Hüseyin Yağmur

KADINLAR SEÇİLME HAKKINA NASIL KAVUŞTU?

Hüseyin Yağmur

Takvim ve Kronoloji kayıtlarında 26 Ekim 1933 Kadınlara Köy İhtiyar Heyetlerine Seçme ve Seçilme Hakkının Tanınması ifadesiyle bir büyük zafer övüncüyle paylaştırılıyor.

Türk Devrimi sürecinde modern yaşamın simgesi olarak kadınların öne çıkarıldığı hep söylenegelmiştir. Halbuki bu söylentiye rağmen kadınlara medeni hakları uzun bir aradan sonra pey der pey verilmiştir.

Cumhuriyetin kurulmasından tam 10 yıl sonra 1933 yılında köy muhtarı ve köy ihtiyar heyetlerine kadınların da seçilme hakkı ancak verilebilmiştir. Aydın İli Demircidere Köyünde yapılan seçimler sonrasında, Türkiye'nin ilk kadın muhtarı olarak Gül Hanım seçilmişti.

…………………

Esasen bizde Cumhuriyet rejiminin kuruluşu ve modernleşme uzun zaman şeklen olmaktan öteye geçemedi.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurucularından General Refet Bele, Halkçıların 'Onlar cumhuriyete karşılar' iddiası üzerine soru soran bir gazeteciye 'Biz cumhuriyete karşı değiliz. Meksika'daki gibi 8. Sınıf bir cumhuriyet istemiyoruz' demişti.

Nitekim Refet Bele'nin korktuğu oldu. Prof. Dr. Mete Tunçay'ın tesbitiyle 'Cumhuriyetin kuruluşu ile padişahlık yetkileri Mustafa Kemal'e geçti, bu kadar.'

 Bu yüzden Nilüfer Göle'nin deyimiyle 'Cumhuriyet trenine halk bir türlü binememişti.'Halkın cumhuriyet trenine binememesi hayatın çeşitli alanlarına yansımıştı. Halkın dernek kurması yasaktı, işçilerin grev yapması yasaktı, sendika yasaktı.

Osmanlıdan Cumhuriyete intikal etmiş modern ve liberal kuruluşlar olan Türk Ocağı ve Türk Kadınlar Birliği de kapatılmıştı.Yeni rejim kendi kadınını oluşturmak istiyordu.Bu duyguyla 10 yıllık gecikmeyle de olsa kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi.

Yeni rejimin hiçbir feminist, soroptimist kadınının 'Neden çağdaş cumhuriyet bize bu hakkı 10 yıl geç verdi? diye sormaz, sormak aklına gelmez.Kadınlara 10 yıl gecikmeli olarak verilen seçme ve seçilme hakkı ayıplı olarak verilmişti.

Çünkü bütün kadınların seçme hakkı vardı da, bütün kadınların seçilme hakkı yoktu. Mesela başörtülülerin seçilme hakkı yoktu.

Pratikte Aristokrat ve elit kadınlara tanınmış bu haktan ilk dönemlerde yararlanma biçimi de biraz komik oldu.Parlamentoda hiç kadın mebus olmaması yeni rejim açısından bir eksiklik görüldüğü için, bazı kadınlar mebus olarak parlamentoya atandılar.

1950'den sonra görece de olsa demokrasi başlayıp, halkın istediği kişileri parlamentoya gönderme süreci başladı. İşte bundan tam 50 yıl sonra 1999 seçimlerinde seçilmiş bir bayan, Merve Kavakçı Meclise gönderildi.

Madem seçme ve seçilme hakkı vardı. O zaman bütün kadınlar seçtikleri gibi aynı zamanda seçilebilmeliydi.

 

Cumhuriyet muhafızları derhal devreye girdi. 'Siz kanunu yanlış anlamışsınız. Bu ülkenin kanundan daha öte gizli kuralları vardır. Başörtülü kadınlara seçme hakkı verildi, ancak seçilme hakkı verilmedi' dediler.

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, halk tarafından seçilmiş kadın milletvekilini provokatör ilan etti.

Bir zamanlar ‘halk çocuğu' olan Bülent Ecevit şimdi ‘devlet çocuğu' olmuştu. Parlamentoda öfkeden kapkara kesilmiş bir vaziyette 'Burası devlete meydan okuma yeri değildir. Bu kadına haddini bildirin' diyerek Merve Kavakçı'yı açıkça hedef göstermişti.

Nitekim her görevden Cumhuriyet Muhafızı durumdan vazife çıkararak, toteme bağladıkları Merve Kavakçı'ya Ulu Manituları adına birer balta atmaya başladılar.

Parlamentodakiler 'Dışarı, dışarı' diye tempo tuttular. Hızlarını alamadılar, Kavakçı'nın evine akşam saatlerinde baskınlar yaptılar. İlkokuldaki çocuklarına baskı uyguladılar. Hızlarını alamadılar, Kavakçı'yı vatandaşlıktan çıkardılar. Böylece Türkiye'ye çağ atlatmış oldular(!)

Bu olaydan tam 14 yıl sonra AK Partili dört bayan milletvekili başlarını örterek Meclise geldiler. Cumhuriyet muhafızları adına bazıları aba altından sopa gösterseler de korkulan olmadı.

Birkaç tartışmanın ardından CHP, usta bir manevra ile 'Ak Partiye mağduriyet kozu vermemek' gerekçesiyle, direnmekten vazgeçti.

Ne garip ki cumhuriyetin en önemli kazanımlarından biri olan kadınların seçilme hakkına bazı yobazlar tam 90 yıl direnmiş oldular.

Türkiye'de cumhuriyet yeni yeni hayata geçmeye, icra edilmeye başlanıyor. Cumhuriyet trenine halk ayakta da olsa binmeye başladı.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  795933

-