25 MAYIS 2020 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

İŞ BANKASI’NIN GAYRI RESMİ TARİHİ

Hüseyin Yağmur

Malum olduğu üzere yaklaşık bir aydır İş Bankası'nda bulunan CHP Hisselerinin Hazineye devredileceğine dair bir tartışma ülke gündemini meşgul ediyor.

Cumhurbaşkanımız bu paraların esasen millete ait olduğunu dolayısıyla CHP'ye değil Hazineye ait olması gerektiğini söylüyor. 

İş Bankası Yönetiminde 4 üye bulunduran CHP ise bu paraların Atatürk tarafından CHP'ye devredildiğini, bu hisselerin Hazineye devredilmesinin Atatürk'ün kemiklerini sızlatacağını savunuyor.

“Bilgisi olmayanın fikri makbul olmaz” düsturundan hareket ederek önce tartışma konusu olan paraların ve hisselerin kaynağına bakmamız gerekiyor.

Malum olduğu üzere Kurtuluş Savaşı sırasında başka coğrafyalardan din kardeşlerimiz Anadolu'da direniş yapan Kuvayı Milliye Yönetimine yardım gönderdiler. Hindistan Müslümanları ve Kafkasya ve Ortaasya  Müslümanları tarafından gönderilen bu yardımlar, Atatürk tarafından ‘uygun gördüğü şekliyle' kullanıldı.

Kafkas Müslümanları tarafından gönderilen yardımlar nedense hep Komünist Rusya tarafından yapılmış gibi sunuldu. Esasen yüksek rakamlardaki bu yardımlara Komünist Rusya'nın el koyup ‘uygun gördüğü miktarı' Anadolu'ya gönderdiği tarihi kayıtlarda yerini almaktadır.

Önce Hindistan Müslümanları tarafından yapılan yardımlara bakalım.

Hindistan Müslümanlarının Milli Mücadele'de Türkiye'ye Yardımları, Mustafa Keskin (1919–1923), Kayseri: Erciyes Üniversitesi Yayınları, kitabındaki araştırmaya göre; Hindistan Hilafet Komitesi tarafından 26 Aralık 1921 tarihinden 9 Ağustos 1923 tarihine kadar gönderilen para miktarı, M. Kemal Atatürk'ün tuttuğu ve “Doğrudan doğruya emrime Hint Hilafet Komitesi'nden gelen meblağ” başlıklı listeye göre toplam 781.570 Türk lirasıydı. (122.000 İngiliz Lirası)

Hindistan Hilafet Komitesi tarafından gönderilen yardımlara ilaveten Mustafa Kemal'e başka Hint kaynaklarından ulaştırılan yardımlar ise şöyle: 1922 Haziran, Hilali Ahmer Cemiyetine Toplam:254.038 Türk Lirası (8.252 S İngiliz) Toplam 1.035.000 TL

Ayrıca Atatürk'ün Vasiyeti kitabında Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa'dan 900.000 TL Azerbaycan'dan 500 altın, Kıbrıs Türklerinden 320 Sterlin alındığı kaynaklarda yer almaktadır.(timeturk,24.8.2014)

Şimdi gelelim Kafkasya ve Ortaasya  Müslümanları tarafından gönderilen yardımlara…Bu konuda en önemli kaynaklar Atatürk'ün yakın arkadaşları General Ali Fuat Cebesoy ve Binbaşı Hüsrev Gerede'dir.

General Fuat Cebesoy, milli mücadeleye sonradan katılan İsmet İnönü'nün Genelkurmay Başkanlığına getirilmesine itiraz edince Atatürk tarafından Moskova Büyükelçisi olarak Komünist Rusya'ya gönderilir.

Moskova'daki Büyükelçiliği sırasında bu anlamdaki temaslarla yakından ilgilenen Büyükelçi Ali Fuat Cebesoy Paşa'dan o günleri dinleyelim:

Moskova'da temas ve müzakerelerde bulunan Türk murahhas heyetindeki askeri müşavir Erkan-ı harp Kaymakamı Seyfi (General Seyfi Düzgören) Bey'in 29 Ağustos 1920 tarihinde verdiği malumata göre Ruslardan askeri yardım malzemesi olarak şunları istemiştik:

Askeri yardım listesinin muhteviyatı şunlardı:

1 - Esliha.

