2 HAZİRAN 2020 SALI

Hüseyin Yağmur

İSLAM DÜNYASI NEDEN GERİ KALDI? (1)

Hüseyin Yağmur

Türk fikir dünyasının önemli simalarından Mehmet Niyazi Özdemir'in sohbetlerinde zaman zaman tekrarladığı bir medeniyet mukayesesi var.

Özdemir'in iki arkadaşıyla birlikte yaptığı araştırmaya göre; 1.500 yılında Latin Dünyası'nın merkezi olan Sorbon'daki kütüphanelerde tıpla ilgili 11 eser var. Bunların 5'i Müslüman müelliflerden çeviri. Germen Dünyası'nın merkezi olan Frankfurt'taki kütüphanelerde tıpla ilgili 12 eser var. Bunların 5'i Müslüman müelliflerden çeviri.

Aynı günlerde İslam Dünyası'nın merkezi olan İstanbul'daki Fatih Medreselerinin kütüphanelerinde tıpla ilgili 926 eser var.

Mehmet Niyazi Bey bu rakamları verdikten sonra hüzünle '1800 yılında her şey tepetaklak olmuş. Biz çakılmışız. Onlar yükselmişler' diyor.

Bir zamanlar 'Alimin uykusunun cahilin ibadetinden daha üstün olduğu', 'alimin mürekkebinin şehidin kanından daha makbul olduğu' hadisi şeriflerini esas alan İslam Dünyası'nın son beş yüzyıl içinde derin bir kış uykusuna yattığı anlaşılıyor.

Bütün hayatını İslam Dünyasının dertlerinin çözümüne ve ilerlemesine adamış rahmetli Prof. Dr. M. Esad Coşan Hocaefendi de 1997 yılında İskenderpaşa Camii'nde yaptığı bir sohbette İslam Dünyasının halini bir hatırasıyla şöyle nakletmişti:Biz  Avustralya'dan gelirken Malezya Kualalumpur havaalanında indik, uçak değiştireceğiz. O arada baktım, çizmeli kadınlar, çizmeli erkekler... Gözlerime inanamadım. Şalvarlı, çizmeli, örtülü, sakallı mübarek insanlar bir sürü... Kualalumpur havaalanını doldurmuşlar, yerlere oturmuşlar garibanlar... Anladım işin ne olduğunu, yanlarına gittim;

'Türkistan?..' dedim.

'Çin..' dediler; Çin filan değil Türkistan... Belki o, kelimeyi bilmiyorlar. 'Çin!.. Çin!..' dediler, beni anlamadı zannettiler..

Türkistan'ı duymamış, bilmiyor, unutturmuşlar. İnsanlar unutturulmuş, kandırılmış.

'Kaşgar?..' dedim, hepsinin gözleri açıldı, yüzleri güldü. Tamam iletişim sağlandı.

'Mekke'ye mi gidiyorsunuz?' dedim, güldüler başlarını salladılar.

Hepsi mübarek insanlar, evliya gibi tertemiz insanlar ama üç asır dört asır gerideler... Çizmeler giymiş kadınlar, şalvarlı... Belli ki atın üstünden inmiş gelmişler. Dizine kadar çizmeli, adamlar da öyle...

Acıdım, ağlayacağım geldi, ağlamaklı oldum. Neden?.. Çevre o kadar gelişmiş ki, Kualalumpur, Malezya, Avustralya, Honkong Yirmibirinci Yüzyıl'a ayak basmış, bizimkiler dört asır geri... Dört asır geri zavallılar... Yani neyi anlatmak istiyorum: Müslümanlar üç asır, dört asır, iki asır, elli yıl, otuz yıl geride...

Halbuki aynı coğrafyanın insanı Kaşgarlı Mahmut,1072 yılında yazdığı  ‘Divanı Lügatı Türk' isimli kitabının sonuna  o güne kadar ilim dünyasında varlığı bilinmeyen Japonya'yı gösteren bir harita dahi koymuş.

Şimdi, bilim ve teknolojide Kaşgar nerede, Japonya nerelerde?

İslam Dünyasının sorunlarına kafa yoran mütefekkirlerin tespitleri gösteriyor ki sözün tam manasıyla geri kalmışız. Ne yazık ki bu derine gitmiş geri kalmışlığımızı pek fark eden de olmamış.

Sultan Abdülaziz'in 1867 yılında Fransa'ya yaptığı seyahat sırasında açılan ve içinde bir Türk standı da bulunan fuarı gezen bir Türk münevverin hayretler içinde şunu yazdığını okumuştum: Ben 25 yaşındayım. Ancak ömrümde bir gerçek karşısında bu kadar sarsıldığımı hatırlamıyorum. Paris'teki fuarı gezince bizim ülkemizin ne kadar geri kaldığını, Avrupalıların ne kadar ileriye gittiğini hayretle gördüm.

Bahsedilen tarihin 1867 yılı olduğu düşünülürse geri kalmışlığımızın boyutuna dair kolayca bir fikir yürütülebilir.

Bir sonraki yazımızda bu konuya devam edelim inşallah.

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

  1. Bu yüzden güç kuvvet gudret peşinde koşar düzen için ihtiyaçları karşılamak için. Son darbe aşağlık kompleksi ile ip kopar.tesbih dağılır.ve unuturuz batının asıl gücünün zenci emeğine asya yağmasına afrika talanına amerika katliamını kendi insanlarını iliklerine kadar sömürüsü işçi sınıfını ve ve sıkı sıkıya kontrol ettiği piyasa ekonomisinden gelir..

  2. Neye göre geri.bilim ile hakimiyetine güç katacağını öğrendi ticaret yollarını kendine bağladı.şehir hayatı gelişti.ve en önemlisi itici gücü nufus patlaması biz ne yaptık ticaret yollarının denetimini kaybettik Akdeniz ticaretini İtalyanlardan alamadık. İstanbulu anadolu buğdayı ile değil Romanya ile besledik.darbe 2 Mahmut geldi.Sakat olan bize özgü Sistemi bozdu. Yeni orduyu avrupa malları eğitimiyle kurdu. Her erkek asker.Emeği çırağı cephede kırdı. Balta limanı ile Osmanlı sermayesi kazık attı.Osmanlı Şehir hayatını kördür. Medeniyet şehir demek şehrin ihtiyaçları çoktur iş bölümü vardır..

Yorum Yaz

  406494

-