21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Hasret Yıldırım

İSLAM’IN İKİ KESKİN KILICI: NECİP FAZIL KISAKÜREK-KADİR MISIROĞLU

Hasret Yıldırım

Her dâim Üstad Kadir Mısıroğlu'nun ‘zorunlu' İngiltere macerasını ağzına dolayanlar “Üstad'ın, İngilizler tarafından siyâsî mültecilere tanıdıkları hiçbir hakkı kullanmadığı gibi, vatandaşlık verme tekliflerini de kabul etmediğini” neden söylemezler!?

İhsan Şenocak Hocaefendi, son zamanda gündem yapılan Kadir Mısıroğlu-Necip Fazıl Kısakürek mevzuu ile alâkalı son noktayı şöyle koyuyor; “Bize küfürle hesaplaşmayı öğreten Üstad'la, milletin büyük tarih hocası Kadir Mısıroğlu'nu karşı karşıya getirerek ehli küfürü sevindirmeyin.”

 

Kadir Mısıroğlu ismi ne vakit zikredilse, bir vâveylâ kopar gider. Bu velvelelerin Kemalist kanattaki yansıması; Atatürk Düşmanı, Antikemalist, Şeriatçı, Hilafetçi, Saltanatçı, Gerici, Yobaz, ilâ âhir… Üstad bunların tamamına tek cümleyle, ahiret penceresinden bakarak “Allah (Celle Celaluhu) şahitliğinizi kabul etsin” der, biz de can-ı gönülden “Âmin” deriz… Çok ileri giden olur da, hakaret ve sövme ile kendini avutuyorsa, Üstad'ın onlara da cevabı kısa ve nettir; “Fino köpekleriyle işim yok benim.” Cevap, ister istemez onlarca adam yerine konulmak olması gerekirken, köpek olurlar ve tabii bu onları daha çok kudurtur… Üstad, adamına göre muamele yapar…

 

Gelelim “bizim” kanattaki yansımalara… Ülkücü geçinen ve sloganı ‘Ne mutlu Türküm diyene' olan Ortadoğu gazetesinin yazarlarından Yücel Bulut isimli şahıs, 2014-Kasım ayında, ‘Atatürk'e Söven "Kadir Mısıroğlu" Kimdir?' başlığı ile; vesikasız, kaynaksız, kulaktan dolma, çamur at tutmazsa izi kalsın mantığıyla yazılmış bir yazı kaleme almış ve çeşitli isnâdlar yapmıştır. (http://www.ortadogugazetesi.net/makale.php?id=17797) Bu yazı Kadir Mısıroğlu düşmanları tarafından temcit pilavı gibi ısıtılarak, her ortamda saldırmak için kullanılmaktadır. Bahse konu olan isnâdları ve cevaplarımızı şöyle sıralıyoruz:

  1. “Kadir Mısıroğlu belli ölçüde delidir.”

Yücel Bulut bu isnâdı, bu mâhiyetteki yazılı veya sözlü bir sözü tahrif ile Üstad'ı itibarsızlaştırmak için kullanmıştır. Üstad'ın bu manada aldığı herhangi bir rapor yoktur. Üstad, delilik numarası yaparak Eskişehir'den İstanbul'a gelmiştir. Eskişehir Hapishanesi'nden naklini temin için yapılan bu aldatma oyununu defaatle tafsilâtıyla anlatmıştır. (https://www.youtube.com/watch?v=niAAvp8RGXk)

  1. “İhsan Toksarı, Mehmed Müftüoğlu ile bağlantılı olarak Selâmet Turizm ve Müftüoğlu Seyahat Acentası'nın tertip ettiği 1963 yılı hac organizasyonunda; paralar iç edilmiş ve ‘rivayete göre' İhsan Toksarı hacıların parasıyla bebekte apartman yaptırmış, Kadir Mısıroğlu da paraların bir kısmını buharlaştırmıştır.”

Üstad, Yücel Bulut'un bu isnâdını https://www.youtube.com/watch?v=mGJEt03xNaQ linkindeki video ve http://kadirmisiroglu.com/bizden-haberler.html linkinde teferruatı ve vesikalarıyla cevaplamıştır. Lâkin art niyetli güruh (hususiyetle Sözcü Gazetesi ve Oda Tv) ‘rivayete göre' hac paralarıyla Bebekte yapılan apartmanı haber yaparak, linç kampanyasını körüklemişlerdir. (www.sozcu.com.tr/2014/gundem/misirlioglu-hac-parasiyla-bebekten-ev-aldi-649182) (www.odatv.com/hac-organizasyonundan-toplanan-paralarla-bakin-ne-yapmis-1611141200.html) Üstad, böyle bir apartmanı ne İhsan Toksarı'nın ne de kendisinin yaptırmadığını defaatle anlatmış, hakikatle alâkası olmayan bu iftirayı “böyle bir ev varsa gösterin oturalım” diyerek alaya almıştır.

