25 OCAK 2020 CUMARTESİ

Okur Mektubu

KOMÜNİZM ZULMÜ

Okur Mektubu

Okur mektubu -  Mustafa Güldağı 
mustafaguldag@gmail.com

Yakın dönem Komünizmin kanlı tarihini iyice anlamamız için Lenin dönemi Komünizmin zulmünü iyi bilmemiz gerekir. Bilhassa Komünist devrimin Lenin önderliğinde Rusya'da nasıl gerçekleştiğini çok iyi bilmemiz gerekiyor. Çünkü bu devrimle beraber Komünizm birçok ülkeye sıçramış ve girdiği her ülkede zulme neden olmuştur.

 


YAHUDİ BİR ANNENİN OĞLU

Lenin 1870 yılında Yahudi bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Lenin'in 5 tane de kardeşi vardı. Kardeşlerinin hepsi de hayatlarını devrime adamışlardı. Babası dindar bir hükümet memuruydu. Annesi Alman asıllıydı ve bir hekimin kızıydı. Bu yüzden Lenin Alman kültürüyle yetişti. Lenin kültürlü bir ailenin çocuğu olduğu için iyi bir eğitim aldı. Daha 5 yaşındayken annesinden okumayı öğrendi. Okumayı erken yaşlarda öğrenmesi Lenin'i bilmeye ve öğrenmeye tutkulu bir şekilde bağladı. Okulunu birincilikle bitirdi. Lenin çok kısa boyluydu. Sandelyeye oturduğunda ancak ayak uçları yere değerdi. Çok klasik giyinirdi. Çok kitap okurdu. Küçüklüğünde arkadaşlarıyla hiç oynamazdı. Hep asık suratlıydı.
Lenin'in abisi, 3.Aleksandır'a karşı darbe ve suikast girişiminde bulunduğu için yakalanıp idam edildi. Lenin bu olaydan sonra çarlığa kin beslemeye başladı. İntikam ve nefret duyguları oluşmuştu. Halkın gıdasızlıktan hastalandığını, yoksulluk çektiğini, baskı altında kaldıklarını görünce Çarlığa olan kini daha da arttı. Bunun böyle gitmeyeceğini Çarlığın yıkılması gerektiğini savunmaya başladı.23 yaşına gelince Marks'ın kitaplarını okumaya başladı. Özellikle Marks'ın ‘Das Kapital' kitabı çok etki bıraktı Lenin'de. Darvin'in kitaplarını da okumayı ihmal etmedi. Ateizme kaymıştı. Çünkü Marks'a göre din ve ilah yoktu olamazdı. Marks şöyle diyor: “Din afyondur. Tanrı kainatı ve insanları yarattı diyenleri protesto ediyorum. Tanrı insanı yaratmamıştır. Aksine insan tanrıyı yaratmıştır. İnsan tanrıyı yaratan bir canlıdır. İnsan kendi düşüncesiyle tanrıyı çıkarmıştır” Karl Marks bu küfür kusan cümleleriyle, fikirleriyle birçok genci kandırmıştır. Yerleri gökleri alemleri ve her türlü canlıları yaratan Allah'ı inkar etmiştir. Halbuki tüm bitkiler, canlılar, güneş, ay, yıldızlar ve tüm nimetler Allah var diye haykırmakta. Ama “onlar kördürler görmezler” diyor ayette.

 

