HOLLANDA SURİNAM’I EYALETE DÖNÜŞTÜRDÜ

Bir Güney Amerika ülkesi olan Surinam, Hollanda’nın yakın tarihe kadar sömürdüğü bölgelerden biridir. Hollanda ile İngiltere arasında 1667’de imzalanan Brede Antlaşması ile İngiltere New Amsterdam (New York)’a karşılık Hollanda’ya bugünkü Surinam’ı bırakmıştır.


HOLLANDA SURİNAM’I EYALETE DÖNÜŞTÜRDÜ

Surinam

Burada kurulan şeker kamışı ve kahve plantasyonlarında çalıştırılmak üzere 19. yüzyıla kadar Afrika'dan yaklaşık 250 bin köle Surinam'a getirilmiştir. 1863'te köleliğin kaldırılmasının ardından bu kez Hindistan ve Endonezya'dan getirilen zorunlu işçiler bu plantasyonlarda çalıştırılmıştır. 1922'ye kadar Hollanda'nın sömürgesi olarak kalan Surinam bu tarihte “Hollanda Guyanası” adıyla Hollanda Krallığı'na bağlı bir denizaşırı eyalete dönüştürülmüştür. Ülke 1954'te içişlerinde bağımsızlık elde ederken tam bağımsızlığına ancak 1975'te kavuşabilmiştir.

Hollanda Antilleri

Güney Amerika kıtası yakınlarındaki Karayip Denizi'nde bulunan Küçük Antiller takımadalarının bir bölümünü oluşturan Hollanda Antilleri, önce İspanya, ardından İngiltere ve son olarak 17. yüzyılda Hollanda tarafından işgal edilmiş ve sömürgeleştirilmiştir. Adalar, köleliğin yasaklandığı 1863 yılına kadar köle taşımacılığında bir aktarma merkezi olarak kullanılmış, 1954 yılında sömürge olmaktan çıkartılıp Hollanda'ya bağlı özerk bölgeler haline getirilmiştir.

Untitled-2_171
Yahudilerin Surinam'da köle ticareti

Hollanda Antilleri, 10 Ekim 2010 tarihinde yapılan bir referandum ile dağılmış ve kendisinden daha önce 1986 yılında ayrılan Aruba adası ile birlikte doğrudan Hollanda'ya bağlı dört yeni özerk bölge oluşturulmuştur. Bunlar, Aruba, Curaçao, Sint Maarten ve BES Adaları (Bonaire, Seba, Sint Eustatius)'dır. Hollanda'dan binlerce kilometre uzakta bulunan sözkonusu adalar statüsü değişmiş gibi gözükse de hala Hollanda'nın deniz aşırı bir sömürgesi olarak varlığını sürdürmektedir. Adalar her ne kadar Hollanda toprağı olması sebebiyle ülke standartlarına eşit seviyede ulaşma imkanına sahip olsa da, hayat şartları Hollanda'nın çok gerisindedir. Demografik yapıya bakıldığında da sömürgeciliğin etkileri açık şekilde görülmektedir zira nüfusun yaklaşık %85'ini Afrika kökenliler oluşturmaktadır.

Hollanda ihlal karnesi A. Göçmenler ve Entegrasyon Politikaları Bir Göçmen Ülkesi Olarak Hollanda

Hollanda Merkez İstatistik Kurumu'nun 2012 yılı verilerine göre ülke nüfusu 16.7 milyondur ve ülkede nüfusun yaklaşık %21'ine tekabül eden 3.5 milyon göçmen bulunmaktadır. Bu oran gerek Avrupa gerek dünya ülkeleri arasında oldukça yüksek sayılabilecek bir rakam olup Hollanda'nın bir göçmen ülkesi olduğuna işaret etmektedir. Ülkede yabancılar resmî istatistiklerde “Batılı” ve “Batılı olmayan” şeklinde ikiye ayrılırken, Batılı olmayan yabancıların sayısı 1 milyon 938 bindir.

Ülkede resmî rakamlara göre 1 milyon Müslüman yaşamaktadır. Ancak gerçek rakamın bunun üzerinde olduğu belirtilmektedir. Ülkedeki Müslüman nüfusun yaklaşık 400 binini Türkler, 350 binini Faslılar, geri kalanını ise İran, Irak, Somali, Endonezya ve Surinamlılar ile diğerleri oluşturmaktadır. Müslümanlar ülkede nüfusun yaklaşık %6'sını oluşturmaktadır.

İkinci Dünya Savaşı Sonrası İşçi Alımları

İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde Hollanda, diğer pek çok Avrupa ülkesi gibi dış iş gücüne ihtiyaç duymuş ve böylece “konuk işçi” statüsünde işçi alımları başlatılmıştır. Bu kapsamda önce İtalya, Yugoslavya gibi ülkelerden işçi alımları yapılmış, ancak Avrupalı işçilerden son derece zorlu ve ağır işlerde verim alınamayınca Türkiye ve Fas gibi ülkelerden işçi alımlarına başlanmıştır.

Untitled-2_172
Bir beyaz kadın hayvanat bahçesinde yaşayan bir zenciyi besliyor

Hollanda'ya Türk göçü de 1960'lı yıllarda başlamış ve 70'li yıllardan itibaren aile birleşimleri ile ülkedeki Türk nüfusunda hızlı bir artış sözkonusu olmuştur. 1980'de ülkedeki Türklerin nüfusu 120 bine ulaşırken, bu tarihten itibaren göçün niteliğinde belirgin değişiklikler olmuş ve siyasi göçmenlerin sayısı artmıştır. Bugün ülkede yaşayan Türkiyeli göçmenlerin sayısı 400 bine ulaşmış durumdadır. Özcan Hıdır, son yıllarda bu durumun tersine döndüğünü, gerek uygulanan ayrımcı politikalar, gerekse Türkiye'deki ekonomik olanakların artması sebebiyle bir geriye dönüş süreci başladığını şu cümlelerle ifade etmektedir:
“Önemli oranda Türkün de kendilerini hakim yapı tarafından dışlanmış hissettiği ifade edilmektedir. Bu sebepledir ki son dönemlerde Türkiye'ye dönüş yapanların veya yapmayı düşünenlerin oranı artmaktadır ki, düşünce planında bu oran yaklaşık üçte iki civarına ulaşabilmektedir. (…) Buna göre Hollanda'daki özgürlüklerdeki kısıtlamalar, yabancılara yönelik sert toplumsal tartışmalar ve atmosfer, iş piyasasında yabancılara yönelik ayrımcı tavırlar ile Avrupa'daki ekonomik krizin yanı sıra Türkiye'nin son dönemde gösterdiği özellikle ekonomik performansın getirdiği rüzgarın da bunda alabildiğine etkisi vardır.”

Yorum Yaz

  616143

-