26 EYLÜL 2017 SALI

İSRAİL ‘HUKUKU’ POLİS VE ASKERİNE İŞKENCE YETKİSİ VERİYOR!

İşgalci İsrail kanunları güvenlik güçlerine net tanım olmaksızın işkence yapma yetkisi vermektedir. Gözaltı için için herhangi bir yer ya da zaman mefhumu bulunmadığı gibi herhangi bir karara da ihtiyaç bulunmamaktadır. Aynı zamanda, gözaltı sonrasında hukuken tutuklama olarak sayılacak fakat herhangi bir hakim önüne çıkarılmadan günlerce belirli yerlerde alıkoymaların da herhangi bir standarttı bulunmamaktadır.


İSRAİL ‘HUKUKU’ POLİS VE ASKERİNE İŞKENCE YETKİSİ VERİYOR!

Bu gözaltı / tutuklamalar evde ya da sokakta hiçbir sebep gösterilmeksizin yapılmakta sonrasında alelade nedenler üretilmektedir. Özellikle çocukların gözaltı/tutuklamaları için yoğunlukla taş atma ya da Molotof iddiası gündeme gelmekte fakat bununla alakalı adil bir yargılama safhası bulunmamaktadır. İsrail'in uygulamakta olduğu olağanüstü hal yasaları ve askeri mevzuatı nedeni ile polisten ziyade askerlerce yapılan genellikle geceleyin ev baskınları da ayrı bir hak ihlalidir.

Buna dair de herhangi bir mahkeme kararına ihtiyaç duyulmamaktadır. Askerler, çoğu kez, sadece tutuklama yapmak yerine önce binaya ateş açmakta ve suç isnad edilen kişi / çocuk haricinde ailesi ve çevrede bulunan insanları da mağdur etmektedirler. Aile bireylerinin canlı kalkan olarak kullanıldığına dair dahi iddialar mevzudur. Görüştüğümüz ve ismini açıklamayacağımız çocuğun ifadesine göre tutuklama öncesinde bilinmeyen ( 4. Nolu oda olarak iddia edilen ) bir yere götürülmekte çırılçıplak soyulmak sureti ile günlerce fiili ve sözlerle işkence edilmektedir. Tutuklu sayılarının 450 ler olarak açıklanmasının nedeni de hukuksuz ve hakim önüne çıkarılmadan 4. Nolu oda olarak tabir edilen yerde tutulan çocuklar dahil değildir. Sonrasında suç isnadı yapılacak ise mahkemelere intikal ettirilmektedir.

Daha önce uluslararası örgüt ve STK'ların yaptığı incelemelere göre de bu durum sabit görünmektedir. Çocukları, acı veren pozisyonlarda saatlerce ya da günlerce tutmak, yalnız hapsetmek veya küçük, dar hücrelerde hapis, dayak, tutsağın başına torba geçirmek, şiddetle sarsmak, uyku ve yemekten mahrum bırakmak, aşırı soğuk ya da aşırı sıcağa maruz bırakmak, fiziksel veya psikolojik taciz, cinsel taciz, tutsağın ya da tutsağın aile bireylerinin yaşamlarına tehdit, yeterli giyim ve hi7_5jyenden mahrum bırakmak gibi çeşitli işkence metotlarıyla Filistinli çocuklar insanlık dışı muameleler ile karşı karşıya kalmaktadır.

Filistinli çocuk tutsaklar Cenevre Sözleşmesine aykırı olarak işgal altındaki Filistin topraklarından İsrail'e naklediliyorlar. Çocuk tutsaklar avukatlarının ve ailelerinin refakati olmadan işkence altındaki sorgulamalarla itirafa zorlanıyor.

BM tarafından görevlendirilmiş bağımsız uzmanlardan oluşan Çocuk Hakları Komitesi (CRC), 2013 yılında yayınladığı raporla Filistinli çocuk tutsakların gözaltına alınırken, sorgu sırasında ve esir tutuldukları süre boyunca işkenceye, kötü muameleye, cinsel tacize maruz bırakıldığını ve itirafa zorlanmak için işgal askerleri tarafından ölüm ve tecavüzle tehdit edildiğini ortaya koymuş ve İsrail'i çocuk tutsaklara yönelik hak ihlallerinin sona erdirilmesi konusunda uyarmıştır. Bu uyarı İsrail hükümeti tarafından öfke ile karşılanmıştır.

Rapora göre çocuklar devamlı surette fiziksel ve sözel şiddete, aşağılamaya, kendilerine veya ailelerine yönelik ölüm, şiddet ve cinsel taciz tehditlerine maruz kalıyorlar, tuvalet, yiyecek ve sudan mahrum bırakılıyorlar. Çocuk Hakları Komitesi raporunda işgalci İsrail ordusunun Filistinli çocukları canlı kalkan olarak kullandığı da belirtilmiştir.

İşgalci İsrail'in hak, hukuk ve kanun tanımaz uygulamaları ile insanların psikolojileri, yaşamları ağır bir şekilde zorlaştırılmaktadır. Filistin ve Kudüs halkı dolaylı olarak göçe zorlanmakta ve bu uygulamalarla Kudüs'ü Yahudileştirme ve bölgede tam bir İsrail hâkimiyeti sağlama hedefine doğru yavaş yavaş gidilmektedir.

 İsrail, Kudüs'te yaşayan çocuklara çocuk muamelesi yapmadığı gibi insan muamelesi yapmamakta ve Uluslararası Hukuk'u da hiçe saymaktadır. İşgalci devlet tarafından halkının küçük büyük ayırt edilmeksizin haklarının gasp edilmesi Uluslararası Hukuk'un en temel hükümlerine ters olduğu gibi, İsrail'in kendi kanunlarına da aykırılık teşkil etmektedir.

İşgalden, işgalcinin hak ve hukuk tanımaz uygulamalarından en çok zarar gören ve etkilenen yine çocuklar olmaktadır. İsrail, 1989 Uluslararası Çocuk Haklarını Koruma Anlaşması'nın altına imza attığı halde, sözleşmeye uygun hareket etmemektedir.

İşgal kuvvetleri, çocukları tutsak etmekte; onlara karşı darp ve işkencede bulunarak planlı bir şekilde kalplerine İsrail korkusu yerleştirmeye ve psikolojik yıkıma sebep olmaya çalışmaktadır. Çocuklar İsrail'in izlediği bu siyaset ile sadece tutuklama esnasında değil, hayatlarının her merhalesinde karşı karşıya kalmaktadır. Gözaltı ve tutuklamalar, çocukların eğitimden mahrum kalmalarına, böylece erken yaşlarda iş sahalarına zorunlu olarak yönelmelerine sebep olmaktadır. Çocuklar yavaş yavaş içe kapanmakta, kimseyle konuşmak istememekte ve grup çalışmalarından uzaklaşmaktadırlar.

Yorum Yaz

  251743