KOMÜNİST OLMAYANLARI İŞKENCE EDİP ÖLDÜRDÜ


Lenin ateşli bir Marksist oldu. Aynı zamanda koyu bir ateist. Lenin Marks'ın fikirlerinden etkilenerek ilerde şunları diyecekti: “Bizim devrimci partimizin dine olumlu bakması mümkün değildir. Din yalan ve uydurmadan ibarettir” Devrimci fikirlerinden dolayı hukuk okuduğu üniversiteden uzaklaştırıldı. Ama kendi çabalarıyla dışardan sınav tdönemlerde hukuksal ayrımcılıklardan dolayı hukuksal anayasadan nefret etmişti. Halbuki devrimden sonra ayrımcılığın en alasını kendisi yapacaktı. Komünist olmayanlara işkence edip öldürecekti. Özellikle Müslümanları…
Daha sonra Avrupa'ya giderek 25 yıl İngiltere, İsviçre, Avusturya, Polanya gibi ülkeleri dolaştı. Avrupa'da bulunduğu sıralarda İngilizce, Almanca, Fransızca öğrendi. Londra'da Karl Marks'ın mezarının başına gider saatlerce düşünürdü. Tutuklanmaktan korktuğu için sahte bıyık sakal takardı, köylü kılığına girer öyle gezerdi. Bazen kadın kılığına bile girerdi. Bu sırada Avrupa'da bulunan sosyalist-komünistlerle darbe hazırlıkları yaptı. Daha sonra Rusya'ya dönerek ihtilalci fikirleri Komünizm'i yaymaya başladı herkesi devrime ihtilale davet ediyordu. Bu nedenlerden dolayı tutuklandı.14 ay hapis yattıktan sonra Sibirya'nın bir köyüne sürgüne gönderildi. Kitaplarından birini hapiste yazdı. Yazarken kimsenin anlamaması için mürekkeb yerine “süt” kullandı. Kağıt sıcak suya batırıldığında yazılar ortaya çıkıyordu. Hapisteyken kendi adamlarından biri mektup getirince gardiyandan çay ister kağıdı çaya batırır yazıları okurdu. Adamları da mürekkep yerine süt kullanarak mektup yazıyorlardı. Böylece yakalanmıyorlardı. Sibirya'da sürgündeyken kendi gibi Komünist devrimci Nataşa (Nadejda) ile evlendi. Lenin sürgünde de kitap yazdı. Devrim için teorileri oturttu, planlar hazırladı.


Sürgünden sonra Sosyal Demokrat Partisi'nin çalışmaları için Avrupa'ya gönderildi. Oradaki Marksist'lerle devrim için planlar projeler yapmaya başladılar. İhtilal için gerekli hazırlıkları artırdılar. Öğrendiği dilleri geliştirdi. Lenin demokratik yollarla değil de darbeyle ihtilal ile iktidara gelmek istiyordu. Ama sosyalist-komünist olan Menşevikler ise demokratik yollardan iktidara gelmek istiyorlardı. Bu yüzden Lenin onlardan ayrıldı. Lenin ise Bolşevikleri temsil ediyordu.
Lenin Avrupa'da çeşitli gazeteler çıkardı. Almanya'da Casus adında bir dergi çıkardı. Bu dergiyi gizliden Rusya'ya sokuyordu ve orada etkili oluyordu. Ayrıca Komünist fikirleri yayan kitaplar da sokulup okutulmaya devam ediliyordu. Lenin çıkardığı kıvılcım gazetesiyle de devrimin taktiklerini belirlemişti. Devrimi yaptıktan sonra Komünist ilkeleri topluma uygulamak istiyordu. Lenin 1.Dünya Savaşı nedeniyle Rusya'nın çok güçsüz duruma düştüğünü görmüştü. Devrim için en müsait zamanı kolluyordu. 1.Dünya Savaşı nedeniyle gelişigüzel Rus ordusuna işçilerin alınması kıtlığa yol açtı. İşçiler daha fazla çalışmak zorunda kaldılar. Günde 14 saate kadar çalışıyorlardı. Öte yandan savaşta 1,5 milyon asker kaybedilmiş, bir o kadar da esir verilmişti. Askerler bir yandan da açlık çekiyorlardı. Tüm bunlar askerin de moralini bozmuştu. İşçiler ise isyan edip grevler yapmaya başlamıştı. Grevler ise Rusya'nın dört bir yanına dalga dalga yayılıyordu. 1.Dünya Savaşı'nda Rusya İngiltere'nin yanında yer almış Almanya'ya karşı savaşıyordu. Almanya, Rusya'yı devre dışı bırakmak için Lenin'in Rusya'ya gitmesi için yardımcı oldu. Tren biletlerine kadar hepsine yardım etti. Böylece Lenin, Rusya'yı karıştırıp kaosa neden olacak ve Rusya savaştan çekilecekti.
Lenin Rusya'ya döndüğünde işçilerin grevleri, protestoları artırdığını gördü. Lenin konuşmalar yaparak propagandaları daha da artırdı. Bir başka Komünist olan yakın arkadaşı Troçki ise önceden gelmiş propagandaları yapmaya başlamıştı. Lenin konuşmalarında “Toplumun her yönden sınıfsız, eşitlikçi ve özgür olması gerektiğini, çarlık sisteminin yıkılıp yeni bir sistem kurulması gerektiğini”söylüyordu. Halbuki bu sözler aldatmacadan başka bir şey değildi. Zaten Komünistlerin ağzından eşitlik, özgürlük kelimeleri hiç düşmez. Tabi bunlar iktidarı ele geçirene kadardır. Sonra en kötü zulmü yapmaktan geri durmazlar. Nitekim öyle de olmuştur.