  1. “Hayatını küfür ve hakaretlerle geçiren ve güya Allah'tan başkasından korkmayan Kadir Mısıroğlu; hakir gördüğü Allahsız Devrimcilerin ya da kafatasçı ülkücülerin hücrelerde tutulduğu ihtilal günlerinde; cuntacıların hışmından korkmuş ve soluğu yurtdışında almıştır. Bütün hayatı boyunca, memlekete Batı tipi bir düzen getirmekle suçladığı Mustafa Kemal'e küfreden ve şeriat düzeni isteyen Kadir Mısıroğlu'nun, hayalindeki gibi şeriatla yönetilen bir İslam Ülkesine kaçtığına kesin gözüyle bakılmıştır. Oysa şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım diyen dili bir anda "lal" olmuş, cuntacıların şerrinden kaçıp şeytan dediği Batı'ya sığınıvermiştir. Gençlere şeriatın hikmetlerini, Batı'nın melanetini anlatan Kadir Mısıroğlu soluğu Almanya'da almıştır. Frankfurt'a yerleşen Mısıroğlu, buradan da İngiltere'ye geçmiştir.”

Üstad, 12 Mart Muhtırası'ndan sonra Eskişehir Askerî Mahkemesi'nde muhâkeme altına alınmış, işkence görmüş ve yedi seneye mahkûm edilmiş olduğu cihetle, askerî mahkemelerin adâlet tevziindeki gayr-i hukûkîliğe şâhid olduğu için; 1980 İhtilâli hengâmında Milli Selâmet Partisi İdaresinde Genel İdare Kurulu üyesi bulunduğu ve bu kurul üyeleri hakkında toptan tevkif kararı verilmiş bulunduğu için, ayrıca parti yetkililerinin de teşvikiyle Vatan-ı Azizinden ayrılmak mecburiyetinde kalmıştır. Bundan dolayı, o tarihte çıkarmakta bulunduğu Sebil adlı dergi dolayısıyla, Almanya'dan bu derginin Frankfurt'taki bürosuna istinaden oturma hakkını elde etmiş bulunuyordu. Bu haktan istifade ile Almanya'ya gitmiştir. Dönem ile alâkalı gazete ve mecmualarda yayınlanan listelerden görüleceği üzere, O'nun gibi siyâsî iltica yolunu tutan otuz bin kişiden hiçbirini itham etmek bugün kimsenin aklından geçmemektedir. Mezkûr listelerde görüleceği üzere “171 kişinin işkenceden öldüğü belgelenmiş” bulunduğuna nazaran, Üstad'ın bu hareketini kınamanın insafla bağdaşır bir yönü yoktur. Muhakeme edilmek üzere yurda davet edilmiş, gelmemesi üzerine de vatandaşlıktan atılmıştır. O dönemde Kadir Mısıroğlu'nun da dâhil olduğu, 14.000 kişi vatandaşlıktan ihraç edilmiştir.

  1. “İngiltere'den siyasi iltica talep etmiştir. Sonrası mı? İngiltere'de geçirdiği günleri sonrasında beş parasız kalmıştır. Mehmet Müftüoğlu'nu hiç hatırladı mı bilinmez ama rotayı yine şeriata değil "kişisel rahatına" kırmıştır. Tekrar Almanya'nın yolunu tutmuş, yurtdışında kaldığı 11 yıl boyunca dilinden düşürmediği "şeriatla yönetilen İslam ülkelerine" bir kez bile uğramamıştır.”

