9 AĞUSTOS 2020 PAZAR

HOLLANDA SURİNAM’DA İSLAM’I VE MÜSLÜMANLARI HEDEF ALDI

Hollanda’da göçmenleri hedef alan ve bir devlet politikası olarak uygulanan “azınlıklar politikası” öncelikli olarak İslam dinini ve Müslümanları hedef almaktadır. Bu kapsamda İslam bir din olarak tanınmamıştır.


HOLLANDA SURİNAM’DA İSLAM’I VE MÜSLÜMANLARI HEDEF ALDI

Hollanda 1979 yılında ülkeye dışarıdan gelen göçmenlerin kalıcılığını resmen kabul etmiştir. Bu tarihten sonra entegrasyon politikaları uygulamaya sokulmuş ve “konuk işçi” yerine “kültürel azınlık” ve “etnik azınlık” ifadeleri kullanılmaya başlanmıştır. Hollandalı akademisyen Thijl Sunier bu konuda şu çarpıcı tesbiti yapmaktadır:

“Etnik ya da kültürel azınlıklar, aşağı sınıfsal konumları yanında kültürel bakımdan Hollanda toplumundan tümüyle ayrılan gruplar olarak tanımlanmıştır. Böylece entegrasyon ve kültürel kimlik kavramları birbirlerine zıt olarak karşı karşıya getirilmiştir. Buna göre bir kimse kendi kültürüne ne kadar bağlı ise, topluma o kadar az entegre olabilirdi. Tersi durumda entegrasyonun daha hızlı gerçekleşeceği varsayılmıştır.”

Hollanda'da göçmenleri hedef alan ve bir devlet politikası olarak uygulanan “azınlıklar politikası” öncelikli olarak İslam dinini ve Müslümanları hedef almaktadır. Bu kapsamda İslam bir din olarak tanınmamıştır. Bu durum, çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu göçmen grupların dinî hassasiyetlerinin dikkate alınmamasına ve inançları ile ilgili konularda sorun yaşamalarına sebebiyet vermiştir. Thijl Sunier bu konuda şunları söylemektedir:

“Şimdi toplumda yeni bir kategori sözkonusuydu: ‘Müslüman kültürü'. Kim bir Türk veya Faslının kafasında ne olduğunu anlamak istiyorsa, bu müslüman kültüründe derinleşmeliydi. Piyasaya birçok yayınlar sürüldü, bu yayınlarda müslüman kültürün özgül niteliklerinin ne olduğu ve müslümanlarla nasıl ilişki kurulması gerektiği konusunda açıklamalar yapıldı. Sözgelimi Türkler ile Faslılar arasındaki muhtemel farklılıklar, İslam içindeki doktrinel farklılıklara indirgeniyordu. Çok sık ifade edilen bir fikre göre müslümanlar hristiyanlara kıyasla doktrinel düzlemde daha katıydılar, zira ‘Hrisiyanlığın tanıdığı kilise ve devlet arasındaki ayrım, İslam'da pek bilinmeyen bir olguydu'. Hristiyanların aksine müslümanların kişisel ve toplumsal yaşamını tümüyle din belirliyordu. Giderek İslam, sadece müslümanların davranışlarını belirleyici bir faktör değil, bunların karşılaştığı bir dizi sorunu da açıklayıcı bir temel olarak görülmeye başlandı. Bu tür bir düşünce biçiminin örneklerini sokaktaki adamdan sendika elemanlarına, bilimadamlarından kilise ve siyaset adamlarına kadar herkesin kafasında bulmak mümkündür. Bütün bu durumlarda İslam ve bağlılarına karşı bir güvensizlik ve küçümseme yanında, özellikle müslümanların Batı toplumlarında olgun bir yurttaş olarak davranamayacağı düşüncesi hakimdir.”

