15 ARALIK 2019 PAZAR

Elif Sönmezışık

KİTAPLI/KİTAPSIZ SİNEMA

Elif Sönmezışık

Bugünkü yazı sinemaya dair… Belki hayal kırıklığına uğrayacaksınız ama, son bir haftanın tartışma konusu olan ve bu bahaneyle Sünni-Şia meselesini de kaşıyan film krizinden çok çok uzak bir yerlerde geziyor. Uyarmadı demeyin…

Verdiği okuma aşkıgörkemiyle yarışan, kadraja sığamayıp tavana kadar zarafetle yükselen kitaplıklar ve onlara özenle yerleştirilmiş kitaplarla dolu kütüphanelerin bulunduğu birkaç sinema karesi hatırlamaya çalışalım. Odayı alabildiğince aydınlatan ve harikulade bir manzaraya açılan geniş pencere, en az bir tane en rahatından tek kişilik koltuk, bir okuma masası da bulunsun…

Özet tasvirle andığımız ve kütüphane gördüğü anda okuma azmiyle dolanları kendinden geçiren bu manzara, tarihî (dönem, savaş) ve klasik uyarlama filmler seyretmekten hoşlananlar için son derece tanıdık. Ama bu filmler bizim sinemamıza dâhil değil elbette.

İçi imrenilesi kütüphanelerle dolu filmler için, maharetli sanat yönetmenlerinin zenginleştirdiği, ticari kaygıyı umursamadığı belli olan, Batı'nın 80'ler ve 90'lar sinemasını gözden geçirmek yeterli olur. En yakın elli yıl öncesinden bahsediyor bile olsa döneme dair algıyı pekiştirmek için, replikler ve dekor kitap fonksiyonuyla desteklenir ve bizi en az bir kere kitap/kütüphane sahnesiyle buluşturur. Bu en dolaysız haliyle kişisel okumalara dair birkaç gönderme ya da evdeki kütüphane olur. Kapı tıklatmanın ya da bir seslenişin böldüğü okuma sahneleri, herhangi bir yazar, şair ya da eser için yapılan edebî sohbetler ve muhatabına yönelik göndermeler alışıldık kesitlerdir. Klasiklerden uyarlama dönem filmlerini izlemeyi sevenler bilirler; kitap ya da kütüphane olmasa o film eksik kalır. Hatta öylesi filmler tatsızdır.

Bir filmin, bir kitaptan ya da fotoğraftan kat kat fazla etki uyandırdığını hep birlikte tecrübe ediyoruz. 15 Temmuz'da yaşadıklarımızı kayıt altına almak için hevesler canlı tutulurken, beyazperdeye yönelik projelere ağırlık verilmesi tavsiyesi boşuna değil. Çağımızın “akıllara durgunluk veren” görüntü işgalinin meydana getirdiği o hızlı yayılımı, hiçbir iletim aracının sağlaması da mümkün değil. Fotoğrafın/kameranın icadı, hayatlarımızı bir daha eskisi gibi olmayacak biçimde değiştirdi. İnsanlık, kameranın ve ondan yansıyanların bağımlısı oldu âdeta.

Diğer taraftan sinemanın kitapla olan bağı inkâr edilemez. Literatür oluşturmaya yetecek kadar yazar ve araştırmacıları etkileyen, sinemacıları yazarlığa sevk eden bir alan. Uyarlama filmler, senaryolardan devşirme kitaplar, sinema üzerine tezler, teoriler, akımlar ve bunların analizleri, sinemanın kronolojik tarihi, sinema eleştirmenliği, sanat değerine dair tartışma eserleri, sinema-din ilişkisi; hem ilmî hem de edebî mecradan sürekli beslenen konular.

Bütün bunlara rağmen kendi sinemamızda kitap, yazar, kütüphane ya da en azından şaheserler üzerine neredeyse yok denecek kadar az film olması nasıl ve neyle açıklanabilir? Kitapla ilişkili olanların neredeyse tamamı, yakın siyasi tarihe dair filmler. O zaman, yazma ve okuma eyleminin direk siyasetle ilişkilendirildiği ve siyasî çalkantıların durulmadığı memleketimizde; okumanın ve yazmanın tarafgirlik ve suç beraberinde “algılandığı” sonucunu çıkarmakla ileri gitmiş olmayız.

