İŞGAL DEVAM EDERKEN ABD BAŞKANI BUSH İTİRAF ETMİŞTİ

Afganistan’ın ardından 2003 yılında Irak’ı işgal eden ABD, bu kez de işgale gerekçe olarak Saddam Hüseyin’in elinde olduğunu iddia ettiği kitle imha silahlarını gösterdi. Öte yandan işgal, 11 Eylül’deki saldırıyla da ilişkilendirilmeye çalışıldı. Her iki iddianın da gerçeği yansıtmadığı, işgalden kısa süre sonra anlaşıldı. Irak’ta var olduğu söylenen kitle imha silahları bir türlü bulunamadı. İşgalin devam ettiği aylarda, gerek ABD Başkanı George Bush, gerek ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını bizzat itiraf ettiler.


İŞGAL DEVAM EDERKEN ABD BAŞKANI BUSH İTİRAF ETMİŞTİ

MEDYANIN TUTUMU

Amerikan medyası da bu süreçte hükümetin politikalarına uygun yayınlarıyla sürece destek verdi. Televizyon ve gazetelere davet edilen yorumcular, düşüncelerini dile getirirken, Amerika'nın masum bir kurban olduğunu ve Bush'un 7 Kasım 2001'deki konuşmasındaki “Ya bizimlesiniz ya da teröristsiniz!” vurgusunu tekrarladılar.

LA Weekly gazetesi yazarlarından John Powers bu süreci şöyle anlatıyor: “Birdenbire nasıl vatansever olacağımızı ve yas tutacağımızı konuşur olduk. CNN ‘Amerika Saldırıya Uğradı' sloganını ‘Amerika'nın Yeni Savaşı' olarak değiştirdi. CBS'inki ‘Amerika Yükseliyor' oldu. ABC'nin web sitesi bilgisayara yüklenebilen Amerikan bayrakları vermeye başladı. Kmart pazar günkü New York Times'da tom sayfa ‘Old glory' versiyonu yayımladı. Gönüllüler kurbanlara yardımcı olmak üzere bir şeyler yaptıklarında TV'de şu logo vardı: Sessiz Kahramanlık Hareketleri.”

Muhalif duruş sergileyen medya mensuplarıysa baskın medya ve bürokratik kanallar tarafından ciddi bir linç kampanyasına tâbî tutuldu. Bu muhalif seslerin sahiplerinden biri olan Susan Sontag, Amerikalılardan, masum hemşehrilerinin neden hedef olduğu konusunda ipucu bulabilmek için, hükümetlerinin geçmiş ve mevcut politikalarını incelemelerini istiyor, Amerikan hükümetini de yürüttükleri kampanyalarla insanları çocuk yerine koymakla suçluyordu. Bu yazı sonrasında Sontag ‘Amerika'dan nefret eden kişi', ‘ahlâkî idiot' ve ‘hâin' ilan edildi ve görüşlerinden dolayı utanç duyması gerektiği söylendi.
ABD televizyonunda Politically Incorrect adlı programı hazırlayan Bill Maher de olaylar sonrasında sorgulayıcı bir tavır takındı ve işini kaybetti. Grants Pass Daily Courier'de yazan Dan Guthrie ve Texas City Sun'ın şehir editörü Tom Gutting de benzer tavırlarından dolayı işlerini kaybeden gazetecilerden sadece birkaçı oldular.

OLAYLAR SONRASINDA AFGANİSTAN VE IRAK İŞGALLERİ

ABD, olayların üzerinden henüz bir ay bile geçmeden Afganistan'ı işgal etti. İşgale gerekçe olarak, 11 Eylül'de gerçekleşen saldırıları düzenleyen örgütün el-Kaide olduğu ve örgütün, lideri Üsame Bin Ladin de dâhil olmak üzere Afganistan'da bulunduğu gösterildi. Operasyonun el-Kaide'nin çökertilmesi ve Üsame Bin Ladin'in ele geçirilmesiyle sona ereceği bildirildi. Ancak işgalin üzerinden 10 yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen Afganistan'daki ABD işgali sona ermedi.

Afganistan'ın ardından 2003 yılında Irak'ı işgal eden ABD, bu kez de işgale gerekçe olarak Saddam Hüseyin'in elinde olduğunu iddia ettiği kitle imha silahlarını gösterdi. Öte yandan işgal, 11 Eylül'deki saldırıyla da ilişkilendirilmeye çalışıldı. Her iki iddianın da gerçeği yansıtmadığı, işgalden kısa süre sonra anlaşıldı. Irak'ta var olduğu söylenen kitle imha silahları bir türlü bulunamadı. İşgalin devam ettiği aylarda, gerek ABD Başkanı George Bush, gerek ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını bizzat itiraf ettiler.

Körfez Savaşı sonrasında sürdürülen ambargolarla zaten tükenme noktasına gelen, açlık ve salgın hastalıklar sebebiyle 1 milyondan fazla insanını kaybeden Irak'ta işgalle birlikte sadece birkaç yıl içinde yine 1 milyona yakın insan yaşamını yitirdi. İşgal, ülkedeki alt ve üstyapıyı kullanılmaz hale getirirken, 4 milyon insan hayatta kalabilmek için göç etti, 5 milyon çocuk yetim kaldı. Ayrıca işgal güçlerinin Irak'taki etnik-mezhepsel zenginliği ayrışma ve çatıştırmaya dönüştüren politikaları, ülkede bir içsavaş ve kaos ortamının oluşmasına yol açtı. Ekilen kin ve nefret tohumlarıyla amaçlanan ‘bölünme'nin, bugün gelinen noktada çok da uzak bir ihtimal olmadığı açıktır.

Untitled-2_106

ABD'nin Irak İşgali ile birlikte Ortadoğu'ya yerleşme planları da başarıyla sonuçlandı. Bu süreçte ABD; Kuveyt, Ürdün, Bahreyn ve Katar'daki askerî üslerini ve asker sayısını kademeli olarak arttırdı ve Ortadoğu'yu tam anlamıyla kuşatmış oldu.

İşgal sonrası süreçte milyarlarca Dolar'lık ihalelerle Batılı küresel şirketler bölgeye yerleştiler ve büyük kârlar elde ettiler. Petrol üzerinde küresel enerji firmalarının ön planda olduğu büyük antlaşmalar yapılarak Irak halkına ait olan ve milyonlarca Iraklının refahı için kullanılması gereken petrol gelirleri, ABD'li ve Avrupalı şirketlerin kasasına girdi. İşgal yalnızca petrol sahasında değil, aynı zamanda su, iletişim, ulaşım, gıda, teknoloji, liman ticareti, uyuşturucu gibi pek çok alanda yüz milyarca Dolar'lık yeni bir pazar oluşturdu.

Yorum Yaz

  419739

-