  1. a) Yüz bin tüfek ve sekiz yüz mitralyöz.
  2. f) On tanesi keşif, on tanesi muhabere ve dördü deniz tayyaresi olmak üzere yirmi dört adet kara ve deniz tayyaresinin bütün teferruatıyla, tamir alet ve ihtiyat parçalarıyla.
  3. g) En aşağı beş uçaksavar bataryası.
  4. h) Denizaltı gemisi, motörbot.
  5. i) Deniz mayınları
  6. j) Türk mavzer tüfekleri için mermi.
  7. k) Boş mermi kovanları doldurmak için el makineleri, dumansız barut mermi kapsülleri.

1) Topçu batarya dürbünleri. (Cebesoy,2002:147-148)

Büyük Taarruz hazırlığı öncesinde, Rusya'nın bir milyon yüz atmış bin ruble ve ilave olarak yüz bin altın ruble yardımda bulunduğu Ali Fuat Cebesoy'un Hatıralarında yer alır.

Atatürk'ün Samsun'a birlikte çıktığı kurmay heyetinde bulunan Binbaşı Hüsrev Gerede'nin bildirdiğine göre hem Tiflis Müslümanlarından hem Azerbaycan Müslümanlarından Anadolu hareketine maddi destek gelmişti. Binbaşı Hüsrev Gerede'nin Günlüklerinden bu yardımlar takip edilebilir.

14 Temmuz 1919: Gelen temsilcilerle Tiflis'te Mehmet Emin Resulzade, Halil Bey, Hacı Mehmedof gibi Rauf Bey'i tanıyan kişilere haber göndererek, ulusal örgütümüz için para yardımı istemek de bu kararlara eklendi. Rauf Bey'in daha sonra verdiği bilgiye göre Cemil Cahit Bey aracılığı ile 25.000 lira tutarında bir yardım gönderilmiş. Bu para Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa'ya sunulmuştur. (Gerede-Önal-2003:56)

2 Ocak 1920: Azerbaycan'dan istenilen para yardımının da Cemil Cahit aracılığı ile geldiğini  ve Atatürk tarafından alındığını daha sonra Rauf Orbay söyledi (Gerede-Önal-2003:154)

Qsterud'un, bu anlamdaki bir tesbiti kayıtlarda şöyle yer alır: Atatürk'ün Dışarıdan aldığı yardım Sovyet Rusya'dan gelen 8 milyon dolardan ibarettir. (Qsterud,1984:343)

Öte yandan Buhara Hanlığından 1 milyon altın geldiğini Buhara Hanı'nın oğlu yıllar sonra anlatmıştır.

O zaman şimdi tarihi soruyu şöyle soralım: Dünya Müslümanlarından Kurtuluş Savaşına destek için gönderilmiş bu yardım paralarının akıbeti ne olmuştur?

Atatürk'ün genç bir subay iken bir  tüccarla içinde gazete çıkarma projesi olan bir şirket kurduğu ancak bu şirketteki paralarının battığını Falih Rıfkı Atay'dan okumuştum. Atatürk'ün anne babasından da kendisine yüklü bir miras kalmadığını bildiğimize göre o zaman Atatürk'ün zenginliğinin arkasında bu yardım paralarının olduğu anlaşılmaktadır.

Prof. Dr. Mete Tunçay, bu anlamda şu bilgiyi naklediyor: Atatürk, 600 bin lira dolayındaki bu paranın yüz bin lirasını, Büyük Taarruz'dan önce Milli Müdafaa Vekâleti'ne ödünç veriyor ve sonra geri alıyor. (Tunçay,2010)

Paraların akıbetiyle ilgili birinci bilgi böyle .Bir de ısrarla gizlenen saklanan bir başka olay var. Buradaki bilgilere göre Dünya Müslümanlarından gelen  bu yardım paraları Atatürk'ün yakın arkadaşı Nuri Conker tarafından Almanya'da borsada batırılmıştır

