15 ARALIK 2019 PAZAR

Elif Sönmezışık

İYİLİK ‘BİZ’ DİLİNİ KONUŞUR

Elif Sönmezışık

Uzun zamandır internet ortamında karşımıza çıkan bir kısa film var. Kısacık anlar içinde, birkaç saniyelik arayla yapılan iyiliklerden oluşan bir zincir anlatılıyor. Bir cadde kaldırımında başlıyor ve yine orada nihayetleniyor. İyilik, bu zincirin sonunda onu başlatana geri dönüyor. Ve bu, iyilik işine dâhil olan herkesi mutlu ediyor.

Orijinal adı “One Day” olan bu film “İyilikten İyilik Doğar” ismiyle yerel dolaşımda. “İyilik yap, iyilik bul” önermesi üzerine somut verilerden yola çıkan sembolik bir anlatım. Tam anlamıyla hayatın içinden, kendinizi bulabileceğiniz en yakın noktadan bakıyor. Hatta öyle ki, alışılagelen iyiliğin her birimizi yüce birer insana dönüştüreceği vaadini es geçiyor ve onu hayatın akışı içinde doğal bir refleks olarak sunuyor. Zira yaklaşık altı dakikalık bu yapımın niye bu kadar ilgi gördüğünün açıklaması da bu olmalı.

Günden güne kötülüğün yükseldiğine, iyiliğin ise kötülükle ezildiğine inanılıyor. Aslında her geçen gün insanlığın yozlaştığına dair söylenen her sözün dâhilinde ve haberleşmenin altın çağında kontrolsüzce önümüze konan her trajik vak'anın kamu tarafından yorumlanışında biraz bu var.   

Hâlihazırda çevrenizde bulunan orta yaşın ilerisindekilere sorsanız, geçmişte kalanlardan en çok iyi insanları özlediklerini söylerler. Artık onlardan çok az vardır yahut hiç kalmamıştır. Eski bayramlar ve eski ramazanlara dair özlem dolu cümlelerle belki de bu yüzden sık sık karşılaşıyoruz. Bayramlar ve ramazanlar, insanın kalabalık içinde başkalarıyla hem duygu, hem ikram hem de iyilik alışverişinin yoğunlaştığı zamanlar. Her geçen yıl her birinin hayatımızdan biraz daha çekilip gittiği besbelli. Ve onun için geçmişe dair güzel atıflar ve özlemler, hep iyi insanlarla dolu.

Ama elbette iyiliğin azlığı yalnızca kötülüğün çoğalmasıyla ilişkilendirilmemeli. Unutkanlık, ihmalkârlık, dikkatsizlik, tembellik ve zamansızlık gibi bahanelerimiz var iyiliği geçiştirmek ya da geciktirmek için. Hayatı durdurmaya gücü yetmeyen herkesin paçasına yapışan illetler bunlar. Modernitenin ve konfor hırsının getirdiği bulanık, belirsiz kültür karmaşası içinde, hepimiz adına sahip çıktığımız ve sürdürmeye çalıştığımız manevi değerlerin niteliğine dair birkaç cümle sarf etmenin zorluğu malum. Zira bu değerler dayatılamaz, yalnızca insanı yaklaştırdığı olumlu hâller hissettirilebilir, ortak bir dil geliştirerek izahı yapılabilir.

Yukarıda sözünü ettiğimiz kısa filmin amaçladığı etkiyi yakalaması, ihtiyaç duyulan hissedişi ve izahı sağladığı için. Modernitenin kendi diliyle hayatın tam ortasından hayatlarımıza ısrarsız bir kısa mesajı…

 TDV'nin sivil iyileri

 Yakın zamanda iyilik kavramı üzerine “görünür” bir katkı daha yapıldı. Kadim değerlerin unutulmaması, gözden ırak olanların hatırlanır hâle gelmesi adına son yıllarda önemli çalışmalar yapan Türkiye Diyanet Vakfı, kuruluşunun 40. yılını İyilik Ödülleri'yle taçlandırdı. Bir süredir “iyilik” kavramını çeşitli platformlarda öne çıkaran kurum, “içimizden” iyilere ödül verdi. Camiye akvaryum yaptıran bir imam, engelliler için önemli projeler üreten bir dernek, trajik bir ölümle evladından ayrıldığı hâlde bir gönül adamı olarak tanıdığımız acılı baba, her perşembe yaşlılara yemek yapıp dağıtan bir kadın, görme engelli çocuklara adanmış bir hayat… Her biri sivildi ve bizdendi. İyiliğin hiçbirimizi ulaşılmaz yapmayacağını, ulaşılmazlığın da iyilikle bağdaşmayacağını anlatacak kadar bizdendi.

Zor zamanları yaşadığımızı anlamak için gazetelerin ilk on haberini okumak yeterli. Kötülüğün kıyamete dek iflah olmayacağı da malum. Sokakların, karanlıkların, yabancıların, tenhaların, kalabalıkların, şüphelilerin bir miktar kötülük taşıdığı ve oluk oluk hayatımıza aktığı da… İnsanların birçoğunun kötü tarafını susturamadığını da biliriz. Bir türlü yakamızı bırakmaz, kilit altına sığmaz. Ama şu da gerçek ki, kötülük bencildir ve “ben” hizmetçisidir. Bu yüzden ne kadar yayılırsa yayılsın, bir yerde susturulabilir.

Kötülük “ben”, iyilik “biz” dilini konuşur. “Ben” fikri çabuk yara alır, zayıflar, kararsızdır. “Biz” ise etkileşimlidir, akıcıdır, aktiftir, dayanışmalıdır, yayılımcıdır, azalsa bile yok olmaz, üstü örtülse de çabuk hatırlanır, bir'lenmeye, birleşmeye odaklıdır.

İçimizde kötülükler de kötü de çok; ama iyiliğin ve iyi insanların bereketi hiç bitmiyor. İyiyi ve güzeli arayan gözlerle bakarsak, çok sayıda iyi ve güzel insanla karşılaşırız. Biz'e yetecek kadar var nasılsa…  

 

 

 

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

  1. Kötülüğün içinde saklı duran ve kötülüğün kendisinden daha büyük olan iyiliği farkedebilirsek rahatlarız..

Yorum Yaz

  551344

-