27 ŞUBAT 2017 PAZARTESİ

KISACIK TARİHİNE DÜNYANIN EN BÜYÜK SOYKIRIMLARINDAN BİRİNİ SIĞDIRDI: İSRAİL

Elinizdeki çalışma, henüz bir asrı bulmayan kısacık tarihine, insanlık tarihinin en büyük soykırım hareketlerinden birini sığdıran İsrail’in gerçekleştirdiği ihlalleri konu almaktadır.


KISACIK TARİHİNE DÜNYANIN EN BÜYÜK SOYKIRIMLARINDAN BİRİNİ SIĞDIRDI: İSRAİL

Varlığını şiddetle anlamlandıran ve meşruiyet zeminine gerilim ve savaşı koyan İsrail, değişen dünya konjonktürüne karşı gerilimi körükleyen politikalarıyla başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyada gerilimi had safhada tutmaktadır. İsrail işlediği insanlık suçlarına tüm dünyanın gözü önünde devam ederken, küresel aktörler ve uluslararası kuruluşlar yaşananları görmezden gelmekte, büyük çoğunluğu Yahudi sermayedarların elinde olan uluslararası medya organlarının olayları yansıtma biçimi ise ciddi bir manipülasyona ve karartmaya işaret etmektedir. İsrail'in bugüne kadar hiçbir ciddi yaptırıma tabi tutulmayan ihlallerini raporumuzun sayfalarında ayrıntılarıyla okuyabilirsiniz.

Çalışmamız, İsrail'in başta Filistin olmak üzere, dünya üzerindeki politikalarına eleştirel bir bakış niteliği taşımaktadır. Hiç şüphesiz hak ihlalleri her dönemde ve her coğrafyada yaşana gelmiştir. Ancak “Geçmişten Bugüne Ülke İhlal Karneleri” üst başlığını taşıyan çalışmalarımızın temel amacı; medeniyet, barış ve özgürlüklerin temsilcisi olduğu iddiasını taşıyan ve bugün sınırları dışında etki gücüne sahip olan devletlerin söylemlerinin gerçekliğini test etmek, göz ardı edilen bu alanın tartışmaya açılmasına katkı sağlamaktır.

SİYASİ TARİH: SİYONİZM'İN YAHUDİ DEVLETİ KURMA GİRİŞİMLERİ

19. yüzyılın sonlarında, siyasî Siyonizm'in kurucusu olarak kabul edilen Theodor Herzl, bir Yahudi devletinin gerekliliğini dile getirdiğinde, Osmanlı tebaası olarak Filistin'de yaşayan küçük Yahudi topluluğundan dahî destek görmemişti. Ancak 1897'de gerçekleştirilen Birinci Siyonist Kongresi'nde, Yahudi devleti kurmak için bir takım kararlar alındı. Filistin'e Yahudi göçünü özendirmek ve bu bölgenin Allah tarafından Yahudilere bahşedilmiş olduğunu kabul ettirmek gerektiği; bunun için de mâlî ve siyâsî desteğe ihtiyaç duyulduğu konuşuldu. Bu süreçte önce Osmanlı Devleti ve Almanya'dan, daha sonra da İngiltere'den bir Yahudi devleti kurulması konusunda destek istendi. Herzl, İngiltere'ye Kıbrıs ve Sina'yı önerirken, İngiltere'nin teklifi Uganda oldu. 1903'te gerçekleştirilen 6. Siyonist Kongresi'nde Uganda alternatifi birçok itiraza rağmen kabul edildi; ancak Theodor Herzl'in 1904'teki ölümünden sonra, Filistin dışındaki tüm alternatifler rafa kaldırıldı.

Bu süreç içerisinde Yahudilerin büyük çoğunluğunun Siyonist harekete uzak durduğu söylenebilir. Nitekim 1880-1929 yılları arasında Rusya, Avusturya-Macaristan, Polonya ve Romanya'dan göç eden yaklaşık 4 milyon Yahudinin yalnızca 120 bini Siyonist örgütlerin yönlendirmesiyle Filistin'e yerleşmiş, geri kalan 3.5 milyonu aşkın Yahudi ise Amerika ve Kanada'yı tercih etmiştir.

İNGİLİZ MANDA İDARESİ VE YAHUDİLERİN FİLİSTİN'E YERLEŞMEYE BAŞLAMASI

1. Dünya Savaşı sonrasında İngiltere'nin Ortadoğu politikasında Filistin'in önemli bir yeri vardı. Süveyş Kanalı'nı ve Hindistan'a giden yolları kontrol altında tutmak isteyen, ancak Wilson Prensipleriyle çelişmeden, yani savaş sonrasında yeni bir toprak kazanımında bulunmadan bunu yapmak durumunda olan sömürgeci İngiltere'nin bu yaklaşımı, İsrail devletinin kurulmasını kolaylaştırmıştır.

1917'deki Balfour Deklarasyonu ile İngiltere; Filistin'de Yahudiler için bir ‘millî yuva' kurulduğunu ilan etti. Hem Filistin'e göçeden Yahudilere destek olmak, hem de Filistin'den toprak satın almak için 1901 yılında kurulan Millî Yahudi Fonu, özellikle Amerikalı Siyonistlerin desteğiyle bu süreçte gelişti.

1920'de, taslağı Paris'teki Siyonistler tarafından hazırlanan ve 1922'de Milletler Ligi'nde kabul edilen metinde, İngiliz mandasında Filistin; Yahudilerin tarihsel vatanı olarak gösterildi. 1929'da Zürih'te toplanan 29. Siyonist Kongresi'nde, Balfour Deklarasyonu'nda ‘millî yuva' olarak geçen ifadenin, ‘Yahudi devleti' anlamına geldiği tanındı.

Hitler'in Almanya'nın başına geçmesinden sonra Yahudilere karşı gerçekleştirilen acımasız uygulamaları, Siyonistler tarafından Filistin'deki sömürgeleştirmeye gerekçe olarak gösterildi. 1936 yılında Filistin'deki Yahudi göçmenlerin sayısı İngilizlerin koyduğu kotayı dahî aşacak seviyeye ulaştı. Bunun üzerine daha önce ufak çaplı direnişlerle gösterilen halk tepkisi silahlı direnişe dönüştü. Filistinlilere karşı acımasızca şiddet uygulayan İngiliz manda yönetiminin dışında, 10 bin silahlı kişiden oluşan Haganah adındaki Siyonist terör örgütü de bu süreçte kuruldu. İngilizlerin Filistin'den çekilme sürecini hızlandıran Haganah ve benzeri örgütler; 1930'lu ve 40'lı yıllarda sivillerin bulunduğu çarşı-pazar gibi mekânlara bomba koymak ve halkı terörize etmek gibi yollara başvurdular.

İlk kez 1939 yılında gerçekleştirilen barış görüşmelerinde İngiltere; Filistin'de yaşananların diğer Arap ülkelerine yansıyacak bir hal almasından duyduğu kaygıyla, Yahudi yerleşimcilerin sayısının azaltılmasını ve 10 yıl sonra (1949) bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını Arap ve Yahudi temsilcilere önerdi; ancak öneri kabul görmedi.

Devamı yarın...

Yorum Yaz