Olay Ankara kulislerine yansımış; Nuri Conker'in paraları Almanya'da borsaya kaptırdığı ve M. Kemal'in himayesiyle örtbas edildiği dedikodularıyla Meclise intikal ettirilmiştir. Milli Müdafaa Vekaletinin isteği üzerine olayı yerinde tahkik için Saruhan Mebusu Sabri Toprak ile Celal Bayar'dan oluşan heyet Almanya'ya gönderilmiş; Berlin'de olay incelendikten sonra raporu anılan vekalete verilmiştir. Raporda, Nuri Conker ve Saffet Arıkan'ın dolandırıldığı ama kötü niyetleri olmadığına karar verilmiştir. (Cebesoy,2007:45)

Selahattin Adil Paşa da bu yardımın akıbetinin meçhul olduğundan şöyle bahseder: Saffet (Arıkan) ve Nuri (Conker) Beyler Rusya yolu ile Almanya'ya gönderilmişlerdi. Ne yazık ki bir milyon altın liraya mal olan bu girişim beklenilen sonucu vermemişti. (Sarıbay,1982:401)

Yardım paralarının akıtıldığı bir diğere mecra İş Bankası'dır. Tarihi belgelere göre İş Bankası'nın kuruluş sermayesinin %50 si Hindistan Hilafet Fonu'ndan gelen paralardı.

Bankanın Kurucusu Celâl Bayar, İdare Kurulu Başkanı Siirt Mebusu ve Milliyet Gazetesi sahibi Mahmut Soydan olan İş Bankası “Bir çok kapitalist imal edecek, dünün Kuvayı Milliyecileri burada iş hayatının tadına varacaklardı.” (Ekinci,1997:105)

Aralarında Mustafa Kemal'in en yakın arkadaşlarının da bulunduğu ve “Aferistler şeklinde isimlendirilen bu bürokrat şahıslar zaman içerisinde hükümetle menfaat çatışmasına girecek kadar güçlenmişlerdi” (Bila,1999:57)

O günlerde kurulan ve içinde 54 milletvekili, 37 tüccar ve bazı sivil, asker, bürokrat bulunan ‘Milli İthalat ve İhracat Anonim Şirketi' yabancı sermayenin ülkeye giren koçbaşı misyonunu yüklenir. Şirketin kurucuları adeta CHP Hükümeti gibidir. Yunus Nadi, Şükrü Kaya, Ali Çetinkaya, Kılıç Ali, Tunalı Hilmi vs. Bu grup kısa zamanda hayal edilemeyecek bir servet ve nüfuza sahip olur. Resmî kayıtlara göre 1929 Türkiyesi'nde 25 sanayi ve maden şirketi bulunuyordu. Bunların idarelerinde ise 20 civarında mebus vardı.“Mevcut 38 bankada ise 31 adet mebus vazifeli bulunuyordu. Yani hemen hemen her büyük yerli şirketin mecliste bir mebusu mevcuttu. Sadece İş Bankası'nın idaresinde 13 CHP'li mebus vardı.”  (Başkaya,1991:118)

İş Bankası yöneticilik kadrolarını dolduran devrin kodamanlarından biri de İstiklal Mahkemelerinde yargıçlık yapmış dört meşhur Ali'den biri olan Kılıç Ali'dir. Kendini anlatan hatıra kitabında yer alan anlatıma göre Kılıç Ali,İş Bankası'nın kurucu üyesiydi. Banka Yönetim Kurulu'nda 1960'a kadar görev yaptı. Bir ara Yeni Türkiye Partisi'nden seçimlere girdi ama sonuç alamadı. Kılıç Ali, 14 Temmuz 1971'de İstanbul'da öldü. Tam dört kez evlenmişti.(Kılıç-Turgut,2010:16)

