15 ARALIK 2019 PAZAR

Hasret Yıldırım

KADİR MISIROĞLU’NUN TRABZON LİSELERİNDEN YETİŞENLER DERNEĞİ MEVZUU -2

Hasret Yıldırım

Üstad Kadir Mısıroğlu “Trabzon Liselerinden Yetişenler Derneği'nden ihraç edilen ilk ve son kişidir” ve “Dernek paralarını kendi hususi işlerinde kullandı” iddialarına karşı cevabı, Üstad'ın kaleminden, yorum yapmadan nakleden makalemizin birinci kısmı dün neşredilmişti. Bugün de devamını yine Üstad'ın kaleminden naklediyoruz…

 KADİR MISIROĞLU'NUN MUVAFFAKİYETİ, HASETÇİLERİ ÇATLATIYOR!

O zaman Hilton Oteli pek yeni idi. Bu geceleri (Karadeniz-Hemşehri Geceleri) orada yaptık ve bilet fiyatlarını da artırarak kâra geçmiştik. Bütün bunları görmelerine rağmen, yeni teşebbüslerde bana destek vermiyorlardı. Biraz da idare heyeti ile hariçteki muhâlifler her hamleye karşı çıkıyorlardı. Bu işlerle uğraşırken kazandığım itibar da - belki - bir hasede sebep oluyordu. Zira Trabzon Meb'usları ve Trabzon zenginleri ile çok yakın ve samimi bir münasebet içinde idim. Bu cümleden olarak Başvekil Adnan Menderes ile dahi görüşmüştüm. [‘Dipnot'a Bakınız] Bu itibar bir talebe imkânları ile kolay kolay kazanılamazdı.

Her bulduğum binâya bir kulp takılıp muhâlefet edilince, bunlardan birini şahsen hususî bir yurt olarak açmayı ve bu sûrede muhâliflerime fiilî bir ders vermeyi düşündüm. İşte benim "Yurtçuluk" faâliyetim böyle başladı.

Aksaray İnkılâb Caddesi 61 numarada kâin bir bina bulmuştum. İdâre Hey'etindeki arkadaşları burasını tutmak için ikna edemedim. Adam üç dört katlı binaya bin lira kira istiyor ve üç aylık peşin talep ediyordu. Onu peşinattan vaz geçirtemedimse de iki aya râzı edebildim. Şimdi iki bin lira bulmak gerekiyordu. Benimse hiç param yoktu. Trabzon'da birisine tâze kuyruk yağı gönderiyordum. O'nu iki bin lirasını bir müddet kullanmak için ikna ettim. Bu parayı peşinat olarak verip kontratı yaptım. Bir matbaada tahsilât makbuzları bastırıp, Milliyet Gazetesi'ne bir ilân verdim. O zaman talebeler spora geniş yer verdiğinden ekseriyetle Milliyet okurlardı. Cebimde yüz lira kalmıştı. Bunun seksen beş lirası ile bir masa aldım. On lira da bir koltuğa verdim. Artan beş lira ile de hamaliyeyi karşılayıp bunları o binaya akşamdan getirip bir odayı müdüriyet olarak tanzim ettim. Karton üzerine "Karadeniz Talebe Yurdu” diye yazıp kapıya astım.

Akşam yemeği yiyecek param kalmamıştı. Üniversite'deki Kızılay Lokantası'nda on kuruşa karnımı doyurup yurda döndüm. Sabahleyin binaya geldiğimde ilân üzerine kaydolmak üzere kapıda bekleşen bir yığın genç buldum. O zaman Yurt ihtiyacı çok fazla idi. Kapıyı açıp masaya oturdum, kaydolacak talebeyi karşımda oturtacak bir tek sandalye bile yoktu.

 KadirMisiroglu_TrabzonLiselerindenYetisenlerDernegindeVedaKonusmasiYaparken

KADİR MISIROĞLU “YURTÇULUĞU” DAVAYA HİZMET İÇİN KULLANDI

" — Yurt yemeksizdir. Yatak ücreti aylık otuz liradır. Üç aylık peşin alınır. On lira da kaydiye ücreti var!.." dedim. Bu hesapça her talebeden yüz lira alıyordum. O gün yüzden fazla talebe kaydoldu. Ertesi günler bu rakam yüz yetmişe yükseldi. Hâlbuki yurt, zar - zor altmış kişi alabilirdi. Demek ki, pek çoğu sıraya girip bekleyecekti. Bunu kabul edip kaydolmuşlardı. Yirmi bin liraya yakın para topladım. Bu para o zaman bir servetti. En iyi kumaşın metresi on beş liradan fazla değildi. Şimdi sıra yatak - yorgan tedârikine gelmişti. Elimdeki parayı peşinat olarak kullanmak sûretiyle onbeş - yirmi günde Yurdun bütün ihtiyaçlarını tamamladım.

