İHH MORO’DAKİ BARIŞ SÜRECİNE NASIL DAHİL OLDU?

Selamet Haşimi ve İHH’nın tanışıklığı Pakistan’a, 90’lı yıllara dayanıyor. Pakistan’da İslam üniversitesinde okuyan arkadaşlarımız vasıtasıyla tanıştık biz Selamet Haşimi ve dolayısıyla Moro Müslümanları ile. 96 yılında Moro’ya ilk ziyaretimiz gerçekleşti. Moro’dan hiç ayağımızı çekmedik.


İHH MORO’DAKİ BARIŞ SÜRECİNE NASIL DAHİL OLDU?

H. Zehra Kavak'ın Hüseyin Oruç'la mülakatı

Ancak MNLF'nin ilan ettiği bu bölgenin resmi bir karşılığı yok?

 Tabii, yok. MNLF'de de karşılığı yok. İİT de gelinen bu noktada artık şunu gördü: Barış geliyor ve buradaki muhatap MILF. Bizim de aracılık ettiğimiz görüşmeler sonucunda MILF, İİT ile görüştü. Geçtiğimiz Haziran ayında MILF ve MNLF bir araya geldi. Misuari dışında MNLF'nin tüm liderleri bu görüşme için Cidde'ye gitti. Misuari arandığı için ülke dışına çıkamadı. Hem o yüzden hem de diplomatik olarak birilerinin onu muhatap alması mümkün olmadığı için şu an aranan bir suçlu konumunda olduğu için Misuari bu görüşmelerde yoktu. MILF ve MNLF, İİT koordinasyonuyla Eylül ayında da Manila'da tekrar bir araya geldi. İİT bünyesinde Mısır başkanlığında bir komisyon oluşturuldu. Bu komisyon MILF ile MNLF'yi bir araya getirme maksadıyla kuruldu. Bu çalışmalar sonucunda MNLF bir deklerasyona imza attı. Barış sürecinin bir parçası olduklarını, eğer MILF ve MNLF belli noktalarda anlaşırlarsa devletle yapılan görüşmeleri de tanıyacaklarını söylediler. MNLF içerisinde Muslimin Sema gibi bu deklerasyonun arkasında duranlar olduğu gibi deklerasyona oldukça sert tepki gösterenler de oldu. Sonrasında karşı çıkan grup da İİT'nin arabuluculuğuna ve bu deklerasyona razı oldular. Şu an MNLF'nin direk içinde olmadığı ama karşı da çıkmadığı bir noktaya geldik. Diğer yandan İİT de Kapsamlı Anlaşma'nın İİT'nin 76 ve 96 yıllarında yaptığı anlaşmalarının bir devamı niteliğinde olduğunu ilan etti. Böylece yeni bir aşamaya geçildi ve MNLF de sürece dahil oldu. Misuari dışındaki grup artık barış sürecine karşı değil.

 İHH'nın barış sürecine dahil oluşuna geçecek olursak, İHH bu sürece nasıl dahil oldu? İHH'nın barış sürecindeki rolü nedir?

 Biraz önce de bahsettiğimiz gibi Selamet Haşimi ve İHH'nın tanışıklığı Pakistan'a, 90'lı yıllara dayanıyor. Pakistan'da İslam üniversitesinde okuyan arkadaşlarımız vasıtasıyla tanıştık biz Selamet Haşimi ve dolayısıyla Moro Müslümanları ile. 96 yılında Moro'ya ilk ziyaretimiz gerçekleşti. Moro'dan hiç ayağımızı çekmedik. Ramazan, kurban gibi vesilelerle sürekli orada olmaya çalıştık. O günkü imkânlarımız nispetinde mutlaka kardeşlerimizin yanında olmaya çalıştık. MILF'e yakın yardım kuruluşları ile çalıştık. MNLF kanadıyla tanışıklığımız oldu ama bir işbirliğimiz olmadı. Sürekli gidip geldik, ufak tefek işler yaptık ancak bölge şartlarına göre değerlendirdiğimizde bunlar önemli işlerdi. Bir kere temsiliyet gerçekleşti. Türkiyeli Müslümanların Moro Müslümanlarının yanında olduğunu gösterdik. 2001 yılında gerçekleşen 11 Eylül hadisesinin ardından bölgede faaliyet gösteren diğer İslami kuruluşların tamamı çalışmalarını durdurdu. Bölgeden çekildiler.