Bir diğer kodaman Atatürk'ün yaverlerinden olan Atatürk'ün çocukluk arkadaşı Nuri Conker idi. Kılıç Ali'nin anlattığına göre İnönü, Nuri Conker'e karşı keskin bir politika izliyordu. Bir gün yine sofradaydık ve İsmet Paşa da oradaydı. Nuri Bey, Atatürk'ün izniyle konuşmaya başladı ve hükümete çok ağır eleştiriler yöneltti. İsmet Paşa'nın sinirlendiği açıkça görülüyordu. Nitekim bu kez eleştirinin dozunu biraz fazla kaçıran Nuri Bey'e bunun bedelini ağır ödetmekte gecikmedi. İsmet Paşa “Bunların elinden tüm üyelikleri alacağım” diyordu. Nitekim İş Bankası Yönetim Kurulu seçimleri sırasında Siirt Milletvekili Mahmut Bey'i çağırarak Nuri Conker'in yönetime alınmamasını istedi. Mahmut Bey durumu Atatürk'e bildirdi.. (Kılıç-Turgut,2010:259)

Atatürk'ün Kurtuluş hareketine birlikte başladığı arkadaşlarının bazıları ise bu para aktarımı olayını kabullenememişlerdi. Zekeriya Sertel'in naklettiğine göre; “‘Hindistan Müslümanları'nın Ankara'ya Halide Edip aracılığıyla gönderdiği yüklü miktarda para, Kurtuluş Savaşı için değil de İş Bankası için kullanılınca Halide Edip ile Atatürk'ün arasında kırılma meydana gelmiş, Halide Edip eşiyle birlikte memleketten uzaklaşmayı tercih etmişti.” (Sertel Zekeriya,1968:222)

Ankara burjuvazisinin rant paylaşımında ülkede yeni bankaların kurulması önemli bir milat teşkil eder. Yeni kurulan bankaların idare heyetleri bir anda Halk Partisi'nin kodamanları ve Ankara seçkinlerinin kaymak tabakasıyla dolmuştu. “İş Bankası kurulduktan sonra, banka aracılığıyla dış sermayeye komisyonculuk yapan kompradorların bir anda villaları, apartmanları yükselmeye başlar.” (Sertel Sabiha,1987:112)

Falih Rıfkı Atay da Çankaya'sında İş Bankası'nın kurulmasının bünyeyi tahrip eden ilk çürüme alametlerinden olduğunu ifade eder. O'na göre “İş Bankası'nın bir nevi politikacılar bankası olarak kurulması Cumhuriyet tãrihi için pek acıklı bir salgının başlangıcıydı.” (Atay,1998:59)

Ortaya bir teşebbüs atarak İş Bankası'nın sermayesini tehlikeye koyabilmek, para kazanmanın en kestirme yollarından biri sayılıyordu. Hiç unutmam, Hakimiyet-i Milliye gazetesindeki odamda oturuyordum. Başyazarlardan ve banka idare meclisi reisi Siirt Milletvekili Mahmut, yanımdaki odada çalışırdı. Arada kapı yoktu. Beraber konuşurken İstanbullu sigorta müdürünün geldiğini haber verdiler. Pek neşeli müdür, Mahmut'un masası üstüne üç zarf bıraktı:-Bu zat-i alinizin... Bu Beyefendinin, bu da Beyefendinin dedi. (Atay,1998:457)

İş Bankası bir süre sonra Ankara'daki bir iktidar kavgasının aracı haline gelir. Kılıç Ali bu anlamda şu bilgiyi paylaşır: İsmet Paşa “Bunların elinden tüm üyelikleri alacağım” diyordu. Nitekim İş Bankası Yönetim Kurulu seçimleri sırasında Siirt Milletvekili Mahmut Bey'i çağırarak Nuri Conker'in yönetime alınmamasını istedi.Atatürk'ün olaydan pek hoşlanmadığını anlattık. Aralarında bir sorun çıkmaması için Nuri Conker'le ilgili kararını geri alınmasını rica ettik. Bizi haklı bularak kararını geri aldı. Nuri Conker de tekrar İş Bankası Yönetim Kurulu üyeliğine getirildi.(Kılıç-Turgut,2010:259)

İnönü, “İş Bankası hadisesinde Mustafa Kemal'in Celâl Bayar'ı tutmasından beri”  (Ekinci,1997:107) Atatürk'e karşı soğuk hisler beslemekteydi.

