Ahmet Doğan İlbey

KAHKAHA MI, HÜZÜN MÜ?

Ahmet Doğan İlbey

                                                                        Hüzünle kahkaha bir arada olmaz. Hüzün, bezm-i elest'te vardı ve insanla âşina idi. Kahkaha yoktu, İblis'ten dünya ehline geçti. Hüzün güzel ve masum, kahkaha çirkin ve şirret, cıvık ve fikirsizdir; gırtlaktan çıkar ve gayesizdir. Hüzün hâlis ve samimi, kahkaha nefsî ve ikiyüzlüdür.

Kahkaha hüznün muarızı, tefekkür ve murakabenin düşmanıdır. Hüzün asil ve vakarlıdır, kalplerden sâdır olur, dindar ve evliyaullahın meşrebindendir.  Hüzün ehli, hüznün sâyesinde kalbinin derinliklerine iner, ulvî hisleri yaşar. Kahkaha, sahibinin sûretini çirkinleştirir, kalbiyle irtibatını keser.

Kahkaha cehennem, hüzün cennet ehlinin

Dücane Cündioğlu “Ahmakların cennetinde kahkaha var; âşıkların cennetindeyse hüzün!” diyor. Aynen katılıyor ve diyoruz ki: Kahkaha şeytandan, hüzün Hak'tandır. Kahkaha atanlar cehennem, hüzün çekenler cennet ehlidir. Kahkaha yükselen yerden uzaklaşın.

Hazret-i Ali Efendimiz'in düşmanı Kan Kalesi'nin sultanı Kahkaha küfrü, yâni cehennemi temsil eder: “Küfr-ile örülmüş anun bünyadı Ḳahḳaha adlu melīki var anun. Küfr-ile içi ṭolu ol mel‛unun.” 

Bütün kahkahalar kaba ve süflidir

Bütün kahkahalar kaba ve süflîdir. Bu aziz ülke maalesef kahkaha atarak ve attırarak şöhret kazanan, vergi rekortmeni olanların bol olduğu bir ülkedir. Bu, büyük bir ayıp ve Müslüman milletin haysiyetine hakarettir. Kahkaha tufanına boğulmayı iyi bir şey sanan nâdanların zengin ettiği kahkaha hokkabazlarının çoğalması utanç vericidir. 

Ahmet Haşim bu mevzuda isabetli yazmış: “İtiraf etmeli ki, ‘gülüş' ruhun asil bir faaliyeti değildir. Fikir yaratmakta veya düşman gözetmekte olan adam veyahut sonsuz suya veya gökyüzüne bakıp düşünmekte olan adam gülmez. Aşkın çehresi, hüznün çehresi gibi sakin, ölçülü ve haşindir. Ruh neşe sahasında ancak tebessümün dudaklar üzerinde çizdiği hatta kadar ileri gidebilir. Zira ondan sonra  etin kabalığı ve karışıklığı başlar.”

Mutasavvıf âlim Abdülkerim Kuşeyrî'inin “Kuşeyrî Risâlesi” nde hüznün, neşe anında nefsin harekete geçip edep dışı işler yapmasından onu alıkoyduğu yazılıdır. Çünkü kalpte hüzün bulunmadığı zaman kalp harap olur. Allah bir kulu sevince onun kalbine inleme kor. Allah bir kula buğzedince onun kalbine neşe ve eğlence kor.

Kahkaha değil, hüzün ehli olun

Kahkaha atanlara “Hüzün ehli olun, dünya gurbetini hüzünle geçirin” dediğimde tuhaf karşılarlardı. Hattâ “ilginçlik” yaptığımı zannederlerdi. Bundandır ki kahkaha atanlar haldaşım olamaz. Kendini bilene kahkaha mı yoksa hüzün mü yakışır? Elbette hüzün yakışır. Fakîr hüzünkârlardan yanadır.

Gıyabî hüzün refikim Prof. Dr. Kemal Sayar “Hepimiz bu hayatı ağzımız kulaklarımızda yaşamak zorunda değiliz” diyerek kahkahaya karşı hüznü savunmuş. Demek ki doğru yoldayız.

Kahkaha atanların yüzünde hicap kalmaz. Kahkaha atarken hicap kaybolur. Hüzünlü sîma hicapla örtülü ve hüzünde edep vardır. İstikâmetini âhirete çeviren kişi kahkaha atmaz; hüzünle varır “Büyük Kapı” ya.

Peygamber Efendimiz kahkaha atmamış. Çok gülüp kahkaha atanlar, “Ben, hüzün peygamberiyim” diyen Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm'a hürmetsizlik ediyorlar.

“Ömrümde bir defa güldüm, ona da pişmanım” diyen İmam-ı Â'zam Hazretleri'nin ölçüsünü unutanlar gaflettedir. (İmam-ı Azam Ebu Hanife Hayatı ve Menkıbeleri)

Mutlu ve sağlıklı olmanın yolu kahkahadır diyenlere inanmayın. Derûnî mutluluk ve sağlık hüzündedir. Doktorların ve kişisel gelişim uzmanlarının “Uzun ve sağlıklı yaşamanın sırrı bol bol kahkaha atmaktır” tavsiyesi palavradır. “Bir kahkaha bir kilo pirzolaya bedeldir” diyenlerin eşref insan olmaktan nasibi yok.                                                                                                                      

 

 

 

AHMET DOĞAN İLBEY - TERCÜMEİHÂL

1954 Yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Bir kamu kurumundan emekli. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir ve bu teşkilâtın Kahramanmaraş şubesinin kuruluşunda yer aldı. Yazı hayatı 1980’li yıllarda Yeni Düşünce, Dolunay olmak üzere birçok kültür, edebiyat ve fikir dergilerinde başladı. 1990 yıllarda Gündüz Gazetesi’nde, 2010 yılından itibaren Habervaktim.com ve Türkiye Yazarlar Birliği Web sitesinde günlük yazılar yazdı. Bâzı yazılarında “Ali İlbey” müstearını kullandı. Yayınlanan ilk kitabı “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri.” Yayınlanmış diğer kitapları: Bir Hüzünkârın Ömür Defteri, Dil Kapısında Yazılanlar, Millet Üstüne Düşünceler, Aldatan Cumhuriyet, Kemalist Cumhuriyetin Zulümleri, Cumhuriyetin Karanlık Yılları, Müslüman Doğu’nun Derûnu. İrtibat: ilbeyali@hotmail.com

AHMET DOĞAN İLBEY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  743548

-