Kadir Mısıroğlu'nun Almanya'daki oturma hakkına çoluk çocuğu dâhil olmadığı için onları İngiltere'ye götürmüş, kendisi de geçim imkânı sebebiyle mevcud olan Almanya'daki bürosunun başına dönmüştür. Bununla beraber çoluk çocuğuna şâmil olması için siyâsî ilticâ talebini İngiltere'den talep etmiş ve onların siyâsî mültecilere tanıdıkları hiçbir hakkı kullanmadığı gibi, vatandaşlık verme tekliflerini de kabul etmemiştir. Yurt dışında yaşayabilmek için mecburen yaptığı siyâsî iltica talebiyle çirkin bir şekilde kınanması da yersiz ve haksızdır. Üstelik bir de on bir yıllık gurbet hayatında şeriat ülkesi Suudî Arabistan'a gitmediği iddia edilmiştir ki, bu da doğru değildir. Üstad gurbette iken, gerek ticaret ve gerekse de Hac maksadıyla Suudî Arabistan'a müteaddid seyahatleri vardır. Hele ki, gurbette iken Mehmed Müftüoğlu'nu hatırlamadığının söylenmesi de yersizdir. Zirâ o târihlerde Mehmed Müftüoğlu Rahmet-i Rahman'a kavuşmuştur.

  1. “Sadece O kadar mı? Elbette hayır... Akif'e de küfretmiştir, Akif'e... Yandaşların dilinden düşürmediği Mehmet Akif'e...”

Yücel Bulut'un bu isnâdı ile alâkalı olarak daha evvelen Mehmet Akif'in torunları bir dava açmışlar, Kadir Mısıroğlu'nun Akif hakkındaki sözleri dinletildiğinde; ortada bir hakaret mevcut olmadığı sâbit olmasıyla onlar şikâyetlerinden vazgeçmişler ve basındaki bu tezviratın kasten Üstad'ın muârızlarının eseri olarak ortaya atıldığını kabullenmişlerdir. (Üstad'ın Mehmet Akif'e ‘pezevenk' demediğine dair ses kaydı şu linkte bulunmaktadır: www.youtube.com/watch?v=rrwG4FFirJo) Kaldı ki, Kadir Mısıroğlu daha lise talebesi iken Mehmet Akif için mevlid okutmuş bulunduğu gibi, O'nun Millî Mücâdele'deki hizmetlerini de “Sarıklı Mücahidler” isimli eserinde uzun uzadıya takdirle nakletmiş bulunmaktadır.

 

Buradan hareketle, Ortadoğu Gazetesi'nin tirajı 5.000'dir. İster istemez Üstad bu adamı muhattap alınca, mevzuun tiraja ne kadar katkısı olduğunu bilemiyoruz. Lâkin “çok meraklısına” vesika göstereceğini nakleden Yücel Bulut; o gün, bu gün ortaya hakikat namına bir şey koymadığı gibi, mevzu ile alâkalı bir malumatta yapmamıştır. Algı operasyonu başarılmış, her Ülkücü'nün en az bir kitabını okuduğu, her ortamda hürmet ve muhabbet beslediği, Ülkücü kanadın tüm aksiyon adamları ile ciddi manada hukuku bulunan Üstad Kadir Mısıroğlu, muârızları tarafından “hac parasını çalan” biri olarak lanse edilmiştir. Mevzuun en mühim ve aşağılık kısmı olan bu yafta; mahkeme koridorlarında kıymete hâiz olamamışken, mahkeme-i kübrâ koridorlarında Yücel Bulut'un terazisine ne katacak, hep beraber göreceğiz inşaallah…

 

“Bizim” kanattaki yansımaların son dönemdeki gözdesi, kendi tabiriyle ‘psikolocya'sı karışık Servet Turgut isimli şahıs. Bu şahıs, ‘İmam Masum Hazretlerinin bir deyişi var ‘Üstadı'na laf edene laf etmezsen köpek senden iyidir!' diyerek,  Kadir Mısıroğlu'nun 2014 ve 2015 konferanslarında mu'tâd şekilde sarf ettiği ‘Benim Necip Fazıl ile 25 sene beraberliğim oldu. Necip Fazıl tanıdığım en zeki adam, tanıdığım en cesur adam, ama tanıdığım en ahlaksız adam.' sözleri üzerinden sosyal medyada linç kampanyası başlattı. Ve karşılığını paralel terör örgütü'nün facebook sayfalarından www.facebook.com/www.iftiralar.org ‘un kışkırtması, Necip Fazıl'ın oğlu olmaktan başka bir özelliği bulunmayan Mehmet Kısakürek'in twitter üzerinden attığı mesajlarla destek görmesi olarak buldu. Hâlbuki paralel terör örgütü'nün Üstad Necip Fazıl'a bakış açısını yazmaya gerek yok zannediyorum. Lâkin mevzu Kadir Mısıroğlu olunca, paralel terör örgütü ‘düşmanımın düşmanı dostumdur' mantığıyla mevzuu kucaklamıştır.