80'li yılların başında ülkedeki yabancılara yönelik politikalar “azınlıklar politikası” olarak adlandırılırken, 90'larda bu tanımlama yerini “entegrasyon politikası”na bırakmıştır. Bu kapsamda ülkedeki Müslüman göçmenleri hedef alan uygulamalar Hollanda'nın dünya kamuoyunda çokkültürlülük ve özgürlükler alanındaki olumlu imajı ile örtüşmemektedir. Kadir Canatan, ülkede başta Türkler olmak üzere Müslümanlara yönelik olumsuz uygulamaları şöyle sıralamaktadır:

“Yeni dönemde azınlıkların zihninde kalıcı etkiler bırakmış olan bir seri uygulama, Hollanda'nın Avrupa genelinde kazandığı toleranslı ülke ve çokkültürlülüğe açık toplum imajını ciddi bir şekilde sarsmıştır. Aile birleşimine getirilen katı sınırlamalar, seçici göç politikası, kategoral olanakların ve projelerin kaldırılması, anadil ve kültür eğitiminin iptali, bazı imamların çeşitli bahanelerle yurt dışı edilmesi, imam eğitimi konusunda resmi insiyatifin sivil insiyatifin önüne geçmesi, ‘uygun iş' kavramının rafa kaldırılması ve kişilerin kendi mesleği dışındaki işlere zorlanması, ödeneklerin sıkı kontrol altına alınması ve ödenek alan kişilerin kendi ülkelerindeki mal varlığının araştırılması ve daha da önemlisi göçmenlerin kitlesel olarak kendi ülkelerine geri dönüş sürecine girmesi gibi olaylar ve uygulamalar yeni dönemin göçmen aleyhtarı bir politika içine girdiğini gösteren somut gelişmelerdir.”

Untitled-2_173
550 bin nüfusa sahip Surinam'da 150 bin Müslüman var

Eğİtİm Alanında Yaşanan İhlaller

Günlük hayatın pek çok alanında olduğu gibi, eğitim alanında da önemli ihlaller yaşanmakta, özellikle Müslüman göçmenler eğitim haklarından eşit şekilde istifade etme konusunda ciddi sıkıntılarla karşılaşmaktadırlar.

Ülkede temel eğitim (anaokulu+ilkokul) çağındaki Müslüman çocukların sayısı 130 bin, çoğu 1988-1993 yılları arasında kurulan İslam okullarına giden öğrenci sayısı ise 10 bin civarındadır. Dolayısıyla geriye kalan 120 bin Müslüman çocuk devlet okullarına yahut özel okul statüsündeki Katolik ve Protestan din okullarına devam etmektedir. Ülkede 45'i ilkokul, 2 tanesi de ortaokul ve lise düzeyinde olmak üzere toplam 47 İslam okulu bulunmaktadır. Ülkede yaşayan Müslümanların çocuklarının istedikleri gibi eğitim almalarına olanak sağlayacak okullar açmaları yönündeki talepleri kabul görmemektedir. Özcan Hıdır bu konuda şunları nakletmektedir:

“Mevcut İslam okullarının ihtiyacı karşılamadığı bir gerçektir. Ancak talep olmasına rağmen yeni okulların açılması, özellikle de orta ve lise kısmının açılması konusunda çeşitli engellerle karşılaşıldığı da bir hakikattir. Bu meyanda 1992 yılında temel eğitim yasasında yapılan bazı değişiklikler özel İslâm okulu açmayı oldukça katı kurallara bağlamıştır. Bu katı şartlara ve siyasî konjonktüre rağmen, Müslümanlar Hollanda'nın bir çok bölgesinde yeni İslâm okulu açma çabalarını sürdürmektedir. Ne var ki İslam okulları, ‘entegrasyon politikalarına engel teşkil ettiği' gerekçesi ile özellikle ırkçı eğilimlere sahip politikacılar tarafından sürekli gündeme getirilmekte ve böylece yeni okulların açılmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır.”

Devamı yarın...

Yorum Yaz

  796362

-