9 ARALIK 2019 PAZARTESİ

Ayşe Yıldız

İSLAM, İNSANLIĞIN ÜZERİNE BİNA EDİLMEZ İSE…

Ayşe Yıldız

Dinden nasibimiz yeni ve hakikat olmalıyken, maalesef yeninin hakikatle, hakikatin de yeni olanla herhangi bir bağı bulunmamaktadır. Ne demokrasiyi kendi dilinden, ne teokrasiyi, ne aristokrasiyi ne de yeni yetme dinci burjuvaziyi kendi hallerinden anlamaya temayüllüyüz.

Meşrutiyet meşruiyeti fark edememek bizi meşru alanda kaygan bir zeminde yürüdüğümüz gerçeğini anlamamaya sevk eder. Sabitelerimiz zabitlerimizin söylemlerinden değil "bela" değişimizin gerçekliğinin tezahüründen neşet etmelidir.

 Hal böyle iken müntesibi olduğumuz bir dinin dilini, medeniyetini, kültürünü bilmeden o dini kendimize adapte etmek en hafif tabiri ile nasipsizliğimizin alametidir.

 Yaşadığımız gibi inanmak kolaycılığı ile inandığımızı anlamak ve yaşamak zorluğuna dair bir sürecin berhava edilmesi bizi dindar kılmaz. Bizim gibi inanmayı bırakın, bizim üzerimizden dini tenkit edenlerin vebalini de bizim üzerimize yıkmaya teşmil eder. Bu meyanda biz ve diğerleri arasında ilahi hikmet açısından tekbir faik oluşur ki, o da olmadığımız gibi, olmaya namzet olanlara da bir nevi engel oluşumuzdur.

 Hâsılı inanç, insana istikamet sağlamıyor ve bu istikametsizliği de laik bir dünya algısı ile tasdikliyor ise elbette ki mevcut çözülmelerden ve dahi tahribatlardan söz etmeye hakkımız olamaz. Bu dünya ile birlikte ahireti, davranışı ve tercihlerimizin hesabına yönelik bir vetire, kopmaz bir bütünlük arz ettiğini hem kelam ile hem de hal ile kendimize ispat edemiyor isek, inanç dediğimiz hasletin bir tahayyül, bir zihin jimnastiği olduğunu yadırgamamız gerekir.

 İslam, insanlığın üzerine bina edilmez ise netice hüsrana sebebiyet verir. Müslüman hem kendi hem de diğeri ve tüm insanlar için tefekkür, tezekkür ve taakkul olmalıdır.

 Felsefe insanı tariflerden hayvandan ayıran özelliğin natık oluşu yani akıl ile konuşması olduğunu beyan eder. Natık-ı Mahluk (konuşan yaratılmış) 

 Konuşma elbette boş konuşma değil. Konuşabilmek için zihnimizin işlevsel olması gerekir. Zihnin işlevselliği ise düşünme yetisini mecbur kılar. Hak ve hukuk adına düşünmeyen bir aklın, erdemliler akdini fuzuli olarak görmesi, bu günün "bana değmeyen yılan bin yaşasın" destursuzluğunu ilzam etiğini ise aşikâr kılması kaçınılmazdır.

 Müslüman olmanın, İslamcı  olma ile barız farkı; Müslüman bireyin her durum ve şartta söyleyecek sözünün olması ve bu sözü hakikate teşmil etmesidir. İslamcı, güç ve mevkie göre kendini konumlar iken Müslümanın hakikatin yanında, güç ve kuvvetin zulmüne kafa tutması bariz vasfıdır.

 Müslüman bilir ve emindir ki bu hayat, diğerinin mukaddimesi ve hasatıdır. Seküler ideolojiye pirim vermeden, layık hayat tarzının biat etmeden, hayatın: Ölmeyi göze alma ile kıymet kazanacağını bilir ve imanı bu ahlaki destur üzerinedir.

 Hâsılı hayatını kıymetli kılmayanlar, ölmeyi göze alamayanlardır.

AYŞE YILDIZ - TERCÜMEİHÂL

AYŞE YILDIZ DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  477440

-