18 Haziran'da Servet Turgut tarafından twitter.com/sturgutadair isimli adresten atılan yazıda; Üstad Kadir Mısıroğlu “Püsküllü, Müfteri, Ahlaksız, Deli” olarak adlandırılmıştır. İyi de arkadaş adama demezler mi; madem Kadir Mısıroğlu “deli” neden muhatap alıyorsun? Yoksa bu bir ezikliğin tezahürü mü? 83 yıllık hayatının 65 senesini bi'lfiil inandığı davaya adayan bir şahsiyete hitap tarzı bu mu olmalı? Halbuki “deli” dediğiniz bu adam, aklının zekatını verse sizin gibi yüzlercesini âbâd eder, bilmiyor musunuz? Aynı adres üzerinden attığın başka bir yazıda “Benle sohbet etmek isteyen de beni bulmalı, kavga etmek isteyen de!. Gözün göze bakmadığı ne bir sohbet, ne de bir kavga mertlik tadında değildir biline!.” diyerek yazdığın “yaldızlı” sözler ile yaptığın arasında bir “mertlik” tezatı yok mu? Kapısı herkese, hatta kendisine suikast düzenleyen şahsa bile açık olan Üstad Kadir Mısıroğlu'nun kapısını çalmak, istişare yapmak, senin tabirinle “gözün göze baktığı” bir ortamda bulunmak “mertlik” olmaz mıydı ve de çok mu zordu? “Kadir Mısıroğlu'nun M.Kemal'e düşmanlığı zerre kadar yıkıcı değil” derken hiç mi vicdanın sızlamadı? Buna Kemalistlerin bile kahkahalar ile güleceğini düşünmedin mi? Üstad Kadir Mısıroğlu senin yazındaki mantıkla “koltuk sevdalısı” olsaydı, bugün çok farklı yerlerde olurdu, en ufak şüphen olmasın. Bilakis, bu mevzuda Üstad'la az çok haşır neşir olanlardan, hukuku bulunanlardan ve muhibbanlarından bilgi alabilirsin…

Karadeniz'in gülü İhsan Şenocak Hocaefendi'nin sesine kulak vermeni, şu lafızlardaki inceliği kucaklamanı diliyorum; “Bize küfürle hesaplaşmayı öğreten Üstad'la, milletin büyük tarih hocası Kadir Mısıroğlu'nu karşı karşıya getirerek ehli küfürü sevindirmeyin.” Ve bu konuda konuşacak birileri varsa; herhangi bir ticarî veya siyasî kaygısı olmayan, her iki Üstad ile ciddi manada hukuku olan, mevzua vâkıf şahıslardır!. 80'lerde doğanlar veya o devirde kısa pantolonla gezenler değil!.

Son olarak bu ay çıkardığın ‘Yavuzname' isimli kitabın tanıtım yazısındaki düsturu, hakikat ile buluşturmanı temenni ediyorum. “Sevmek yetmez!. Biatlısıyız” dediğin Yavuz Selim'in adabında, düşmanda olsa karşındaki şahsa hakaret ederek saldırmak yoktu, bu da böyle biline…

HASRET YILDIRIM - TERCÜMEİHÂL

HASRET YILDIRIM DİĞER YAZILARI

  1. Kadir mısırlıoğlu hoca dik duruşuyla küfre öfkesiyle İslami her yapıya olan muhabbetiyle asla unutulmayacak bir dava adamı ama tanıdığım ağzı en yavşak adam... Oldu mu ?.

  2. Üstadınızın 'Tanıdığım en ahlaksız adamdı' diye andığı Necip Fazıl nasıl oluyor da İslamın keskin kılıcı olabiliyor? Biz müslümanların nazarında en ahlaksız adamın Ebu Cehil ve her asırdaki temsilcileri olması gerekirken hangi anlayışla, küfre duyulan iman öfkesinin sembolü olmuş merhuma 'en ahlaksız adamdı' diyerek atılan iftira çamurunu meşrulaştırıyorsunuz..

  3. Ehli küfrü En Ahlaksız Adamdı sözü mü daha çok sevindirir ? Yoksa bu söze karşı savunma yapan mı küfrü sevindirir (!).

Yorum Yaz

  016027

-