Ahmet Maraşlı

“İMKÂNSIZ” OLANLA “İMKÂNSIZ ZANNEDİLEN”İ KARIŞTIRMAMAK

Ahmet Maraşlı

Hayatta elbette bir “imkânsızlar” vardır; bir de “imkânsz” olmadığı hâlde “imkânsız zannedilenler”.

Herkes sınav için gönderildiği dünya hayatı bitince ölür ve yaratan Allah'ın huzuruna çıkarılır. Hayatı ve ölümü yaratan Allah, Kur'ân'da, dünya hayatının geçici olduğunu bildiriyor ve “Her canlı ölümü tadacaktır.” buyuruyor. Peygamber Efendimiz (sav), “Lezzetleri acılaştıran ölümü çok zikrediniz.” diyor. Demek ki, ölümün yok edilmesi, bugüne kadar olduğu gibi, gelecekte de imkânsız.

Kezâ, peygamberlik bitti. Birisi çıkıp da peygamber olduğunu iddia ettiği anda yalancıdır. Çünkü Kur'ân'ın açık işaretleriyle Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), Allah tarafından dünyaya gönderilen son peygamberdir ve yeni bir peygamber gelmesi imkânsızdır.

Bir de imkânsız olmadığı hâlde imkânsız zannedilenler vardır ki, işte bir örnek:

İlk buharlı gemi yapılıp da denize indirildiğinde, sahile yığılıp seyredenlerden bazıları, - Yüzdüremezler, diye bağırmaya başlamış.

Gemi yüzmeye başlayınca da aynı insanlar şaşkınlık içinde bu defa şöyle bağırmışlar: - Durduramazlar!

Bu ve benzeri örnekler çoktur. Onun için, istisnâî durumlar elbette hariç, meseleler karşısında genelde “imkânsız” denilmesini pek sevmem. Çünkü tarihte ve günümüzde, imkânsız sanılan birçok şeyin, öyle zanneden kimselerin ufuklarının darlığından kaynaklandığını gösteren çok sayıda örnek var. Hatta öyle örnekler var ki, şimdi o “imkânsızlık” iddialarını tebessümle okuyor veya dinliyoruz.

Nice teknolojik buluşlar, nice başka büyük başarılar, elde edilmeden önce, çoklarına imkânsız gözükmüyor muydu? O buluşlar, o muvaffakiyetler, -gerçekte imkânsız olmayıp da- “imkânsız” zannedilen şeylerin kapılarını zorlayan, kabına sığmayan veya kabını doldurmaya çalışan insanların eseridir.

Bütün mesele, böyle yaklaşımda. Bu duygu, insan ruhunun derinliklerinde var. Ama bazı insanlarda daha belirgin; bazılarında ise derinlerden su yüzüne çıkmayı bekliyor.

Çocuklarda bu duygu harekete geçirilmeli, bu ufuk verilmeli ki, insana yakışan her alanda dünyayı şaşırtan büyük işler yapacak gençler yetişsin. Kabına sığmayarak, “imkânsız” denilenlerin sınırlarını zorlayan, aşıp geçmek için sağından, solundan, yukarısından, aşağısından, bir yerini bulup bir tarafından girmeye çalışan, ısrarla düşünen, araştıran, fırtına gibi gençler.

“Doğruluğuna inandığın meselede imkân düşünme.” (Gürbüz Azak) Bir yaklaşımla sonuç alamıyorsan, pes etme; başka yollar araştır, başka türlü yaklaş.

            İnsanların yaptığı işler, -istisnalar kaideyi bozmaz- genelde kendilerine verilen gerçek potansiyellerinin çok altındadır. Bunun en büyük sebebi ise ellerinden geleni yapmamalarının, yoğunlaşmamalarının, işi son zamanlara bırakıp sonra da alelacele, geçiştirerek yapmalarının yanında, bir de bazı şeylere “Yapılamaz!” veya “Ben asla yapamam!” gözüyle bakmalarıdır.