Atatürk'ün ölümünden sonra iktidara gelen İnönü hâkimiyetindeki CHP politikaları Atatürk'ün son döneminde izlediği politikalarla önemli ölçüde zıt bir çizgi takip etmeye başladı. İnönü ilk iş olarak devletçilik politikalarına hız vererek İş Bankası yönetiminde bulunan serbest piyasa yanlısı ekibi tasfiye ederek yerine özel teşebbüse olumsuz yaklaşan kişileri yerleştirdi. (Aydın,2010)

Milli Şef, ülkeyi idare konusundaki azminin yanı sıra, malvarlığı edinme konularında da ne kadar kararlı olduğunu sahip olduğu malvarlığıyla göstermişti. İnönü'nün mal varlığına dair döküm şu kalemlerden ibaretti:“Rüzgarlı'da arsa (5513 m2), Çankaya'da bahçeli köşk (22.382 m2), Heybeliada'da köşk (2345 m2), İstanbul'da 536 m2 Gümüşsuyu apartmanı, Taşlık'ta bahçeli köşk (3000 m2), Yenişehir'de 1345 m2 arsa, Ankara'da 567 m2 arsa, İzmir Kordon'da 467 m2 köşk, Dragos'ta 6345 m2 arsa, Dikmen'de 15,786 m2 arsa, Çankaya'da 2000 m2 arsa, Maltepe'de 1174 m2 arsa, 2346 m2 arsaya kurulu bahçeli ev, Mebus evlerinde 1271 m2 ye kurulu ev, Şenyuva, Bahçe, Bahçelievler Kooperatiflerinde ev, Rüzgarlı Sokakta İş Hanı (568 m2 üzerine kurulu), Yeşilyurt'ta 2350 m2 arsa ve İş Bankası'nın 6200 adet Hisse Senedi.(Dilipak,1990:85) 

Atatürk döneminde yardımlar konusunda başlayan kötü gelenek Milli Şef İsmet İnönü Döneminde de devam etmişti. Nitekim “Devrin CHP iktidarı Erzincan depremi için Romanya'dan gelen kereste yardımıyla Ankara'da Saraçoğlu adıyla bir mahalle kurmuşlardı.” (Arvas,1946:77)

Sonraki yıllarda CHP'nin kontrolündeki İş Bankası iktidar politikalarının bir parçası haline gelmişti. Demokrat Parti'nin gerçekleştirdiği ilk büyük kongresi siyaset tarihine geçecek ölçüde dramatik bir öykü niteliği taşır. Devrin CHP iktidarı çiçeği burnundaki bu demokrasi teşebbüsünü boğmak için bütün gücünü kullanmakta, Demokrat Parti'nin kongresinin toplanmaması için her türlü baskıyı yapmaktadır.DP, büyük kongresi için önce TBMM salonunu istemiş ancak CHP iktidarı kendileri kullandıkları halde Meclis salonunu DP'ye vermemiştir. “DP bunun üzerine Dil Tarih  Coğrafya Fakültesi konferans salonunu istemiş, iktidar tarafından bu talep de uygun görülmemiştir. Yeni Sinema ise İş Bankası'nın iştiraki olduğu için talebi reddetmiştir.” (Toker,1970:229)    

1970'li yıllarda CHP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık yapan Bülent Ecevit, her ne kadar şair olduğu söylense de O da İş Bankasını bir pazarlığın konusu yapmış “CHP'nin İş Bankası'ndaki sermaye artışının kabul edilmesi talebine karşılık olarak, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin kuruluşuna destek vereceğini açıklamıştı.”(Kırıkoğlu,1997:173)

İş Bankası ile ilgili tarihi bir vesika CHP Tokat Eski Milletvekili ve Devlet Eski Bakanı İsmail Hakkı Birler'in hatıralarında yer almaktadır. Milletvekilliği sırasında CHP Genel Sekreteri olarak bulunan İsmail Hakkı Birler,1978 yılında CHP kontenjanından İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde bulunur. İsmail Hakkı Birler,işte bu sırada yaşadığı manidar bir olayı hatıralarında anlatıyor.