Meğerse bina kaçak yapılmış imiş. Bir ay sonra Fatih Belediyesi elektriklerimizi kesti. Bu binanın altı pasajdı. Mal sahibi pasajı, bitişiğindeki Saydam Pasajı sahibine satmış imiş. Bu adam Vanlı idi. Fâtih Kaymakamı da o sırada Vanlı biri idi. Bunlar bizim yurt yaptığımız binayı yıkmaya çalışıyorlardı. Bina pasajın üstündeydi. Bina yıkılırsa pasajın sahibi mülke temelden sâhip olmuş bulunacaktı.

Aman Allahım!.. Biz bu binanın şu elektrik işiyle neler çektik!.. Biz birilerini bulup elektikleri açtırıyoruz, Vanlı pasaj sahibi Fâtih Kaymakamlığı vasıtasıyle kestiriyor. Belki bu vak'a on kere tekerrür etmişti. Mal sahibi ise, İbradılı idi. Meğerse o bu işi bilerek yapmışmış. Çekip memleketine gitmişti. Ara ki; bulasın!.. O zaman bir binayı kolay kolay yurt için kiraya vermezlerdi. Adam, "talebe müsamaha görür" diye düşünmüş imiş.

Bütün bu sıkıntılara rağmen yurtçuluğun dâvâ yolunda çalışmak için câzib bir meşgâle olduğunu gördüm. Bu bakımdan ilk teşebbüste bir talihsizliğe uğradım diye işin arkasını bırakmadım. Bu defa Bozdoğan Kemeri, Kirazlı Mescit Sokak yedi numarada saray yavrusu bir ahşap konak buldum. Sahipleri Adanalıydı. Daha çok gelir elde etmek için burasını yurt yapmayı düşünüyorlardı. Bina onlardan, eşya ve idâre benden olmak üzere ortak olduk. Seyhan Talebe Yurdu da böylece ortaya çıkmış oldu. Bu defa Aksaray'daki "Karadeniz Talebe Yurdu"nu da bütün sıkıntılarını bildirerek "Ordu Talebe Cemiyeti"ne sattım.

 UstadKadirMisiroglu

ÜSTAD'IN, TRABZON LİSELERİNDEN YETİŞENLER DERNEĞİ'NDEN İHRAÇ MEVZUU

Bu sırada, Trabzon Liselerinden Yetişenler Derneği'ndeki başkanlığım da devam ediyordu. Fakat ben ilerledikçe muhaliflerim de çoğalıyordu.

Bir gün idâre heyetinde bana itimadsızlık reyi mevzuu bahis oldu. Biz muhaliflerden sadece iki rey fazlaydık. Mes'ele şahsıma taalluk ettiği için ben kanunen müstenkif kaldım. Diğer taraf bizden iki kişiyi de benim yerime başkan yapmak üzere ayrı ayrı ve birbirinden habersiz olarak kandırıp kendi taraflarına çekmişlerdi. Böylece başkanlıktan düşürüldüm [Açıklama-1]

Birkaç gün sonra da bu ihtilâflarda taraf olan Haysiyet Divanı başkanı tek başına bir karar yazarak beni güyâ Cemiyet'ten ihraç etti. Fakat ben mes'elenin arkasını bırakmadım. Önce bütün iddia ve ihtilâflara dâir önce "Maskeler Aşağı!.." adıyla bir broşür yayınladım. Sonra da Mahkemeye müracaat edip bu kararı iptal ettirdim. [Açıklama-2] Ancak bir haysiyet mes'elesi yaparak bir daha cemiyete ayak atmadım. Zira bu defa faâliyete geçirdiğim "Seyhan Talebe Yurdu" kısa bir müddet sonra, fikrî faâliyet merkezi hâline geldiğinden dava dışındaki işler benim için câzibesini kaybetti. [Kadir Mısıroğlu, Geçmiş Günü Elerken, 1.Cild, Sebil Yayınevi, İstanbul-2011, III.Baskı, Sayfa: 127-136]

 

Dipnot: Lâleli'de, yurt yapmak üzere yeni ve güzel bir bina bulmuştum... Fakat "Çalışma Bakanlığı" burasını "İş ve İşçi Bulma Kurumu" olarak kiralamaya kalkışmıştı. O zaman çalışma Bakanı Mümtaz Tarhan'dı. Prof.Dr. Osman Turan ile kendisini ziyaret edip, bunu bize bırakması hususundaki ricadan bir netice elde edilemeyince rahmetli Menderes'ten istimdad için randevu istedik. Merhum bize İstanbul Vilâyet Binası'nda görüşmek üzere bir randevu verdi. Saatinde oraya gittik. Sıramızı beklerken, Prof. Dr. Osman Turan randevuları takip edip insanları içeri sokan gence yaklaşarak:

" — Kuzum!.. Bizim Başvekille saat onda randevumuz var. Sıramıza bakar mısın?" dedi. O genç gayet asabi bir şekilde:

 " —Beyefendi önce sigaranızı söndürün de ondan sonra konuşalım!..” diye - âdeta - bağırdı.

Osman Hoca:

" —Peki yavrum!.." dedi ve sigarasını gencin önündeki küllükte söndürdü. Hocanın sabır ve sükûnetine şaştım.

Genç adam bu defa sordu.

" —Kimsiniz efendim!.."