Hatta kendilerini o işin yapılabilirliğinden o kadar uzak görürler ki, pek çoğunun aklına “Ben asla yapamam!” düşüncesi bile gelmez.

            Peki, tarihteki ve günümüzdeki harikulade muvaffakiyetler, iyilikler ve güzellikler kimlerin eseri? Hayâlleri, ufukları oralara ulaşan ve o “imkânsız” zannedilen şeyleri yapmak için harekete geçenlerin eseri. İnsanlık, esbab noktasında pek çok şeyi öyle insanlara borçlu.

            Yani hayatta bir “imkânsızlar” var, bir de “imkânsız zannedilenler”…

Örnek mi? Örnekten çok ne var. Radyo, televizyon, bilgisayar, internet, güya akıllı telefonlar, sosyal medya vb. dün denecek kadar yakın bir geçmişte çoklarına “imkânsız” gözükmüyor muydu?

Mimar Sinan'ın o günün şartlarında bir ömre sığdırdığı, biri doğuda, biri batıda, bir kuzeyde, biri güneyde yaptığı 600'ü aşkın eserin sayısı ve bugünün mimarî ve teknolojisini şaşırtan incelikleri karşısında dünya hâlâ hayretler içinde.

Pirî Reis'in, uçakla bilmem ne kadar yükseğe çıkıp da çizilebilecek doğruluktaki haritasını o günün şartlarında nasıl o kadar gerçeğe yakın yaptığını insanlar bugün bile anlayamıyorlar, bu onlara “imkânsız” geliyor.

Örnekleri, sayısı belirsiz şekilde çoğaltabilirsiniz.

1300 yıllarında birisi saçma bir şey söylediğinde karşısındaki kişi ona,

- “Yahu kardeşim, senin söylediğin de karadan gemi yürütmeye benzer. Bu olacak şey mi?.” deseydi, görünüşte haklı olurdu. Ama 1453'de öyle düşünmeyen 21 yaşında bir genç gelmiş ve karadan gemi yürütmüş.

Yine o yıllarda birisi, “Kardeşim, senin bu söylediğin de, görmediğin yere taş atıp tutturmaya benziyor. Akıl var, mantık var; bu hiç olacak şey mi?.” deseydi yine aynı şekilde haklı gözükürdü. Ama matematikçi olan aynı genç bu işi de başarmış ve ilk defa Havan Topları'nın planını çizmiş. Azminden ve zekâsından öte nasıl bir ufuk sahibi olduğunu ise Bizans elçisine söylediği şu sözler gösteriyor:

- “Git hükümdarına söyle! Benim varacağım yere, sizin imparatorunuzun hayâlleri bile yetişemez!..”

Fakat o genç bu işe ne zaman başlıyor?

Daha küçük bir oyun çocuğu iken, İstanbul'u alıp Peygamberimiz (sav)'in müjdesine mazhar olma, erme sevdası içinde, top atışlarıyla ilgili oyunlar oynuyor, kendi kendine planlar yapıyor.

Şu söz de o gencin:

“İmkânın sınırını görmek için, imkânsızı denemek lâzım.”

“Dünyanın gördüğü her büyük başarı, önce bir hayâldi.” (Alain)

“Katında imkânsız olmayan Allah”, bu duyguyu insan ruhunun derinliklerine koymuş. Bu muazzam duygu, inci gibi, sadefinin içinden çıkarılmayı bekliyor.

Özellikle çocuklarımızda bu duygu harekete geçirilmeli ki; insanlığı coşkulu sevinçler içinde şaşkına çevirecek güzellikte büyük işler yapan gençler yetişsin!

Önce kendimize; sonra da bu ruhu vermeye çalışacağımız çocuklarımıza ve sormayı uygun bulacağımız herkese şu soruyu sorabiliriz:

İmkânsız olmadığı hâlde, senin “imkânsız zannettiğin şey” ne?..

