21 KASIM 2019 PERŞEMBE

Ahmet Doğan İlbey

KEMALİST CUMHURİYET “MİLLΔ KAVRAMINI YOZLAŞTIRMIŞTIR

Ahmet Doğan İlbey

1923'den sonra millî kavramının başına gelenler hiçbir kavramın başına gelmedi. Ulus devlet olma yolunda bu mukaddes kelimeye ihanet edildi ve ulusalcı karşılığı ile içi boşaltıldı. “Millî” den ne anlaşıldığı zihniyetlere göre değişiyor. Kimilerine göre “millî”lilik modern-sanayi dönemi olan ulus toplum çağında zuhur etmiş ve ilk kez Cumhuriyetin ilkeleri arasında yer almış. Oysa millî kavramı İslâm'a, dolayısıyla millete ait, milletle alâkalı, millete mensup demektir. Osmanlı Türk asırlarında ehl-i sünnet mezhebinden olanlara millîler denildiğini mevzu ile alâkalı bir yazımızda belirtmiştik.

Yalnızca câmi ve Türk bayrağı millîdir

Bu mânasıyla millî kavramı neleri haizdir sualine cevap aradığımızda, Cumhuriyet'le başlayan birçok şahsiyet, kuruluş, düşünce, edebiyat, sanat ve kültürel unsurun millîlik vasfına sahip olmadığı, yalnızca câmi ve Türk bayrağının millî olduğu anlaşılıyor. Öyle ki her müessese, düşünce ve uygulama İslâm'dan neşet ediyorsa ancak “millî” olmak vasfını kazanabilir. Çünkü millî olmanın şartı İslâmî hususiyet taşımaktır. Bu şart kişilerin fiil ve hayat tarzları için de geçerli.

İlk Meclis'ten sonra hiçbir Meclis millî değil

İlk Meclis ve ilk Hükümet, Kur'an okunarak açıldığı ve İslâmî ilkeler taşıyan Cumhuriyet düşüncesini temsil ettiği için millîdir. İkinci Meclis'ten günümüze kadar hiçbir Meclis ve Hükümet tam olarak İslâmî olanı gaye edinmediği için millî sayılmaz. En başta lâdinî Cumhuriyet olmak üzere hiçbir kuruluş millî değil, çünkü millî olabilecek istikâmette adım atılmamıştır. İslâm'la irtibatı laik-seküler olduğu, millî kelimesini Kur'ânî mânasının dışında tatbik ettiği için laik Cumhuriyet'in millîliği eksiktir. Facianın en büyüğü ise, İslâm'a, yâni millete ait mücadele mânasına gelen Millî Mücadele'nin “millî”sinin tersyüz edilmesi. Atatürkçü Cumhuriyet Devleti zihniyetine göre Millî Mücadele'nin “millî”si İslâmî değil, seküler anlam taşıyan “ulusal yurtseverlik” tir. Millî kavramının en çok zedelendiği, haşâ huzurdan iğfal edildiği bir ifade de “Kuva-yı millîye” dir. 1925'den sonra Batı'ya doğru istikâmet değiştiren M. Kemal'in Millî Mücadele döneminde en çok kullandığı bu ifade, gücünü ve mânasını İslâm'dan alan, din-i mübin için bir araya gelen ve bu yönde mücadele etmek için toplananlar demektir. İslâmî birlik mânasına gelen “Vahdet-i millîye”, Müslüman milletin dini esas alarak yaptığı işler demek olan “Âmal-ı millîye” ve dini esas alıp karar verenlerin iradesi anlamına gelen “irade-i millîye'nin hâkim olması…” ifadeleri de laikleştirilen, yâni uluslaştırılan dinî ifadelerimizden birkaçıdır. Günümüzde sakız gibi herkesin hoyratça kullandığı “millî irade” de İslâm, yâni şeriat üzere bir araya gelip millet olanların iradesi anlamındadır. Cumhuriyet Türkiye'sinde İslâmlaşmış mefhumlar asıl zemininden kaydırıldığı için dört kuşağın idraki yanlışlıklarla dolu. Millî kelimesini İslâmî mânasıyla kullandığımızda Millî Eğitim Bakanlığının İslâm'a, yâni şeriata dair eğitim veren bakanlık, Millî Eğitim Şurasının da İslâm eğitimine ait meselelerde istişare yapanlar olduğu anlaşılır.

