31 MAYIS 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

İTTİHATÇILAR VE ARAP TOPRAKLARINDAKİ YANLIŞ POLİTİKALARI

Hüseyin Yağmur

1.Dünya Savaşı ile birlikte Devletin Arap topraklarındaki denge de İttihatçılar tarafından tarif edilmez şekilde bozulmuştu. İleriki yıllarda ortaya çıkacak meşhur Arap isyanının tohumları da o günlerdeki yanlış politikalarla atılmaya başlanmıştı. İttihatçılar, Arap topraklarındaki idare tarzının esaslarıyla oynamakla işe başlamışlar, Arap vilayetlerine gönderilen Jöntürk idareciler yerli halka tepeden bakmış, aydınlara ise baskı ve zulüm uygulamışlardı.

 İttihat ve Terakki Bahriye Nazırı Cemal Paşa'yı Suriye valisi ve Osmanlı güçlerinin komutanı olarak Şam'a gönderdi. Başarısızlıkla sonuçlanan Süveyş Kanalı seferinden (Ocak-Şubat 1915) sonra Cemal Suriye'ye döndü ve olağanüstü yetkilerle donanmış olarak rejime muhalif oldukları düşünülen kişileri hedef alan bir korku krallığı kurdu. Suriye ve Lübnan'ın önde gelen kişilerini uyduruk vatana ihanet suçlamalarıyla Divan-ı Harb'in önüne çıkardı. Otuz üç kişi halkın gözü önünde asıldı. Cemal, bir kaynağa göre iki yüz, başka bir kaynağa göreyse beş bin aileyi Anadolu'ya sürdü. Aynı zamanda, sağlıklı erkeklerin yaklaşık dörtte üçü askere alındı ve doğal felaketler ve kıtlık üç yıl boyunca bölgeyi kasıp kavurdu (1915-1918) (Findley,2015:203).

 Mekke Emiri Şerif Hüseyin'in oğlu Emir Abdullah'ın hatıralarında bu yanlış politikaların  pek çok örneği yer alır:“(…) Ardından İttihad ve Terakki Cemiyeti İdaresi geldi ve Meşrutiyet ilan edildi. Mekke Emiri Şerif Ali b. Abdullah, yanında bulunan Sultan'ın vazifelileri ve vezirleriyle birlikte vazifeden alındı. İttihad ve Terakki Cemiyeti, Şerif Ali Haydar b. Cabir Abdülmuttalib'i Mekke emiri yapmak istedi. Bu olay, babamla bütün İttihad ve Terakki hükümetleri arasındaki çekişmenin başlangıcı oldu.(...) Kumandanlık, daha doğrusu bir çeşit bölge diktatörlüğü ile Suriye'ye giden Bahriye Nazırı Cemal Paşa ise, suçlu ve suçsuz Suriye ve Lübnan'ın birçok ileri gelenlerini ve Emir Abdülkadir'in torununu asmakla Arapları büsbütün soğuttu, kine ve nefrete buladı.(…) Neticede, İttihadçıların dar görüşlülükleri yüzünden Araplarla Türkler arasındaki bağlar koptu.” (Abdullah,2006:12-14-37)

 Şeyhülislam Cemaleddin Efendi de İttihadçılar tarafından Arap topraklarında uygulanan yanlış politikalara dikkat çeker: “Suriye mahkemelerinde verilen kararların bundan böyle Türkçe yazılmasının istenmesi Suriyeliler üzerinde büyük teessür uyandırmıştı. Hac yolunu koruyan Kerek Araplarına verilen cizyenin kesilmesi, bölgenin yerli ahalisinin küçümsenmesi, Arap topraklarındaki önemli yanlışlar olarak kayıtlara geçmişti.” (Cemaleddin,1990:52)

 İttihatçılar tarafından yapılan bu zulüm ve işkenceler Arap topraklarını Osmanlıdan koparmak istiyen İngiltere'ye çok önemli bir fırsat sağlamış, bölgenin lideri konumundaki Şerif Hüseyin'i Bağımsız Bir Arap Devleti vaadiyle kandırmışlardı. Şerif Hüseyin, dini bir bildiri yayınlayarak Osmanlıdan ayrılacağını ilan etmişti.

Mekke-i Mükerreme Emiri Şerif  Hüseyin Paşa tarafından neşredilen Arapça birinci beyannamesinin tercümesidir:   

Bismillahirrahmanirrahim

Müslüman kardeşlerimize umumi beyannamemizdir.

"Rabbena iftih beynena ve beyne kavmena bil hakkı ve ente hayrul fatihin."

Tarihe vakıf olanlarca bilinir ki, İslam camiasının birliği ve kuvvetlenmesi maksadıyla, Müslümanlardan, Osmanlı Devleti'ne ilk biat edenler Mekke-i Mükerreme emirleridir. Osmanlı sultanlarının kitap ve sünnete devam ettikleri sürece biatlerini sürdürdüler. Hatta 1327 senesinde bizzat kendim Araplardan müteşekkil bir kuvvetle, Araplar üzerine hareket ederek Osmanlı Devleti'nin şeref ve haysiyetini muhafaza etmek için Ebha nın muhasarasını önlemeye çalıştım. Ertesi sene gene aynı maksatla oğullarımın birinin kumandası altında bir orduyla o hareketi devam ettirdim, böylece samimi olarak gayemden ayrılmadım.

İttihat ve Terakki Cemiyeti kötü idaresi sebebiyle iç ve dış karışıklıklara, herkesin bildiği muharebelere sebep olduğundan devletin büyüklüğüne zarar vermiş ve hele şu son harbe hiç lüzum yokken girmesiyle de devleti büyük tehlikelere sokmuştur ki izah edilemez.

