10 ARALIK 2019 SALI

Bülent Acun

İKİZ ACI

Bülent Acun

Yaşadığımız müddetçe hepimiz acıların kuşatması altındayız. Beşikten mezara kadar tıpkı sevinçler gibi acılar da bizi adım adım takip eder. Bu gerçekten hareketle sağımız, solumuz, önümüz, arkamız, içimiz, dışımız acıdır desek yanlış olmaz.

“Biz acıların çocuğuyuz” cümlesi sadece arabesk müziğin bir tür ajitasyon unsuru değil; ümmet ve millet varlığımızın geçmişten bugüne gerçekleştirdiği tarihi yürüyüşteki engel ve evrelere baktığımızda gerçeğin ta kendisidir. Evet, biz acılarla yoğrulmuş bir coğrafyanın, bir vatanın çocuklarıyız. Sofralarımızda iştahımızı açan acı, hayatta iyi okunabildiği takdirde dünya ve ahirettede önümüzü açacaktır. Yani dememiz o ki sevinçlerin babası olabilmenin yolu, acıların çocuğu olmaktan geçer. Hayatında büyük acılar çekmemiş insanlar bir gün acınacak duruma düşmekten kurtulamazlar.

Acıları sabırla karşılayabilen insanlar sonunda selamete ererler. Bir başka deyişle “Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.” Hikmet nazarlarıyla okunduğunda görülecektir ki acı kitabının her satırı tatlıdır. Bugün tatlı tatlı anlattıklarımız, dün acı acı yaşadıklarımızdan başkası değildir.

 Her ne kadar şair,“Seni de vururlar ey acı!”dese de henüz acıyı vuracak bir silah icat edilmemiştir. “Aşk söyletir, dert inletir” ve “Dertlinin söylediğini deli söylemez” tecrübeleri acının insanı nerelere götürebileceği hususunda bize önemli işaretler verir. Mahir bir ustadır acı: İnsanı eğitir, pişirir, yoğurur, kurar, korur… Bazen bir annedir acı:  Şiir, hikâye, roman, deneme, ezgi, türkü, şarkı, marş… Ve daha nice eserler doğurur.

Kendileriyle aynı inancı paylaştığımız din kardeşlerimizin acılarını paylaşma hususunda Asr-ı Saadet'ten gelen çağlar üstü uyarı şöyle: “Müslümanların derdiyle dertlenmeyenler bizden değildir.” Bu nebevi mesajı daha iyi anlayabilmemiz için Polatoğlu'nun şu dörtlüğüne bir bakalım:

Ta garbta bir Müslüman çekiyorsa acı,

Ta şarkın ücrasında duyulmalı bu sancı.

Kamil iman saymak zor tevhitsiz bir inancı

Olmuyor olamıyor bu tevhidin ihyası,

Ağlıyor baştan başa Müslüman coğrafyası.

Şu fani dünyada hiçbir acı baki değildir. Yani ecdadın deyimiyle “Kara gün kararıp kalmaz.” İşte bu veciz sözü adeta şerh eden güzel bir türküden tadımlık:

Ne de olsa kışın sonu bahardır.

Bu da gelir bu da geçer ağlama.

Bütün acıların üstüne Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın Marifetname eczanesinden merhem gibi bir teselli menbaı:

Görelim Mevla neyler,

Neylerse güzel eyler.

Acıların bize kazandırdığı en önemli şeylerden birisi de sevinç zamanlarımızda fark edemediğimiz karagün dostlarımızı yakinen tanımamıza kapı aralamasıdır. Her acı için hayatta bir kapı vardır. Acılar çoğu zaman o kapıları çalarak değil, kırarak girerler hayatımıza. Ölüm, zulüm, sürgün, vurgun, gurbet, hasret…

Her acı acıtır insanın yüreğini. Fakat öyle bir acı var ki insanın belini büker, ocağına incir ağacı diker. Hiç kuşkusuz bu acı evlat acısından başkası değildir. Evlat acısı çeken bir anne babanın hayatı boyunca gözünden yaş, yüreğinden ateş eksik olmaz. Evet, Amasya'nın Suluova ilçesinde imamlık yapan ve bir evladını terör canavarına, diğerini de trafik canavarına kurban vererek acısıyla tüm Türkiye'yi ağlatan, metanetiyle bize birçok şey anlatan Recep Sevgili Hoca'nın ikiz acısının kara haberini gazetelerden okuyunca bunları düşündüm. Günlerce o acı haberin etkisinde kaldım. Etkisinde kaldığım ikiz acıya kayıtsız kalamazdım. İki evladını kara toprağa vermiş bir babanın acısına bir köşe yazısı ne kadar merhem olabilirdi ki… Olsun ben bana düşeni yapayım da en azından vicdanım daha fazla sızlamasın. Bir buçuk yıl arayla iki evladını toprağa vermek, ikisinin de cenaze namazını kıldırmak ne büyük acı ve iki şehit babası olmak ne büyük şeref… İki ciğerparesini kara toprağa vermiş acılı bir babayı, iki şehit babası olma rütbesinden başka hangi makam teskin ve teselli edebilir ki… İçi Ağustosta Çukurova toprakları gibi kavrulan bir babanın yüreğine “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Bilakis onlar diridirler fakat siz bunu anlayamazsınız.”  ilahi müjdesi kadar su serpecek başka bir söz var mı? Yaşadığımız büyük acılar karşısında kadere iman etmek dışında kederimizi alıp götürecek başka bir çare var mı? İnsan için acıların en büyüğü olan ölüm acısına karşı tutunabileceğimiz ilahi tecellinin yegâne tesellisi “Geliş O'ndandır, dönüş O'nadır.”

Yaşadığı ikiz acı vesilesiyle kendisini medyadan tanıdığım Recep Sevgili Hocanın acısını tüm kalbimle paylaşıyor, şehit yavrularına Yüce Allah'tan rahmet, kendisine ve ailesine de sabr-ı cemil niyaz ediyorum.

 

Bülent ACUN

kulacuni@hotmail.com

 

 

 

BÜLENT ACUN - TERCÜMEİHÂL

BÜLENT ACUN DİĞER YAZILARI

  1. Sagolun allah razı olsun, taziyenizi ailesine iletecegim.bu arada Recep Bilgili olacak, soy isimi yanlış yazılmış..

Yorum Yaz

  893168

-