibi yetkiler verilmesi, firmanın aslında özerk bir devlet gibi konumlandığını göstermektedir. Dünyanın ilk çokuluslu şirketi ve hisse senedi çıkartan ilk şirket olarak kabul edilen VOC, Endonezya'daki varlığını yüzyıllar boyunca sürdürse de, 18. yüzyılın ortalarından itibaren maddî sıkıntılar yaşamış ve yüzyılın sonunda mal varlıkları ve toprakları Hollanda Devleti'ne devredilmiştir (1799).

Şirket Endonezya'da Müslümanları her zaman bir tehdit ve potansiyel bir tehlike olarak görmüştür. Şirketin kuruluş kanununda “Gerçek Hristiyanlığın yayılmasını ve gelişmesini sağlamak” temel görevlerden biri olarak belirtilmiştir. 17. yüzyılın ilk yarısında Hollanda Hindistanı Genel Valiliği tarafından, Batavia'da (Cakarta) Hristiyan okullarına devam eden Endonezyalı çocuklara günlük yarım kilo pirinç verilmiştir. Vali Jan Pieterszoon Coen'in bir diğer uygulaması ise Hollandalılara, emirleri altında bulunan Endonezyalıları Hristiyanlık eğitimi verme zorunluluğu getirilmesi olmuştur (1622).

İlerleyen yıllarda Hristiyanlığı kabul eden Endonezyalılara para verilmesi şeklinde resmî uygulamalar da sözkonusu olmuştur (1635).

Hollanda'nın sömürgeci uygulamaları Müslüman Endonezya halkının dinî tercihleri ve yaşantıları üzerinde yoğunlaşmış gözükmektedir. Nitekim Batavia Kilise Konseyi aldığı bir kararla Müslümanların sünnet olmalarını yasaklamış ve dinî okullar kapatılmıştır (1643). Bu uygulamayı Müslümanların ve Çinlilerin dinî toplantılar düzenlemesinin yasaklanması takip etmiştir (1651). Ancak bu yasak halkın tepkisi üzerine 1674'te kaldırılmıştır.

Şirket eliyle Hollanda'nın Endonezya'da Müslüman halk üzerindeki en önemli müdahalelerinden biri de hac ibadetinin engellenmesidir. İlk dönemlerde şirkete ait gemilerle hac yolculuğu yapanlar olmuşsa da, bu uygulama 1716'da yasaklanmış ve hac ibadetini gerçekleştirmek isteyenler çeşitli engellemelere maruz kalmış, pek çok hacı dönüşte ülkesine sokulmayarak göçe mecbur bırakılmıştır. Müslümanların hac ibadeti esnasında sömürgeciliğe karşı bilinçlenmesinin bir başkaldırı sürecini tetikleyeceğinden endişe edilmesi, bu uygulamanın temel nedeni olmuştur.

Sömürge idaresinin 19. yüzyılda yerleşmesiyle birlikte halkın sömürge yönetimine karşı tepkileri de artmış ve 19. yüzyılda başta Açe Savaşı (1873-1904) olmak üzere yüzbinlerce insanın hayatını kaybettiği pek çok savaş gerçekleşmiştir. Bununla birlikte bu yüzyıl Endonezya'da misyonerlik faaliyetlerinin arttığı bir zaman dilimi olmuştur. Yine de bu faaliyetler Müslüman halktan çok animist inançlara sahip kesimler üzerinde tesirli olmuştur.

Endonezya'daki misyonerlik faaliyetleri bizzat Hollanda devleti tarafından finanse edilmiş ve bu durum Endonezya'nın bağımsızlığını kazandığı 20. yüzyılın ortalarına kadar devam etmiştir. Hatta Protestan Kilisesi 1815'ten itibaren tamamen devletin kilisesi olarak faaliyet göstermiş, atamalar, maaş ödemeleri ve programlar bizzat devlet tarafından yapılmıştır.

Hollanda'nın Endonezya'daki sömürge politikaları, 20. yüzyılın başlarından itibaren “ahlakî politika” adı verilen yeni bir yönteme dayanmıştır. Böylece halkın Hristiyanlaştırılması noktasındaki çalışmalar yerini Müslüman halkın en temel ifadesiyle Batılılaştırılmasına bırakmıştır. Bu kapsamda Batı tarzı eğitim veren okullar açılmış, yönetim alanında da “Halk Meclisi” adında yapılar tesis edilerek yerel unsurlara karar alma süreçlerinde bazı ufak yetkiler verilmiştir. Hollanda'nın bu politikalarında 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında Endonezya'da bulunan ve Hollanda hükümetinin “Yerli ve Arap İşleri Danışmanı” olarak görev yapan, tanınmış oryantalist Snouck Hurgronje'ın büyük etkisi olmuştur.

İkinci Dünya Savaşı sürerken, Mart 1942'de, Japonya'nın Endonezya'yı işgal etmesi üzerine Hollanda Endonezya'dan çekilmek zorunda kalmıştır. Hollanda da Almanya tarafından işgal edildiği için Hollanda Kraliçesi Wilhelmina, Londra'da bir sürgün hükümeti kurmuştur. Wilhelmina'nın Temmuz-Ağustos 1942'deki ABD ziyaretinde dönemin ABD Başkanı Roosevelt kendilerine destek vermek için savaş sonrası sürece dair bir açıklama beklediğini ifade etmiştir. Zor durumdaki Hollanda, Endonezya'daki sömürgesini ABD gibi büyük bir gücün desteği olmadan sürdürmesinin imkansızlığını gördüğünden, Kraliçe Wilhelmina 6 Aralık 1942'de Londra'da İngilizce olarak bir radyo konuşması yapmış ve savaşın ardından Hollanda Krallığı'nın yeniden organize edileceğini, Hollanda ve kolonilerden oluşan bir Hollanda Milletler Topluluğu oluşturulacağını vaad etmiştir. ABD'nin Endonezya'nın Japon işgalinden kurtarılması noktasında inisiyatif alması ancak bu tarihten sonra sözkonusu olmuştur.

Savaş yıllarında Japonya tüm sınırları kapattığından işgalin sonlarına kadar Endonezya'da süreç dünyaya kapalı bir şekilde ilerlemiştir. Hollanda'nın bu birkaç yıldaki genel politikası Endonezya'yı Japonların elinden almak, bunu yaparken de Müslüman halkın desteğini kazanmak için Japonların olumsuz uygulamalarını öne çıkartmak olmuştur.

Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı'nı kaybetmesi ile birlikte 17 Aralık 1945 tarihinde Endonezya bağımsızlığını ilan etmiş, fakat Hollanda bu kararı tanımamıştır. Endonezya'nın bağımsızlık mücadelesi ve Hollanda'nın eski sömürge topraklarını yeniden kontrol altına alma politikaları ile geçen dört yılın ardından 27 Aralık 1949 tarihinde Endonezya'nın bağımsızlığı kabul edilmiştir.

Sömürgecilik tarihinin en önemli devletlerinden biri olan Hollanda, Endonezya topraklarında yüzyıllar boyunca sürdürdüğü politikalarla büyük bir zenginlik ve refaha kavuşurken, Endonezya halkı sahip olduğu zenginliklerden istifade edemediği gibi, yüzyıllar boyunca bir başka devletin sömürgesi olarak kalmıştır.

Devamı yarın...

Yorum Yaz

  319282

-