11 Eylül İslam coğrafyasının farklı bölgelerindeki insani yardım çalışmalarını etkilediği gibi Moro'yu da etkiledi yani?

 11 Eylül insani yardım çalışmalarını bıçak gibi kesti. İHH dışındaki kurumlar bölgeden çekildi. Biz çalışmalarımıza hiç ara vermedik. O zor dönemde bölgede oluşumuz ve yaptıklarımız İHH'yı Moro Müslümanları nezdinde ayrı bir yere koydu. Herkes bölgeyi terk ederken oradan ayrılmayan tek yapı İHH'ydı. Zaten yaptıklarımız belki maddi karşılığından çok sembolik anlamı ağır basan işlerdi. Körfez'deki ya da Batı'daki kurumlar gibi çok büyük bütçelerle başlamadık biz. İHH para ile ilişki kuran bir kurum değil. Kardeşlikle ilişki kuran bir yapı. Mütevazı imkânlarını herkesle paylaşan bir yapı. Onun için bizim yaptıklarımızı parayla ölçmek çok doğru değil. Bir Batılıyla konuştuğumuz zaman hemen falanca işe ne kadar bütçe ayırdığımız sorar. Bizim çalışmalarımızın böyle bir karşılığı yok; bir bereket ve oluşturduğumuz bir kardeşlik köprüsü var. Bizim Moro ile iletişimimiz sürekli devam etti. Selamet Haşimi'yle Moro'da da görüştük. Vefatından sonra yerine seçilen Hacı Murad İbrahim ile de hep irtibat halinde olduk. Hatta Hacı Murad Türkiye'ye geldi, bizi ziyaret etti.

 Selamet Haşimi'nin vefatından sonra Hacı Murad'ın hareket lideri olarak seçilmesi nasıl gerçekleşti?

 MILF'in merkez komitesi birkaç isim üzerinde duruyordu ama ağırlık Hacı Murad üstüne yoğunlaşmıştı. Hacı Murad önce teklifi kabul etmedi. “Ben askerim ve bu hareket askerler üzerine kurulan bir hareket değil. Bu hareket alimler üzerine kurulan bir hareket. Üstad Selamet Haşimi çizgisinde bir alimin başa gelmesi lazım. Ben askerlikten anlarım.” demişti. Ancak merkez komitesi kararlıydı. Onlar da “Merkez komitesinin çoğunluğu zaten alimlerden oluşuyor. Gençlerle de destekleniyor ancak çoğunluğun yaşı 70'in üzerinde. Belli bir noktaya geldik.  Hepimiz buradayız. Toplumu muhafaza etmek için zaten çalışmalarımızı yürütüyoruz. Şu an barışı tesis edebilmek için çok güçlü olmamız gereken bir dönem.” dediler ve Hacı Murad'ı liderlik için ikna ettiler. Hareketin içerisinde lider kadronun çok önemli bir kısmı Arapça konuşur, Hacı Murat Arapça bilmez İngilizce konuşur. Buna rağmen Hacı Murat lider yapıldı. Hacı Murat'ın da görevi aldığı zaman ilk söylediği şeylerden biri “Elimizden silahı bırakmayacağız ama hiçbir zaman da müzakere masasının dışına çıkmayacağız.” olmuştu. Zira barış görüşmelerine Selamet Haşimi'nin sağlığında başlanmış 2001'de ilk ateşkes imzalanmıştı. Hacı Murad, Haşimi döneminde barış görüşmelerini yürüten ekibin başındaydı.  Hacı Murat bir yönüyle çok iyi bir askerdir. Bölgeye gittiğinizde oradaki insanlarla konuştuğunuzda Hacı Murat'ın ne kadar becerikli bir gerilla olduğunu anlatırlar size. Filipinler dünyanın çok uzak bir noktasında ve belki bu yüzden Hacı Murad pek tanınmıyor. Bosna'daki, Çeçenistan'daki, Keşmir'deki komutanlar gibi çok ön plana çıkmamış. Bölge insanı onun için “tarihin gördüğü en başarılı gerilla” derler. Zaten Filipinler devletini de bugün ciddi bir şekilde barış noktasına getiren en önemli şeylerden biri de bu askeri başarı.  Yani mücadeleyi tek bir insana mal etmemek gerekir ancak onun liderliğindeki BIAF'ın –MILF'in askeri kanadı- başarıları sayesinde bu noktaya gelinmiştir.

 

Yorum Yaz

  098498

-