Sanırım 1978 sonuydu, Bülent Bey'in başbakan olduğu dönem. Rahşan Hanım, sermayesi 80 milyon lira olan bir dağıtım şirketi kurmak istiyormuş; sermayedarların da İş Bankası, Ziraat Bankası ve Halk Bankası olmasını uygun görmüş. Bu haber bana iletildikten sonra Rahşan Hanım'ı telefonla aradım, randevulaştık ve görüşmeye gittim. Neden böyle bir şirket kurma gereği duyduklarını sordum, gazete ile dergi arası bir yayın çıkartıyorlarmış, bir de partinin promosyon işleri varmış ve Hür Dağıtım, bunları dağıtmıyormuş.

Rahşan Hanım bu sorunu aşmak için dağıtım şirketi kuracaklarını ve kendi dağıtımlarını yapacaklarını söyledi.

“Sorun bu mu?” dedim, “Siz bu şirket işinden vazgeçin, ben dağıtım işini halledeceğim.”

Dünya gazetesinin o zamanki sahibi rahmetli Nezih Demirkent'in de bir dağıtım şirketi vardı. Nezih Bey de bizim Cahit Kocaömer'in çok yakın arkadaşı; Cahit Bey'den Demirkent'le konuşup bu işi halletmesini rica ettim.

Olur, cevabını aldıktan sonra Rahşan Hanım'ı arayıp haber verdim ama beklemediğim de bir cevap aldım. Rahşan Hanım, şirketi kuracaklarını, çünkü başka faaliyetler de yapacaklarını söyledi. Bu durumda, “Tamam şirketi istediğiniz gibi kurun ama İş Bankası ortak olmayacak! Önümüzdeki hafta İstanbul'da yönetim kurulu toplantımız var, konuyu orada da gündeme getireceğim ama müspet karar çıkacağını sanmıyorum, çünkü ben karşıyım” dedim.

Rahşan Hanım, “Müspet karar çıkar!” dedi. Yönetim kurulunda benden başka üç CHP'li üye daha var çünkü: Nadir Yavuzkan, Recai İskenderoğlu ve rahmetli Akın Düren. Akın da benim gibi düşünüyordu ama diğer iki üyemiz, “İş Bankası'nın bir sürü iştiraki var, 30 milyonluk bir iştirak de bu şirkete olsa ne olur?” gibi bir yaklaşım içindeydiler.

Yönetim kurulu toplantısını Kabataş'taki binada yaptık. Toplantının başlamasının üzerinden çok az bir süre geçmişti ki, kapı açıldı ve bölge müdürü Mustafa Kemal Sayıl içeri girdi, elinde bir Resmi Gazete. “Müsaadenizi rica ediyorum” dedi ve gazeteyi bana uzattı. Resmi Gazete'de bir bakanlar kurulu kararı var: “Türkiye İş Bankası, Ziraat Bankası ve Halk Bankası şu kadar sermayeyle Halk Dağıtım Anonim Şirketi adında bir şirket kurmuştur.(Birler,2010:758:759)

Yukarıda alıntıladığım uzun sayılabilecek anlatımın özeti şu: Dönemin CHP genel Başkanı Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit, İş Bankasını, Yönetim Kurulu Başkanının bilgisi dışında, 30 Milyon Tl hisse ile bir dağıtım şirketine ortak ediyor.

Yani İş Bankası bir ailenin şahsi şirketi gibi kullanıyor. Hem de Yönetim Kurulu Başkanının bilgisi dışında,

CHP'liler Dünya Müslümanları tarafından Kurtuluş Savaşı sırasında Türk Milletine yardım için gönderilen paraları işte böylesine keyfe keder kullanıyorlar.

Yaklaşık 100 yıl sonra Cumhurun Başkanı “Bu paraları hazineye devredeceğim” deyince “Atatürk'ün kemikleri sızlar” diyorlar.

Sizin Atatürk sevginiz bu mu? Şahsi çıkarlarınıza Atatürk'ü neden alet ediyorsunuz?

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  788300

-