Laik Cumhuriyet millîliği tahrif etmiştir

Bir daha söyleyelim: Cumhuriyet devletince millî adını alan hiçbir şey aslî mânasıyla millî muhtevayı haiz değil. Millî kavramı tahrif edilmiş mânasıyla anlaşılageldiği için, bu kelimeden doğan birçok ifade ifade yanlış. Şu ifadelerin hepsi asıl mânasıyla millî vasfını taşımıyor: Millî irade, millî duygu, millî takım, millî kimlik, millî savunma, millî tarih, millî vicdan, millî ölçü, millî şuur, millî meclis, millî hassasiyet, millî şef, millî marş, millî şahsiyet, millî edebiyat, millî düşünce, millî coğrafya, millî bayram, millî egemenlik, millî güvenlik, millî birlik, millî kültür, millî cephe hükümeti, millî gelir... Birkaç misal daha; Millî Piyango İdaresinin İslâm'a, yâni şeriata ait piyango idaresi anlamına geldiğini düşünmek nasıl bir şey? Böyle düşündüğümüzde “Millet” ve “Milliyet” adıyla yayınlanan gazeteleri millî, yâni İslâmî gazete saymamız gerek. Bundandır ki bu adı taşıyan gazeteler adını değiştirmeli yahut İslâmî gaye taşıyan gazete olduğunu kabullenmeli.

Mehmet Âkif millî, Kemalizm'in şefleri millî değil

Millî şahsiyetin “millî”si İslâmî mânasıyla kavrandığında Mehmet Âkif'le Necip Fazıl fikir ve dâvaları bakımından millî şahsiyetlerdir. Meselâ, Kemalizm'in şefi ilk Meclis'i feshettikten sonra laik-ulus devlet hedeflediği ve 1928'den itibaren Müslüman Türk milletinin değerlerini yozlaştırıcı inkılâplar yaptığı için millî şahsiyet olmaktan sarf-ı nazar etmiştir. Keza İsmet İnönü de İslâm'a tersyüz eden ulusçu Cumhuriyet rejimini sürdürdüğü için millî şahsiyet değildir. Millet ve milliyetçilik anlayışlarında İslâm'ın varlığını bütünüyle esas almayan Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Nihal Atsız vb. çizgideki kişiler de millî kavramına yükledikleri mâna tam mânasıyla İslâmî olmadığı için millî şahsiyet sayılmazlar. Bu sebeptendir ki laik Cumhuriyet'te “Millî önder”, “millî şef” ifadelerinde millî kelimesinin kullanılması bu mukaddes kavrama yapılmış en büyük zulümdür. “Millî Önder”i ve “Millî Şefi” İslâm değerlerini taşıyan insan olarak anlamaya çalıştığımızda laik cumhuriyetin önderlerine irticaî kavramla hitap etmek “cürmünden” başınıza olmadık işler gelebilir.

“Safahat” millî, “Nutuk” gayr-ı millî

Millî kavramını hakiki anlamıyla kavradığımızda “Safahat” İslâmî, yâni millî mevzuları taşıdığı için millî bir eserdir. “Nutuk” İslâmî gaye ve niyet taşımadığı için millî bir eser sayılmaz. Misali çoğaltırsak, İslâm'a ait tedailer taşımayan Şamanî-ulus inancının sembolleri millî değil. Hilâl içinde ay amblemi İslâmî tasavvurdan neşet ettiği için millîdir. İsminin başında millî olan birçok dernekle birlikte ilkokuldan üniversiteye kadar bütün eğitim müesseseleri müfredatlarıyla resmî ideolojiye hizmet ettiği için millî kabul edilemez. Kur'an Kursları, Ehl-i Sünnet'e uygun medrese ve tasavvufî terbiye veren mekânlar millî müesseselerdir. Sözün özü, “Dinim İslâm'dır” ve “Millî devlet yapısı korunsun” diyenler millî kavramını İslâm'la eş mânasıyla anlamak ve bu anlamda millî vicdanı taşıyıp taşımadığını bilmek mecburiyetindedir.

 

 

 

AHMET DOĞAN İLBEY - TERCÜMEİHÂL

1954 Yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Bir kamu kurumundan emekli. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir ve bu teşkilâtın Kahramanmaraş şubesinin kuruluşunda yer aldı. Yazı hayatı 1980’li yıllarda Yeni Düşünce, Dolunay olmak üzere birçok kültür, edebiyat ve fikir dergilerinde başladı. 1990 yıllarda Gündüz Gazetesi’nde, 2010 yılından itibaren Habervaktim.com ve Türkiye Yazarlar Birliği Web sitesinde günlük yazılar yazdı. Bâzı yazılarında “Ali İlbey” müstearını kullandı. Yayınlanan ilk kitabı “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri.” Yayınlanmış diğer kitapları: Bir Hüzünkârın Ömür Defteri, Dil Kapısında Yazılanlar, Millet Üstüne Düşünceler, Aldatan Cumhuriyet, Kemalist Cumhuriyetin Zulümleri, Cumhuriyetin Karanlık Yılları, Müslüman Doğu’nun Derûnu. İrtibat: ilbeyali@hotmail.com

AHMET DOĞAN İLBEY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  001748

-