10 NİSAN 2020 CUMA

Ahmet Doğan İlbey

KİM “GEZİ” EYLEMLERİNİ VE ÇAPULCULARINI SAVUNUYORSA O HAİNDİR

Ahmet Doğan İlbey

Taksim, yâni “Gezi” “eylemleri” büyük bir cinayet, büyük bir fitneydi! Böyle bir fitnenin safında yer almak, geleceğin Müslüman Türk ülkesini Batı'ya, Haçlılara, yâni derin küffara ve onların Türkiye'deki hempalarına parçalatmak demektir.

Kim Taksim, yâni “Gezi” haydutlarına dil ve el ile, siyaset ve para ile destek vermişse o, sömürgeci ve Türkiye düşmanı Batılıların işini kolaylaştırmıştır. Taksim çapulcularına taraf olan herkes ABD ve Avrupa'nın dümen suyundaki alkolist, rantçı, kapitalist dükalarına hizmet ettiler.

Taksim, yâni “Gezi” adı altında “protestoya” çıkanlar Türkiye'nin, Müslümanın, yâni Türklerin düşmanıydılar. Taksim “eylemcilerine” arka çıkan herkes Türkiye'nin bunalıma sürüklenmesine, dolayısıyla iktisadî imkânlarının çökmesine yardım etmişlerdir. Müktesebatı olan hiçbir içtimaî, insanî ve siyasî hak talebi ihtiva etmeyen bu adî ve şenî “Gezi” eylemlerinin hükümete değil, Müslümanla aynı mânaya gelen Türk ülkesine ve devletine karşı yapıldığını idrak edemeyenlerin idraki kördür ve basireti bağlanmıştır.

“Gezi” eylemcileri emperyalist Batı'ya hizmet etmiştir

Millet oylarıyla iktidar olamayıp çâreyi Batı'nın ve Türkiye'nin “derin” merkezlerine ve patronlarına yaltaklık etmekte arayan ve Taksim çapulcularından yana olan partilerin utanç veren beyanlarını kim unutabilir?                                                                                                                                                       Taksim'de çapulculuğa çıkanlar, Haçlı'nın ekmeğine yağ sürmekle vazifeli Marksist ve PKK renklerinin bütün tonlarını taşıyan bölücülerle bunların ayak takımı zâniler ve ayyaşlardı. Hiç kimse Taksim, yâni “Gezi” eylemlerini ve faillerini masum gösteremez. Gösterenler fitneye yataklık ve küffara hizmet etmek fiilinden dolayı siyasî varlıklarıyla birlikte Gor Çukuru'nu boylayacaktır.

Fitne, Kur'ân-ı Kerim'de, “ölümden beter” olarak tarif ediliyor. Allah (c.c.), Müslümana, “fitneye karşı gayret” ve “müşriklere karşı mücadele” vazifesi buyurmuştur (Bakara,193).

Tanzimat'tan bu yana Türkiye'yi refüze ve “reformize” eden Haçlılar ve onların içerideki uşakları Türkiye'de menfaatlerine karşı bir kanun çıktığında kudurmuşlardır. Bundandır ki kamu malına ve emniyetine zarar veren “Gezi” eylemcisi olan genç, orta ve yaşlı köpekleşmiş insancılar günlerce Türkiye'ye karşı havlamışlardır. Gücünü Batı'dan alan rantçı sermaye çevrelerinin karınları ağrımış olacak ki bu saldırgan ve yağmacı köpeklere lojistik yardım yağdırmışlardı.

Altı Ok Partisinin mebusanı “Gezi” çapulcularının arkasındaydı

Altı Ok Partisi'nin mebusanı “Gezi” çapulcularının arkasındayız demişlerdi. Altı Ok Partisi'nin başkanı “gençlerin arkasındayım…” demişti. Millet düşmanı bu sabıkalı partinin mebusanı da “Gezi” çapulcularıyla, yâni köpekleriyle yatıp kalkacağını beyan etmişti. Bir elinde bira şişesi, bir elinde molotof, kamu malını ve millet varlığını ateşe veren “Gezi” eşkıyalarından vatanın mirasını devralacak asil gençlik yetişir mi? Müslümanlıkla, yâni Türklükle, millîlikle, vatan ve millet mesuliyetiyle alâkası olmayan ve kubur farelerine dönüşen bu sürüden geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlik mi çıkar ey ebleh kişi!

Taksim'de halk değil, câmi minberine pisleyen domuz sürüleri vardı

Taksim'i yakıp yıkanlara molotof taşıyan fuhşiyat mesleğinin icracıları ve içtimaî bir varlık olmaktan çıkıp maymunlara benzeyen sosyetelerdi. Daha sarih ifadeyle, Taksim'de “halk” değil, elinde içki şişesiyle câmi minberine pisleyen domuz sürüleri vardı. Domuzlardan halk, yani nâs, aklı ve kalbiyle birlikte yaratılan mahlûk olmaz.

