Elif Sönmezışık

İZAFİYET

Elif Sönmezışık

-Ruzname; Kelime Günlüğü'nden-

Ruzname'memizdeki kelimeleri sıraladığım bu köşede kimi zaman tereddütle de olsa kullanışı tükenen eski kelimeleri yazdım. Tereddütle… Zira bir yazıyı okumaktan vazgeçmek için en iyi sebep, bugünlerde anlaşılamayan kelimeler.

İzafiyet kelimesini, anlaşılamadığı için uzak durulan kelimelerden ayrı tutuyorum. Anlaşılamayan kelimelerden biri olduğu doğru. Ama Einstein'ın İzafiyet Teorisi'nin yoğun biçimde dile getirilişi, kelimeye bir aşinalık geliştiriyor. Doğru ve sağlıklı yoldan olmasa da toplumca benimsendiği açık. Gönül rahatlığı ile başlığa kondurduğumu söylemeliyim bu yüzden…

İzafiyet hakkında “teorisi” üzerinden bir söz söylemeye yetkin değilim. Anlam üzerinde durup lafı Nobel'e ve ödüllere getirmeye niyetliyim.

İzafiyet, varlığı başka bir şeyin varlık durumuna bağlı olma ve bağlantılı olma hali. Gündelik anlayışa göre, algılarla karşılaşan varlıkların durumlarının, aynı ya da farklı algılanma durumu. Bu algıların da aynılıkları, değilleri veya nasıl oldukları kesin olarak bilinemiyor. Görecelik, görelilik, tasavvur durumu da deniyor bu yüzden.

Popüler deyişle “Zevkler ve renkler tartışılmaz” meselesine indirgemek istemesek de, biraz böyle bir şey izafiyet.

Yıllar önce “Nobel; İzafiyetin Zaafı” diye bir yazı yazmıştım. Oradaki kısa Nobel tarihçesine burada da yer vermek isterim.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra süper kutuplar arası soğuk savaşlara sahne olan dünyamızın 1964 Nobel Barış Ödülü'nü de Martin Luther King almıştı. Bu bir adalet mesajı mıydı, barış özlemi miydi, tartışılabilir. Ama aynı yıl edebiyat ödülüne layık görülen Sartre'in “duvar”ını aşamayan nafile bir çabaydı.

Sartre, Nobel'i kapitalizme vitrin, barışın karşısında tehdit görüyor; “Yazar, bir kuruma dönüştürülmeyi reddetmelidir.” diyordu. Bu meydan okuma, dönem içinde kalem özgürlüğü adına simge bir söyleme dönüştü.

Bugüne kadar Nobel'i gönüllü olarak reddeden tek yazar Sartre. Resmî ödüllerin art niyetli bir kasıt ve kısıtlamaya yönelik çabalar bütünü olduğunu söylemişti. Görünen o ki zaman onu haklı çıkardı. Yalnızca kalem özgürlüğüne attığı pençe dolayısıyla değil, algılara attığı pençeyle de bir hâkimiyet rotası çizmeye devam etti Nobel.

Sartre'ın ardından gelen, edebiyat alanında bir tek yazar bulunmaması da düşündürücüdür. Ama barış ödülünü reddeden bir isim daha vardır. Vietnam savaşını sonlandırma konusunda kendini yeterince başarılı bulmadığı için 1973 yılında Nobel Barış Ödülü'nü reddetmiş olan Le Duc Tho adaleti kendi içince tesis ederek algıları da yerle bir etmiştir. Ancak bu hareket protesto amacı taşımaz.

Nobel sırası bize gelip 2006 Nobel Edebiyat Ödülü Orhan Pamuk'a verildiğinde bazılarımızın takkeyi önüne koyup “burada büyük bir hata olmalı” diyerek durumu soruşturması, kayda değer bir ironi manzarası olarak hatırlanacak. Aziz Sancar aldığında ise biraz donuk ve şaşkın kalışımız, Sancar'dan habersiz oluşumuzla doğrudan ilişkiliydi.

2012 Nobel Barış Ödülü Avrupa Birliği'ne verildi. Son yıllarda Türkiye'ye uyguladığı çifte standart ve kurduğu fitne kazanları üzerinden düşünürsek, barış sahalarını dışladıkları ülkelerin felaketleriyle inşa etmelerini pohpohlamak denebilir bu ödüle.

Nobel izafiliğindeki kasıtlı yaklaşım, bana göre kendini en fazla 2019 Nobel Edebiyat Ödülü'yle belli etmiş oldu. Srebrenitsa Katliamı'nın başkatili Miloseviç'e desteğiyle tepki çeken Avusturyalı Peter Handke, yanı sıra barışı ödüllendiren bir kurumda hangi izanın karşılığıydı, sorusunu gereksiz kılıyor.

Dünyanın bütün resmî, şöhretli ve saygıdeğer ödüllerinin politik ve diplomatik sahaya hizmet ettiği düşüncesi, yıllara göre verilen ödüllere bakıldığında bir “ön alma” ya da “zemin kurma” olarak değerlendirilebilir. Adaleti öne çıkaran uluslararası kuruluşların hayatımızdaki adaletsizlikleri kör noktalara hapsetmesine benzer bir durum. Vitrine konan değerlerin tersi için canını dişine takan Batı'yı, savaştan başını alamayan mağdurlar her gün biraz daha fazla tanıyor böylece.

Nobel'e nispet Neşet Ertaş'tan bir gönderme önceki yazımızda da vardı. Ki bu iki mısrayı izafiyetin ne olduğunu anlamak isteyenlere, Yunusvari bir hünerle ihtiyaç duyduğu manaya yetebildiği için tekrarlamak istedim. Ayrıca uluslararas resmî ödülleri “gerçek” algılayanlar adına bir basiret nişanı…

Ah yalan dünyada, yalan dünyada

Yalandan yüzüme gülen dünyada

Ödüllerin izafiliği fikir ve sanat kamusunun malumu. Ve artık anlaşılmıştır ki bir ödül, başarı takdirinden ziyade bir düşünce, duruş ve ifa hareketini var etmek adınadır. Böyle bir zemin, insanlığa olan tavrına göre sağlam kalmaya olduğu kadar kaymaya da son derece müsaittir.

Nobel'i eleştirirken eleştirdiğimiz bir çarpıklık hadisesi. Nobel'in lehimize yaptığı her hamleden şüphe duymamız da kayan bir zeminden söz ediyorken son derece normal…

***

Künye: İzafiyet; Arapça izafî kökünden gelmiştir. İzafî olarak var olabilme veya tasavvur edilebilme durumu, bağıntılılık, görelilik, rölativite anlamlarına gelir. (Kubbealtı Lugatı)

 

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  971474

-