İçinde kitap ve yazar olan filmlerimiz, neyse ki bir elin parmaklarına yaklaşabiliyor. Bunların arasında kitap dozu en yüksek olanlar, 11'e 10 Kala (2009) ve Kelebeğin Rüyası (2013). Hatta Türkiye sinema tarihinde “kitap” zenginliği bakımından 11'e 10 Kala'nın bir rekora imza attığı söylenebilir. Bu filmi çok azımızın izlediği de başka bir ironi.

Yabancı filmler üzerinden isimli-cisimli karşılaştırmaya girişmemekte fayda var. Çünkü kıyaslayacak kadar argümanımız bulunmuyor. Aslında herkesin en az bir kere muhatap olduğu -kitap sevgisi özellikle çocuklara aşılanmalı, İslâm'ın öngördüğü en önemli mevzulardan biri okumak, gibi- söylemleri tekrarlamak da kâr etmiyor. Ecdadın kitaba, ilme verdiği değere ve günümüz basım-yayım enflasyonuna rağmen kitabı ve ilişkili her şeyi sinemada ya da televizyon dizilerinde yok saymanın nasıl mümkün olabildiğini sorgulamak ve buna çözüm üretmek şartı var.

Arz-talep ilişkisine dayalı film sektörünü bu kıskaçtan kurtarabilir miyiz? Kelebeğin Rüyası'nın, en çok “ne/kim” için izlendiğini kendimize itiraf edebilir miyiz? En azından artık yayıncıların bile şiir kitabına mesafeli durduğu Türkiye'de şiir için olmadığına emin olabiliriz.

Çoğunlukla Batı sinemasında karşılaştığımız kitap/kütüphane fasılları yüzünden, geleneksel kitap süslemeciliğimizden bile haberi olmayan, süslemeli ciltlerin yalnızca Kur'ân-ı Kerim ile sınırlı olduğunu düşünen, Osmanlı Türkçesini “Kur'ân yazısı”yla karıştıran, kazara bir kitapçıya gittiğinde çok satan kitaplarımızın bile Amerikan tarzı sıvama cilt olmadığını görerek hayal kırıklığına uğrayan nesiller yetiştiririz.

Sinema, dizi sektöründen en az bir farkla ortaya konuyor: Hayata dair söylenmişlerin satır arasında yolculuk yapmanızı sağlıyor. Kimi zaman olan bitene dair alternatif üretmenizi, onlardan ders çıkarmanızı sağlıyor. Buradan bakıldığında hem arz-talep dengesini besleyen yaşam tarzımızda “kitapsız”lık kol geziyor, hem de hayatımızdaki kitap ve okumaktan bahseden hikâyelerimiz çok az. Birkaç kitabı, iki satır şiir sohbetini, bir kitapkurdu ya da bir yazar portresini bize çok gören filmlerimizle, Batı sineması karşısındaki durumumuz, 11'e 10 Kala'daki Mithat Bey'in karşısındaki kitaptan/kütüphaneden bihaber kapıcı Ali'nin durumu gibi. Evet bunu söylemekle belki bir miktar ileri gittik. Ama film izlemeyi de ne çok seviyoruz, değil mi?

Sinemanın algı yönetimine gelince; o, sinemaya bu kadar insaflı yaklaşmayacak başka bir yazının konusu…

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

  1. Elif HanimYazilarinizi yakindan takip ediyoruz , lutfen yeni baslayan VATANIM SENSIN dizisini desifre edip yazarmisiniz , son iki bolumdur takip ediyorum ve dizide maalesef 'vatan haini 'olmus bir albayin 'kendi ic catismasi'ni sozde ele aliyor fakat icerik olarak ve subliminal olarak aslinda cok frfi bir sekilde Islam ve vatan , vatan sevgisini alasagi eden bir havadi var , lutfen takibe alin ve yazin , fikirlerinizi okuyuculariniz destekleyeceklerdir , saygilar.

Yorum Yaz

  925833

-