12 ARALIK 2019 PERŞEMBE

Elif Sönmezışık

KADİM TERKİBİ YAŞAMAK / 2

Elif Sönmezışık

Bilginin parçalanışından söz ettik. Bunun insan fıtratından doğan mükemmellik/iddia arayışlarında kendiliğinden tetiklendiğini ifade ettik. Buna mukabil sanki aynı seyri izlercesine toplumların da ayrıştığına ve parçalanmaya yöneldiğine, ferdin dahi kendi içinde engelleyemediği süregelen parçalanmışlığına değindik.

Peki insan/insanlık neden parçalanıyor? Neden daha fazla buhran yaşıyor, hayata tutunmakta zorlanıyor? Neden bir kısım, adil ve görünür olmak yerine teröre yardım ve yataklık ediyor, masumun geleceğini bitiriyor? Üstelik bunu aynı inanca mensup, aynı coğrafyayı paylaşan, aşina geleneklerle yaşayanlar da cüret ediyor, buna hakkı olduğunu düşünüyor, bu uğurda canileşiyor.

Bunun konfor ve idameye hizmet eden bilgi ile ilgili olmaktan çok, inanç sistemini ortaya koyan kadim ilimle ilgisi var.

Bilginin parçalanarak mikroya doğru koşturması, modern bilim kadar ilmî ciheti de ilgilendiriyor.

Oysa ilim/bilim, Allah'ın insanı dünya ile bütünleşebilmesi ve dünya hayatının ahir ömürde biçilecek tarlanın ekileceği devir olduğunu idrak edebilmesi için bahşettiği bir nimet. Tek kaynaktan yayılan insan soyu gibi ilim de tek kaynaktan dünyaya akmış, dağılmış, sık sık unutulmuş, unutulduğu kadar hatırlatılmış, insanlığın serüvenleri kadar hâl içinde bulunmuş.

Daima tökezlese, ayağı takılıp yuvarlansa ve mutlak felaketlerini kendi eliyle inşa etse de, başlangıcı olmayan bir geçmişten bugüne dek tazelenerek gelen, mutlak inanç sistemini inşa eden ilim/bilgi ile düşe kalka yol aldı insanlık.

Bugünün çıldırışa koşan teknolojisi ve yıpratan hızına rağmen Yaradan'ın bahşettiği, hayatlarımızı hizaya, biçimlemeye ve tekâmüle yontan, yaratılışımızdan bu yana mutlak inancı yani İslam'ı anlatan/bildiren/olduran kadim ilimlere sığınıyoruz.

Ama bugünkü yaşananlardan daha net anlıyoruz ki o sığınaklar da parçalanıyor. Zira İslam'ın getirdiği huzura düşman olanlar, biz uyusak da uyumadı. İslam âleminin her köşesine kafa karıştırıcı, inkâra sevk edici, katilleştiren bir nüve ekti. Temiz sular bulandı, topraklar zehirlendi. Yeni nesiller yeşerirken özsuyuna karıştı ve bugün İslam ile uzaktan yakından ilgisi olmayan “cemaatler”, mezhepler, örgütler olarak vücut buldu. İslam'dan görünen İslam düşmanları peyda oldu.

Ciğerparemiz Ortadoğu'nun acısı da, kavgası da yeni değil. Üstelik ekilen nüveler çok daha eski. Kerbelâ vakasından bu yana sönmeyen bir ateş yanıyor âdeta. Yana yana eridi, manevi sığınakları da bölündü, ufaldı, yer yer yok oldu.

Bu noktada Türkiye; insanından, fıtratından, bereketinden, rahmetinden… hangi sebepten derseniz deyin, mutlak olarak en iyi Allah'ın bildiği bir sebepten, suya batmakta olan İslam kıtasının su üstünde kupkuru kalan tek adası oldu.

Bizim de içimiz kaynıyor. Hatta bu alev kasırgasının ortasındaki tüm dinginliğine rağmen hayrete düşürecek kadar kaynıyoruz.

Her gün yeni bir hainle tanışıyoruz. Bu hainler çok yönlü ve aynı bütünün parçası. Hem yozlaşmış İslam'dan hem de parçalanmış, kimseye hayrı olmayan bir Türkiye'den taraf oluyorlar.

İnsana faydalı olan her şeyi yıkmaya gelen terör ve bilumum düşman “bütün”e dönüşürken biz her gün parçalanıyoruz.

İnsan fıtrat olarak bir arada ve bir olmak üzere yaratılmış. Yalnız değil ve olamaz. Bugünün kitleler üzerine uygulanan bölme ve parçalama hareketleri, insanın yaradılışına ve dolayısıyla kadim bilgiye aykırıdır. Bunun sonu yalnızca felakettir.

O zaman bizim parçalanma-bütünleşme meselesiyle ilgili ciddi bir hesabımız olmalı.

Dünyanın gidişatındaki önlenemez parçalanmışlığın neresinde durduğumuzu iyi bilmek, her türlü ayrışmaya karşı önlem almak zorundayız.

“Kadim terkip”e gelince… nedir, ne ifade eder/etmelidir?

Bu soruda hem kadimin hem de terkip kavramının bugüne yansıması sorgulanıyor.

Bütünleşme, birleşmeyi de içerir. Toplumun bütünleşmesi, birleşmeli bir uyuma yönelmesidir. Terkip ise kavram olarak uyumlu bir birleşime karşılık gelir.

Bilme daima olmaya muhtaçtır. Olmaya meyletmeyen bilmeden payını alamaz. Kadim ilimler bunu söyler. Zira istenilmedikçe, istemeye meyletmedikçe verilmez.

Bütünleşme bir nevi “olma” hâlidir. Bu işin kadim olan tarafı ise bir olmamız maksadıyla yaratılışımızdır. Bugüne kadar gelen bütün peygamberler de insanlığı daima ilâhî birliğe davet etmiştir.

Bir olmak kadim bir hadisedir.

Ve vakitler hiç olmadığı kadar dar…

Onun için parçalamaya ant içmiş görünür-görünmez düşmana karşı bütünleşmek, uyumlu birleşmeye yelken açmak ve bunun için çabalayanlarla “bir” olmak zorundayız. Sonrası Allah Kerim…

 

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  716003

-