21 KASIM 2019 PERŞEMBE

Fahri Sarrafoğlu

İBADETHANE- ÜNİVERSİTE –HASTANE VE CAMİ

Fahri Sarrafoğlu

“İşte Zeyrek Camii'nin saklı hikâyesi”

Fahri Sarrafoğlu

Fatih ilçesinin en güzel kültürel mirası arasında yerini alan Zeyrek Cami'nin belki de bilmediğimiz birçok sırrı olduğunu biliyor muydunuz?  Ayasofya'dan sonra dünyanın ikinci Bizans yapısı olan Zeyrek Camii'nin, Bizans döneminde hastane olarak kullanıldığını ve sıkı durun bu hastanede çalışan başhekimin “TÜRK DOKTOR” olduğunu biliyor muydunuz? İşte DETAYLAR:

İSTANBUL'A HÂKİM BİR TEPEDE KURULAN MANASTIR

Bugünkü adıyla Zeyrek Camii, Bizans dönemine ait Pantokrator Manastırı'nın kiliseleri olup Haliç'e hâkim bir tepenin üstünde teraslarla düzenlenmiş geniş bir arazi üzerinde kurulmuştur. Camiyi oluşturan birbirine bitişik üç kilisenin Bizans devrindeki isimleri Evrenin Hâkimi Îsâ Mesîh (Hristos Pantokrator), Başmelek Mikhail (Arhangelos Mikhail) ve Şefkatli Meryem Ana'dır (Theotokos Elaiusa). Manastır İmparator II. Ioannes Komnenos'un eşi, Macar Kralı Laszlo'nun kızı Eirene tarafından 1124 yılı dolayında inşa edilmeye başlanmış.

50 YATAKLI HASTANESİ DE VAR

Yapıldığı dönemde manastırın elli yataklı, beş bölümlü, iyi düzenlenmiş bir hastahanesi, kütüphanesi, yaşlılar yurdu, tıp mektebi, eczahane ve ayazma gibi bölümleri vardı. Burası aynı zamanda Bizans imparatorluk ailesinin de gömüldüğü bir yer olarak da kullanılmıştır.  Başta yapının bânisi imparator ve imparatoriçe ile daha sonra Komnenos ve Palaiologos hânedanlarına mensup birçok kişi buraya gömülmüştür.

HAÇLI İŞGALİNDE TALAN EDİLİYOR

Bizans devri boyunca şehrin çok saygı gösterilen yapıları arasında olan manastır Latin işgali esnasında Venedikli Katolik din adamları tarafından kullanılmıştır. TDV İslam Ansiklopedisinde Hayri Fehmi Yılmaz'ın verdiği bilgiye göre, bu sırada yapıların zengin kilise eşyası, Hristiyan azizlere ait bazı kutsal hâtıralar (rölikler), hatta yapı malzemeleri başta Venedik olmak üzere Avrupa'nın değişik şehirlerine götürülmüştür. Yapı, İstanbul'un Doğu Katolik İmparatorluğu'nun başkenti olarak kaldığı 57 yıl boyunca farklı amaçlar için kullanıldı. Bir kısmı saray olarak kullanılırken bir kısmı da konuk evi olarak tahsis edilmişti. Yine bu dönemde birçok Hıristiyan azizine ait kutsal eşya da Venedik'e yollanmıştır. Yarım yüzyıl boyunca hiç bakım ve onarım görmeyen Pantokrator Kilisesi, tüm kıymetli madenleri tükenene dek yağmalanmıştır. Bizans'ın son devrinde manastır hastahanesinin varlığını sürdürdüğü, başhekimliğini de bir Türk'ün yaptığı kaynaklarda belirtilir. Manastırdan günümüze ulaşan kiliselerden ikisi kapalı Yunan haçı planlıdır, ortada yer alanı ise iki kubbe ile örtülen tek nefli bir yapıdır. Duvarlar büyük ölçüde eski binalardan getirilen taş-tuğla malzeme ile ve tuğla ağırlıklı olarak örülmüştür. Duvarların genelinde bu dönemde çok yaygın olan ve bir sıra tuğlanın geri çekilmesiyle yapılan gizli tuğla duvar örgüsü kullanılmıştır.