Taksim anarşistleri üç bölüktü: câhil, çapulcu ve hain

Taksim anarşistleri üç bölüktür: Sözde ulusalcı câhil ve çapulculardan oluşmaktadır. Haindir bunlar. Müslüman Türkiye düşmanıdırlar. Taksim'de ve diğer illerde ortalığı yakıp yıkanlar bugün de pusuda bekliyorlar. Bunlar alçak ve hain, namussuz ve çapulcu, Kemalist ve Ergenekonculardır. PKK'nın verdiği zararı bu “derin” güçlerin değnekçileri Taksim'de vermişlerdi.                                                                                                                                    

Türkiye'de ne kadar yıkıcı, karıştırıcı varsa Taksim bahanesiyle ortalığı yakıp yıkmışlardı. CHP, İşçi Partisi, ÇYD gibi kuruluşlar bu anarşistlere destek vermişlerdi. Çakallara, zibidilere, marjinallere, alkol taraftarlarına, laikçilere, ulusalcılara, âdi ve şerefsizlere destek verip, memlekette karışıklık çıkmasını istemişlerdi. Haindir bunlar, şerefsiz ve alçaktır.   

Ağaç sökülmesi bahaneydi, Türkiye'yi darbeye hazırlamaktı gaye

“Ağaç sökülmesi ve gezi parkı” işin bahanesi. Türkiye'de kendilerine yer açmak için namussuzca fitnelemişlerdi. “Demokrasi” falan değildi dertleri. Türkiye'ye vesayetçi- ulusalcı-laikçi-Kemalist bir iktidarın hâkim olması için çalışıyorlardı. Parkla ağaçla işleri yoktu. Halkla, milletle bağları da yoktu. Halk değil bunlar, millet düşmanı, bölücü, yağmacı, anarşist ve Müslüman Türkiye düşmanıydılar.

Taksim anarşistleri vahşi ve vandalca gösterilerinde “Ha gayret olacak” diye slogan atıyorlardı. “Tahrir İsyancılarına” benzetiyorlardı kendilerini. Hiçbir benzerliği var mıdır Tahrirle Taksim'in. “Keşke üş-beş de ölü olsa…” demişlerdi. Nekrofildi, yâni ölüseviciydi  “Gezi” ciler. Halk ve devlet düşmanıydı bu çapulcu anarşistler.

Kuduz köpek gibi yakıp yıkıyorlardı

Hain ve şarlatandır bunlar. “Atatürkçü Cumhuriyet aşkı, diktatör iktidara karşı halk hareketine dönmüştür…” diye slogan atıyorlardı Taksim meydanındaki çapulcular.  Dış güçlerin emrinde Kemalist bir devletti emelleri. Kudurmaları bundandır. Kuduz köpekler gibi yakıp yıkıyorlardı. Vesayetçi-laikçi-Atatürkçü rejim bahanesiyle itler gibi kudurmuşlardı. Sol sendikalar “Gezi” eylemlerini sürdürmeye devam edeceklerini beyan etmişlerdi. Yeşilçam artistleri, tiyatrocular, sanatçılar, operacılar, baleciler gibi ne kadar Müslüman Türkiye muhalifi sözde sanatçılar, marjinal, laikçi ve ahlâksız zümreler varsa Taksim rezaletine destek olmuşlardı. Bu güruhun hepsi aynı merkezin adamıydılar.       

“Demokrasi”  falan değildi dertleri. Yolda geçen başörtülü kadınlara saldırmışlardı Haçlı köpekleri gibi. Sokak aralarında başörtülü ve dindar avına çıkmışlardı bu namussuz ve alçaklar. Mütegallibenin ve dış servislerin elemanlarıydı bunlar. 28 Şubat darbecilerinin zihniyeti bunların kuvvet merkezleriydi.

Hülâsa, tarihe kara bir leke olarak düşen “Gezi” eylemlerini bugün hâlâ savunan altı okçuların, adliye mensubunun ve entellerin olması ne mânaya geliyor dersiniz?

AHMET DOĞAN İLBEY - TERCÜMEİHÂL

1954 Yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Bir kamu kurumundan emekli. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir ve bu teşkilâtın Kahramanmaraş şubesinin kuruluşunda yer aldı. Yazı hayatı 1980’li yıllarda Yeni Düşünce, Dolunay olmak üzere birçok kültür, edebiyat ve fikir dergilerinde başladı. 1990 yıllarda Gündüz Gazetesi’nde, 2010 yılından itibaren Habervaktim.com ve Türkiye Yazarlar Birliği Web sitesinde günlük yazılar yazdı. Bâzı yazılarında “Ali İlbey” müstearını kullandı. Yayınlanan ilk kitabı “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri.” Yayınlanmış diğer kitapları: Bir Hüzünkârın Ömür Defteri, Dil Kapısında Yazılanlar, Millet Üstüne Düşünceler, Aldatan Cumhuriyet, Kemalist Cumhuriyetin Zulümleri, Cumhuriyetin Karanlık Yılları, Müslüman Doğu’nun Derûnu. İrtibat: [email protected]

AHMET DOĞAN İLBEY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  292977

-