4 AĞUSTOS 2020 SALI

KATLEDİLEN BOŞNAKLARI SUÇLU İLAN EDEN KALLEŞ BM


KATLEDİLEN BOŞNAKLARI  SUÇLU İLAN EDEN KALLEŞ BM

SREBRENİCA SOYKIRIMI…
1995 yazında, üç yıldır süren işgal sebebiyle artık tükenme noktasına gelen Boşnak halkını tamamen ortadan kaldırmak niyetinde olan Sırplar, 6 Temmuz günü BM tarafından ‘Güvenli Bölge' ilan edilen Srebrenica'yı bombalamaya başladılar.
6 Temmuz günü başlayan bombardımandan sonra Bosna tarafı, BM Barışgücü UNPROFOR'a bağlı Hollanda birliğinin komutanı General Thom Karremans'tan güvenliklerini korumaları için yardım talebinde bulundu. Ancak Karremans'ın, durumu BM'ye bildiren mesajına, ‘ateşkes görüşmelerinin sürdüğü bir süreçte böyle bir müdahalenin barış görüşmelerini olumsuz etkileyeceği, bu yüzden durumun idare edilmesi gerektiği' şeklinde yanıt geldi. Yani görüşmeler bahane edilerek müdahale talebi reddediliyordu.
7 Temmuz'da yoğun sağanak yağış sebebiyle bombardıman olmadı. İnsanlar yoğun yağış altında elleriyle molozların altından ölü ve yaralılarını çıkartmaya çalışıyorlardı. Hiçbir tıbbî malzemenin de olmadığı kentte yaralılar ahırlara doldurulmuştu. 8 ve 9 Temmuz'da bombardıman devam etti.
Dönemin Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegovic ‘Tarihe Tanıklığım' adlı eserinde bu süreci şöyle özetliyor:
“Srebrenica'ya yönelik nihai saldırı 6 Temmuzda başladı fakat ilk başta o da, önceki bütün o sınırlı çaptaki saldırıları andırıyordu. Bunun kasabaya yönelik kitlesel bir saldırı olduğu sonucuna ulaşılabilmesi ancak 8 ve 9 Temmuzda mümkün olabildi. NATO hava kuvvetleri tarafından harekat yapılmasını talep ettik. Uluslararası topluluğun, UNPROFOR askerlerinin ve bir güvenli sahanın çiğnenmesine izin vermeyeceğine inanıyorduk.”
9 Temmuz'da Sırp birlikleri BM Barışgücü'nü temsil eden Hollanda gözetleme mevzilerine saldırıda bulundu ve 30 Hollanda askerini rehin aldı. Bütün bunlar dahî BM ve uluslararası güçleri müdahaleye sevketmedi. Hatta General Karremans, Boşnak komutan Ramiz Becirovic'ten yardım istedi ve isterlerse daha önce teslim alınan Boşnaklara ait mühimmatın geri verilmesini teklif etti. Bu teklif kabul edilmedi; zira artık çember iyice daralmıştı ve savunma yapma ihtimali ortadan kalkmıştı. Aynı gün UNPROFOR'un Bosna-Hersek'teki komutanı Bernard Janvier ve BM Özel Temsilcisi Yasushi Akashi'den göstermelik açıklamalar geldi.
Katliama seyirci kalarak yaşanan sürecin en büyük müsebbibi konumundaki BM'yi temsil eden Janvier ve Akashi, yaptıkları açıklamalarda gelinen durumdan Boşnakları sorumlu tutuyorlardı. Basın açıklamasında Janvier şunları söyledi:
“Herkese bir kez daha hatırlatmak isterim ki Bosna Hükümet Ordusu birlikleri kendilerini savunacak güce sahiptir. Hem Srebrenica'ya yönelik bir müdahalede bulunmamız da Boşnaklar tarafından istenmemektedir. Oradaki durum 1993'teki gibi değil. Aldığım bilgilere göre Boşnak askerler Srebrenica yolu üzerindeki Hollanda askerlerine ateş etmekte ve Srebrenica üzerinde uçan NATO uçaklarına saldırmaktadır. Müslümanlar bizi arzulamadığımız bir yola çekmeye çalışmak-tadırlar.”
