21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Zihni Çakır

KEMAL BEY’İN BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞMİŞ SIRA FİŞİ ÇEKMEDE!

Zihni Çakır

Eğer biri iktidarın dış politikasını eleştireyim derken, ülkeye yönelik işgal girişimini meşrulaştırıyorsa, üstelik de bu ülke vatandaşıysa, o canlının beyin ölümü gerçekleşmiş demektir.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçtiğimiz günlerde, Suriye'de yaşananların sorumluluğunu Türkiye'ye yüklediğini hatırlarsınız.

Kemal Bey, Suriye'de bir sorun yokken Türkiye'nin müdahalesiyle Suriye'nin “karıştığını” ima etmişti. Rusya'nın da fiilen denkleme girmesini de buna bağlamıştı. Bunu da aynen şu cümlelerle ifade etmişti: “Suriye'de sorun yoktu. Düğmeye Türkiye bastı. Büyük devletlerin bölgeye gelmesi normal.”

Sizce Kemal Bey, sözünü ettiği “büyük devletlerden” oluşan Küresel Sistem'in, Yeni Dünya Düzeni'ni kurarken dört başı mahmur egemenlik alanı için Ortadoğu'yu seçtiğinin farkında değil mi?

Ya da Kemal Bey, Küresel Sistemin ana aktörlerinden ABD ve İngiltere'nin 100 yıl once cetvelle çizdikleri haritanın güncellenmesine dair faaliyetler için onyıllardır bölgede olduğundan da mı habersiz?

Sahi Kemal Bey, Rusya'nın, Çin'in, ABD'nin, İngiltere'nin Fransa'nın, hülasa emperyal bloğun ana aktörlerinin çıkarlarını korumanın başka bir adı olan Küresel Sistemin kendini yenileme çalışmaları için bölgeyi satranç alanı olarak seçtiğinden habersiz olabilir mi?

Diyelim ki hepsinden habersiz Kemal Bey!

Papa Francesco'nin 12 Nisan'da Vatikan'da düzenlediği ayinde Avrupa'da, Afrika'da, Orta Doğu'da, diğer ülkelerde Parçalı bir 3. Dünya Savaşı yaşandığı tesbitinden de bihaber…

Allah aşkına 50 yıl 100 yıl once kaleme alınmış bölgesel strateji kitaplarının hemen tümündü “Dünya'ya hakim olmak için Ortadoğu'yu yönetmek gerekir” tezinden de mi haberi yok bu adamın?

Bir taraftan bu ülkenin kurucu iradesi olmakla övünecek diğer taraftan bu ülkenin kuruluş sürecinden bu yana gelen küresel hesaplardan haberdar olacaksın.

Hepimiz biliyoruz ki CHP bu ülkenin değil bu rejimin kurucu iradesi. Ülkeden çok bu rejimi koruma refleksleriyle milyonlarca insanı ötekileştiren, ülkenin dinsiz bir rejim temelinde yönetilmesi için İskilipli Atıf gibi din alimlerini idam eden bir zihniyetin iradesiyle kurulan rejim de haliyle değerlerine inancına düşman olduğu toplumun kahir ekseriyetini hep potansiyel tehdit gördü.

Bütün bunlar belki ayrı başlıklar altında irdelenmesi gereken konular. Lakin bütün bunların tetiklediği bir refleks var 90 yıl sonra bile. Kendini devletin kurucu iradesi olarak addeden oysa bütün refleksleri rejimi koruma sarmalının dışına çıkmayan CHP'nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, devleti korumak yerine sistemsel revizyon hedefi olan AK parti karşıtlığını ülkeyi peşkeş çekmeye kadar götürdü.

Kemal Bey'in yukarıda aktardığım ve Türkiye'nin içten ve dıştan kuşatıldığı atmosferi yarmak için verdiği mücadeleyi etkisizleştirmeyi ve hatta meşriyetini sorgulamaya açmayı hedefleyen ifadeleri bu ülkeyi peşkeş çekmenin dek alasıdır.

Muhalefetin eleştiri hakkı elbette var. Ancak hiçbir muhalefet partisi ülkenin egemenlik hakları ve bağımsızlığı noktasında düşmana cesaret veren bir anlayışın merkezine dönüşemez. Kemal Bey'in sözde dış politika eleştirisi tam da bu.

Eğer biri iktidarın dış politikasını eleştireyim derken, ülkeye yönelik işgal girişimini meşrulaştırıyorsa, üstelik de bu ülke vatandaşıysa, o canlının beyin ölümü gerçekleşmiş demektir.

Ortadoğu'da oynanan satrancı, “Türkiye'nin müdahalesine” indirgeyen, küresel sistemin ana aktörlerinin yanıbaşımıza çöreklenmesini “normal” olarak nitelendiren bir canlıda yaşayan beyin var demek, insan biyolojisine aykırı olur.

Çok değil daha geçtiğimiz Mayıs ayında (28 Mayıs) DAEŞ, PKK ve Esed rejiminin bir masa etrafında toplanıp Türkiye sınırını paylaştığı biliniyor. Buna reğmen, Türkiye'yi ve Türkiye'nin izlediği politikanın Suriye ve Ortadoğu'da yaşananların sebebi olduğunu söyleyen canlı, ana rahmine düşüşünün ilk haftasındaki, bilinen tüm canlılardan farklı olan emriyosundan hiçbir gelişme gösterememiş canlıdır.

Bu canlı tipini ifade için “beyin ölümü gerçekleşmiş” yaklaşımı bile yetersiz kalıyor maalesef! Beyin ölümü gerçekleşen canlı için kalan tek seçenek de “fişini çekmekse”, 1 Kasım bunun için en demokratik fırsat değil mi?

Kalın sağlıcakla…

ZİHNİ ÇAKIR - TERCÜMEİHÂL

ZİHNİ ÇAKIR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  143463

-