Osman Bey:

" —Trabzon Meb'usu Prof. Osman Turan!.." deyince o genç hemen ayağa kalktı, önünü ilikleyerek özür diledi ve Osman Hoca'nın elini öptü. Osman Hoca:

" — Zararı yok, zararı yok!.." diyerek o gencin sırtını okşadı.

Derhal içeriye alındık. Menderes bizi kâmil bir nezâketle karşıladı. Mes'eleyi dinledi. Derhal Mümtaz Turhan'ı arayarak bu binayı kiralamaktan vazgeçirdi. Ne yazık ki; mal sahibi menfaatini bozduğumuz mülâhazası ile binasını bize de vermedi.

Bu benim Menderes'le ilk olarak görüşmem olmuştur. Mes'eleyi ben anlattığım için Osman Hoca'ya;

" — Maşallah bu genç bir avukat gibi konuşuyor!.." demiş ve beni takdir etmişti.

Ben onu çeşitli vesilelerle yakından görmüş fakat hiç konuşmuş değildim. Üzerimdeki tesiri tam da beklediğim gibi olmuştur.

1957 seçimleri arifesinde Akçaabat'a gitmiştim. Partililer yaşımı büyüterek aday olmam için çok ısrar etmişlerdi. O seçimlerde Menderes, Şeyh Saîd Hazretlerinin değerli torunu Melik Fırat'a da böyle yapmış, O'nu Meclis'e sokmuştu.

Ben kabul etmedim. Trabzon Liselerinden Yetişenler Derneği'ndeki ihtilâflardan dolayı siyâset gözümden düşmüştü. Yoksa Menderes ve D.P.'i tasvip etmiyor değildim.

Partililere Osman Nuri Lermioğlu'nu tavsiye ettim. Zavallı, o sırada otuz sene aradan sonra memlekete gelmiş bulunuyordu. Kabul etti ve sonra da Yassı Ada'da pek çok eziyet çekti. Hatta bu ızdıraplar O'nun hayatına mâl oldu. Merhum çok değerli bir insandı. Muhakemeler devam ederken rahatsızlandı ve hastahanede vefat etti.

Bense meb'us olmadığım halde 27 Mayıs'ta hücrelerde yattım. Bir Demokrat Parti meb'usundan fazla çile çektim ki; yeri gelince anlatılacaktır.

Açıklama-1     Siyâsetten soğumamın başlıca sebebi bu hâdisedir. Öyle adamlar yerime başkan olabilmek için aleyhime rey vermişlerdi ki, tâ liseden beri yanımda önlerini kapatırlardı. Bu gibi mes'elelerde, idealist kalmak imkânsız denecek derecede güçtür.

Ben, lise'de bile meb'usluğu kendime az görüyordum. Herkes de benim ilk fırsatta siyasete atılacağıma muhakkak nazariyle bakardı. Fakat şu Trabzon Liselerinden Yetişenler Cemiyeti'ndeki kargaşalıklar, beni bu işten cidden soğutmuştu. Buna rağmen 1977 seçimlerinde M.S.P.'den Trabzon meb'us namzedi oldumsa bunun sebebi hakkımda açılmış olan sayısız cezâ davâsıydı ki, yeri gelince anlatılacaktır.

Açıklama-2     İstanbul Sekizinci Asliye Hukuk Mahkemesinin 9.2.1958 tarih ve 112 sayılı kararı ile bu ihraç iptal edilmiştir. Dosya numarası 58 - 55'tir. Temyiz yolu açık olmak şartıyle verilen bu kararı Cemiyet temyiz etmemiş, ben de o gün bu gündür, hüsranımı sineme gömüp bu cemiyet ile aslâ alâkalanmamışımdır...

Her şeyi bilen, her şeyi bulan cenaha ilân olunur. Düşmanlığın da bir kalitesi olmalı… Buyrun, mahkeme kararını da bulup haberi tekzip edin. Etmezseniz, müfteriliğiniz ve yalancılığınız bir defa daha tasdiklenecektir vesselâm…

HASRET YILDIRIM - TERCÜMEİHÂL

HASRET YILDIRIM DİĞER YAZILARI

  1. Samimiyetle söylüyorum. Alışverişi yapılmiş ve karara varılmış bir durumu bozmak ayrıca hoş olmamakla birlikte bunu Başbakan aracılığı ile yapmak bugünkü kızdığımız şeylerin aynısına benzemiyor mu? Normalmiş gibi geldiği halde aslında hiç de normal ve hoş olmayan bu davranış bugün hala iktidara yakınlık gösterenler tarafından kullanılıyor olması tüm herkes için mide bulandıran bir şey...bunu mal sahibi tepkisiyle dile getirmiş zaten....bu gibi haksızlıkların oluşmasına azami derecede sebep olmamak ve hatta izin vermemek için gayret ettiğimizde hakiki birliği elde ederiz. İnşaallah.....

  2. Harikasınız. Hocayı gerçekten takdir ettim. Müthiş bir şahsiyetmiş. Tüm kitaplarını alıp okumak istiyorum..

Yorum Yaz

  704241

-