Bu hareketlerin ne gibi alçakça bir niyetle yapıldığını izaha iyi niyetimiz engel olduğu gibi, bütün ehli İslam'ın, devlet hakkında bezginlik getirip üzüntü ve kedere düştüğünü görmek istemediğimdendir. Diğer memleketlerde kalan Müslim ve gayrı müslim halkın bir kısmını idam, diğer bir kısmını vatanlarından sürerek devletin birliğini ihlal edip, herkesi canından ve malından mahrum bırakmışlardır.

Mukaddes topraklar halkının bu son muharebe sebebiyle düştükleri zorluklar o dereceyi bulmuştur ki, halk varını yoğunu satmaya mecbur kalmıştır. Fakat İttihatçılar bu kadarını da kafi görmeyerek Osmanlı saltanatı ile bütün ehli İslam arasında yegane bağ olan Kitabullah ve sünneti seniyyeyi ihlale teşebbüs edip saltanat başkentinde sadrazam, şeyhülislam ve umum ulema ve vüzera hakkında İçtihat Gazetesinde çıkan en kötü tabirlerle hakaret etmekten çekinmedikleri gibi, Kur'an'ın hükümlerinden miras meselesini terkederek eşit mirası desteklemişlerdir.

Bunlara ek olarak İslam'ın beş şartından büyük bir rüknünü yalanlamaya kalkışmışlardır ki; güya Rus ordusu karşısında harbeden askerlere benzetilmek üzere Mekke'de, Medine'de ve Şam'da bulunan İslam askerlerinin ramazanda oruç tutmamaları lüzumunu ileri sürerek bu konudaki "Femen kane minkum meriden evaili safer" ayeti celilesini  tahrif ve buna benzer birçok İslami esasları yıkmak ve münkirlik yapmaktan çekinmemişlerdir.

Bunların İslamiyet hakkındaki itikatlarının ne mertebede olduğunu anlamak için de, şu vak'a yeterli bir fikir verir: Mekke halkının istiklal kazanmak için ayaklandıkları sırada askerlerin, Müslümanların kıblesi Beytullah'a attıkları toplardan çıkan iki mermiden biri Hacerülesved'den bir buçuk arşın, diğerini bundan üç buçuk arşın yakınına tesadüf ettirmişlerdir. Beytullah'ın örtüsü ateş aldığından, bütün halk Kabe-i Muazzama'mn kapısını açıp üstüne çıkarak yangını söndürmeye mecbur olmuşlardır.Ellerimizi Cenabı Rabbu'l Erbab'a kaldırarak tevfik ve hidayetiyle bütün müslümanlar için hayırlı olmamızı, Rasulü Mülük el- Vehhab hürmetine istirham ederiz. 25 Şaban 1334 Emir ve Şerif Mekke-i Mükerreme Hüseyin Bin Ali    (Selahaddin,1989:92-93-94-95).  

El Kıble Gazetesi'nde neşredilen makalede de şöyle deniliyordu: Bizleri yürütmek istedikleri yoldan gitsek, diğer milletlerin uğradığı izmihlale bizim de düşeceğimiz kat'idir. Esasen bu devletin mahvına ve Anadolu ahalisinin perişanlığına münhasıran sebep olan «İttihat ve Terakki Mütegallibesi»dir. Onlar da Enver, Cemal, Talat ve hempalarıdır.Evet, biz bu İttihad-ü Terakki reislerine karşı kıyam ettik ve buğz-u adavet izhar eyledik. Bu düşmanlığımız yalnız Enver, Cemal, Talat ve hempalarına karşıdır. Bizim bu düşmanlığımıza her müslüman iştirak eder, hatta Hanedan-ı Saltanat dahi kalben bizimle beraberdir. Bu babta delil, şehid Veliahd-ı Saltanat Yusuf İzzeddin Efendi hakkındaki zalimane tecavüzdür (Kıcıman,1994:63-64).

Bazı Osmanlı Münevverleri de bu kötü yönetimin şahitleri olarak tarihe kayıt düşmüşlerdi. Şam'da bulunan Cemal Paşa, orada Müslüman olmayanlardan bir kulüp kurmaya çalışarak muvaffak olmuş, bu kulüpte kendisine ve askeri heyete verilen yemeklerde İslam dini hakkında ileri geri konuşmalar olmuştur. Hatta bu ziyafetlerin birinde Cemal Paşa'yı memnun edebilmek için yapılan konuşmalar Şam gazetesinde de ilan edilmişti  (Selahaddin,1989:97).

Necip Naci Kıcıman da yaşadıklarını şöyle anlatıyor: lttihat ve Terakki  Cemiyeti'nin zuhuruyle devlet işlerini eline alması ve esas itibariyle kötü idaresi dâhili ve harici birçok karışıklıkların ortaya çıkmasına ve herkesin bildiği üzere, birçok muharebelere sebebiyet vermiş, azamet ve şevket-i devleti haleldar eylemiş, bilhassa son harbe gereksiz atılmakla devleti gayet tehlikeli bir vaziyete sürüklemiştir ki, izahtan müstağnidir (Kıcıman,1994:46).

Araplara küçümseyerek bakan ve onlara karşı ulusalcı politikalar izleyen İttihatçılar sergiledikleri bu kötü yönetimle Arap topraklarını Osmanlıdan koparma konusunda özel bir fonksiyon icra etmişlerdi.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  692380

-