BM Yugoslavya Özel Temsilcisi Yasushi Akashi ise, “Saldırıları Müslümanlar başlatıyor. Sonra da BM ve uluslararası gücü yanlış kararlarına ortak etmeye çalışıyorlar” diyerek, dünyanın gözü önünde ve kendi sorumlulukları altındaki bir bölgede işlenen insanlık tarihinin en acı soykırımlarından birine çanak tutuyordu. Her iki üst düzey yetkilinin açıklamasında da sivil Boşnak halkının ‘Müs-lümanlar' şeklinde tanımlanması, sürecin evrensel insanî ve vicdanî değerlerden uzak, etnik ve dini ayrımcılıkla ele alındığını ortaya koymaktadır.
Aynı gün Boşnak halkını temsilen BM karargahına görüşmeye gelen Nesip Mancic ve İbo Mehmedovic, şok edici bir manzarayla karşılaştılar. Karargahta UNPROFOR'un bölgedeki komutanı Hollandalı General Thom Karremans, Sırp Çetniklerin lideri General Ratko Mladic ile birlikte kadeh to-kuşturmaktaydı. Ratko Mladic, Boşnak temsilcilere şehrin 5 saat içinde teslim edilmesini istedi. Boşnak temsilciler Karremans'a kendi güvenliklerinden sorumlu olduklarını hatırlattıklarında, Karremans'tan; “Aranızda anlaşın, çok kan akmasın!” yanıtı aldılar.
Aliya İzzetbegovic, 9 Temmuz günü dönemin ABD Başkanı Bill Clinton'a mesaj yollayarak BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması ve acilen müdahale edilmesi için çağrıda bulundu. 9 Temmuz gecesi UNPROFOR Komutanı General Rupert Smith, Sırp mevzilerine yönelik NATO hava saldırılarının emrinin verildiğini ve gecikme olmaksızın başlayacağını Aliya'ya iletti. Ancak İtalya'daki üslerden havalanan NATO uçakları yarı yoldan geri döndüler. Daha üst kademedeki bir yetkili müdahaleyi engellemişti. Aliya bu kişinin BM Genel Sekreteri Boutros Ghali olabileceğini söylemiştir. Aliya, bu kanaatini bir zamanlar UNPROFOR'un komutanlığını yapmış olan Fransız General Jean Cot'un Le Monde'a verdiği bir beyanata dayandırmaktadır. General Cot, pek çok kez hava saldırıları için Boutros Ghali'den izin istenildiğini fakat Genel Sekreter'in bunu reddettiğini açıkla-mıştır.
10 Temmuz'da gerçekleştirilen bombardımanlar göstermelik iki NATO bombasıyla karşılandı. Mladic'in elindeki Hollandalı rehineleri öldürme tehdidi karşısında NATO müdahalesi durdu ve Sırpların bombardımanı devam etti. Gün sonunda Sırplar nabız yokluyordu. Uluslararası kamuoyundan, ABD, İngiltere, Fransa gibi küresel güçlerden, BM ve NATO gibi uluslararası kurumlardan gelecek tepkiyi ölçtüler. Birkaç kınama ve uyarı dışında hiçbir tepki yoktu. Bunun üzerine savunmasız sivillere asıl darbeyi indirmek ve Srebrenica'yı ele geçirmek için 11 Temmuz günü harekete geçildi. Mladic 11 Temmuz sabahı Srebrenica'da kayda alınan konuşmasında ‘Türklerden intikam alma vaktinin geldiğini, Srebrenica'yı Sırp halkına armağan edeceklerini' söylüyordu.
Belgrad'dan gelen emirle harekete geçen Sırp birlikleri, savunmasız kenti yakıp yıkıyor, genç-yaşlı, kadın-erkek, önüne gelen herkesi öldürüyordu. Evler, içindeki insanlarla birlikte ateşe veriliyor, insanların bir kısmı da otobüslere bindirilerek infaz edilmeye götürülüyordu. Bölgeyi savunmakla görevli BM Barışgücü UNPROFOR ortada yoktu, NATO uçakları da gitmişti ve onbinlerce masum sivil savunmasız kalmıştı. Bunu sonuna kadar kullanan Sırp Çetnikler her türlü vahşeti uygulayarak binlerce insanı acımasızca katletti.
Bunların yaşandığı sırada BM Genel Sekreteri Boutros Ghali, Atina'da ‘barışa yaptığı katkılardan dolayı' Onasis Ödülü alırken, Avrupa ‘faşizme karşı zaferin' 50. yılını kutluyordu.

 

Yorum Yaz

  566435

-