FETİHTEN SONRA MEDRESE OLUYOR

Fâtih Külliyesi'nin yapımından önce burası 700 öğrencinin eğitim gördüğü bir medrese olarak kullanılıyor. Camiye ismini veren Molla Zeyrek, Akşemseddin ve birçok dönemin alimleri burada ders vermişlerdir. Fatih medreseleri inşa edildiğinde Zeyrek Cami, dönemin en büyük din alimleri arasında yer alan tasavvuf  ehli   Abdullah-ı İlâhî'ye verilmiş ve bir zâviye şeklinde faaliyetini sürdürmüştür. Abdullah-ı İlahi: “Fatih Sultan Mehmed'in davetiyle İstanbul'a gelip Zeyrek Medresesi'nde ders vermeye başlayan Alaaddin et-Tûsi'den zahiri ilimleri tahsil etmiştir. Ubeydullah Ahrar'ın halifesi, şair, vahdet-i vücud'u benimseyen sufilerden Abdurrahman Cami'den (ö.1492) faydalanmıştır.”

İSTANBUL'UN SON PATRİĞİ VE AKŞEMSETTİN

Zeyrek Caminin Batı duvarında Osmanlı döneminde açılan bir pencerenin üzerinde bulunan yedi satırlık mermer kitâbede Akşemseddin'in burada geçirdiği zamandan bahsedilmektedir. II. Mehmed tarafından şehrin alınışından sonra patrik seçilen ve parlak bir geleneksel törenle görevine getirilen Gennadios Sholarios son imparator XI. Konstantinos Dragases tarafından burada hapsedilmiş olarak bulunmuştu. Patriklikten istifa edip keşiş olan Nifon, 15. yüzyılın sonunda Selanik halkı tarafından başpiskopos ilan edilene kadar manastır işlevini sürdürüyordu. Bazı binalar ayakkabıcılar ve çuhacılar tarafından kullanılmaya başlanmıştı. 15. yüzyılın sonlarına doğru manastır onu camiye çevirecek Zeyrek Mehmed'e verildi. Cami olduğunda manastır çoktan eski fonksiyonlarını kaybetmişti. Bu parlak yapılar bütününden geriye bugün de ayakta olan kilise kalmıştı. Molla Zeyrek Cami, 1986 senesinde UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine dahil edilmiştir.

Kaynak: http://www.tarihiistanbul.com/zeyrek-camii-pantokrator-kilisesi/

http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=440377&idno2=c440234#2

 

FAHRİ SARRAFOĞLU - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, Yazar, Manevi Şahsiyet Eğitim Uzmanı1966 yılında Aksaray’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Aksaray’da tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Bir yıl Londra’da dil eğitimi aldı. Daha sonra Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesini de bitirdi ve “Din Psikolojisi” alanında çalışmalar yaptı. Bu alanda İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öncelikli olmak üzere birçok psikolojik eğitimlere katılarak Psikologlar ve Psikiyatristler Derneği’nin sertifkalarını aldı.Gazeteciliğe 1990 yılında İhlas Holding’de “Turkey” İngilizce ekonomi gazetesinde başladı. Aynı yayın grubu ile bir de dergi çalışmalarını yürüttü. İstanbul Kuyumcular Odası ile birlikte Gold News kuyumcu dergisini çıkardı. İHA’da Ekonomi Müdürü olarak çalışmaya devam etti. Çeşitli radyolarda haftalık programlar yaptı. Gazetecilik ve yazarlık mesleğine ara vermeden MÜSİAD basın danışmanlığı ve Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Aynı zamanda Akit Gazetesinde ekonomi yazıları yazdı ve röportajlar yaptı. 1998 yılından 2013 yılına kadar ise Yeni Şafak gazetesi ekonomi servisinde çalışmalarını sürdürdü.Bu süre içerisinde çeşitli internet sitelerinde sanat,iş, ekonomi ve akademik çevrelerle özel röportajlar yapmıştır. Aynı zamanda farklı dergilerde kişisel gelişim, İstanbul gibi konular başta olmak üzere çeşitli yazı ve röportajları yayınlanmıştır.Sarrafoğlu aynı zamanda İSTANBUL’un SIRLARI adıyla İstanbul’u tanıtan ve sevdiren sunumlar yapmakta, İstanbul’u farklı bir gözle gezmekte ve gezdirmektedir.Yine kişisel gelişim konusunda D.K.D (Düşün Konuş Dinle) eğitim seminerleri- Basın ve Halkla İlişkiler Semineri –Morİnek(Farkındalık) adıyla çeşitli eğitim seminerleri de vermektedir. Sarrafoğlu, evli ve dört çocuk babasıdır.Röportaj dalında MÜSİAD ödülü sahibidir.

FAHRİ SARRAFOĞLU DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  719946

-