 

AHMET MARAŞLI - TERCÜMEİHÂL

1958 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Resmiyette adı-soyadı Duran Saçmalı’dır. İlkokul ve ortaokulu memleketinde bitirdi. Akşehir Yatılı Öğretmen Okulu ve Marmara Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Öğretmenlikle üniversiteyi birlikte devam ettirdi ve MEB’e bağlı devlet okullarında 6,5 sene öğretmenlik yaptı.İnsanlığın kendisini bulması ve özlenen seviyelere erişebilmesi için en hassas ve dönüştürücü alanın, “insanın ihtiyacı olan çok yönlü gerçek bir eğitim” olduğu ve “yarınların daha çok bugünden yazılacağı” inancı içinde “büyütme” değil “yetiştirme” alanına yoğunlaştı.Kendi çocuklarını yetiştirme gayesiyle başladığı çok yönlü özgün eğitim çalışmalarını; otuz yıla yakın bir çalışma süreci sonunda; insanî, ahlâkî ve manevî değerler öncülüğünde, zekâ ve yetenekleri açıp öğrencilere üstün özellikler ve beceriler kazandırarak, dersleri ve eğitimi daha nitelikli ve kolay hâle getiren ve değişik seviyelere hitap eden sistematik bir model hâline getirdi (Ahmet Maraşlı / Zekâdan Dehaya Eğitim Modeli).Eğitimi; aile, öğretmen, öğrenci, yakın-uzak ve gerçek-sanal çevre ekseninde bir bütün olarak ele alan bu modelin kısmî uygulamalarından bile çok etkileyici sonuçlar ortaya çıktı ve çıkmaya devam ediyor.Ürettiği tekniklerden biri olan Hazırcevaplar (Özgün Cevaplar) Tekniği’nin 1. Kademesi, ilkokul-ortaokul ders kitaplarına girdi, TRT Çocuk’ta çizgi film olarak yayınlandı.Ürettiği bazı tekniklerin, YÖK onaylı ilk çocuk üniversitesi olan Üsküdar Çocuk Üniversitesi’nde, kendisi ve eğitimci ekibi tarafından, kurumun eğitime başlangıç tarihi olan Mart 2013’ten itibaren 6 yıl boyunca “Deha Okulu” başlığı altında eğitimleri verildi.Bazı tekniklerin ilk basamakları ise Küçükçekmece Çocuk Üniversitesi’nde Dinamik Eğitimler Atölyesi adıyla uygulanmaktadır.Eğitim modelinin temel kitabı olan “Zekâdan Dehaya”, Kırklareli Üniversitesi’nde Prof. Dr. Sefa Saygılı tarafından yüksek lisansta ders kitabı olarak okutuldu.Okumayı Sevdirme Projesi kitabı, Samsun-Çarşamba Bulutoğlu Anadolu Lisesi’nin organize ettiği, Millî Eğitim Bakanlığı onaylı, 5 Mayıs 2018 tarihli Liseler Arası Kitap Okuma Yarışması’nda okutulan yedi kitaptan birisi oldu.Okumayı Sevdirme Projesi kitabı, 7-8 Nisan 2018 tarihli Kültür ve Turizm Bakanlığı destekli Okuma Kültürü Çalıştayı’nda Çalıştay Çantasında takdim edildi.TYB (Türkiye Yazarlar Birliği) İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesidir.İstanbul’da ve ülkemizin birçok yerinde aile, eğitimci ve öğrencilere seminerler ve eğitimler vermektedir.İlk ve tek evliliğini 1982 yılında Zehra Hanımla yapmış olup 36 yıllık evli ve dört çocuk babasıdır.Eserleri:Evde Okul, Okulda KaliteKur’ân’ın Diziliş MucizesiOkumayı Sevdirme ProjesiBu Çağda Çocuk YetiştirmekNasılettin HocaDâhilerle YarışalımDemiş Demiş Ne Demiş?Nasreddin Hoca ile Üretici Zekâ EtkinlikleriZekâdan DehayaFıkra Tadında Anne-Baba EğitimiDünyadan Geçerken (Şiir)

AHMET MARAŞLI DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  636105

-