Grev eden işçilerin sayısı 200 bine çıkmıştı. Çarlığın polisleri işçilere ateş açtı. Bu olaya “Kanlı Pazar” denir. Buna kızan işçiler şiddeti artırdı. Lenin de fırsat bilerek propagandalarını artırdı. En sonunda Çar Nikolay bunlara direnemeyeceğini anlayınca tahtı bıraktı. Lenin bunu fırsat bilerek sarayı bastırdı ve 1917 Ekim devrimini gerçekleştirdi. Devrimden sonra şiddetle tüm illeri kontrolü altına aldı. Beyazlar diye bilinen Menşevikler devrime Komünizme ihanet etti diye Lenin'e karşı ayaklandılar. Ama Lenin onları da kanla bastırdı.


Lenin ilk olarak özel mülkiyetlerin hepsini kamulaştırdı. Müslümanların aşırı derecede isyan etmesini önlemek için “Dinleri Çarlık tarafından tahrik edilen Müslümanlar. Dininz ve kültür müesseselerinizde serbestsiniz” dedi. Tabi bu aldatmacadan ibaretti. Amaca ulaşmak için her türlü yalan konuşuluyordu. Daha sonradan çok büyük zulmedecekti. Lenin “Komünizmin başarıya ulaşması için ilk vasıta yalan söylemektir. Ne kadar yalan söylerseniz o kadar başarılı olursunuz” diyordu zaten. “Dostum yalan üzerine kurulmuş rejimler doğruların gün yüzüne çıkmasıyla çöker giderler.” Öyle de oldu. İlerleyen yıllarda Marksizmin Komünizmin dinsizlik felsefesi gereği Rusya'da ve diğer komünist ülkelerde “Tanrısızlar cemiyeti” kurdular. Buna “Tanrısızlar Birliği” deniyordu. Gençleri dinsizleştirmek için kurdukları bu dernekler altında çalışmalar yaptılar. En temel teknikleri gençlere önce beyin bulandırıcı mantıklı görünen sorular soruyorlardı. Genç birkaç ay içinde ateşli Komünist olup çıkıyordu. Lenin yapmış olduğu devrimi tüm dünyaya yaymak istiyordu. Ama ilk önce insanları inançlarından uzaklaştırmak asıl amaçtı. Dünya ülkelerine baktığımızda komünizmin zehirli düşüncelerinden etkilenen çok genç vardır. Ve bu bataklıktan kurtulamamaktadır.


EN BÜYÜK DARBE MÜSLÜMANLARA


İhtilalin devamlılığı için Kızıl orduyu ve Gizli Polis teşkilatı ÇEKA'yı kurdu. Başında da Troçki vard. Kızıl ordu ve ÇEKA tam bir kan akıtma makinasına dönüştü. Öyle ki Lenin görüşlerine katılmayan 10 bin Rus aydını ve subaylarını erkek çocuklarıyla beraber öldürttü. Lenin'e niye idam ediyorsunuz denildiğinde “İdamlar olmadan nasıl bir devrim gerçekleştirebilirsiniz ki!” diyordu. Kan üzerine kurulmuş bir sistemi kendi de itiraf ediyordu. Lenin kendisine boyun eğmeyen kişileri “böcek” olarak nitelendiriyordu. Onlara zararlı böcekler adını veriyordu. Parolası şuydu: “Asmak… Tereddüt etmeden asmak” Böylece binlerce, milyonlarca kişi öldürttü. Ceza kampları kurdu işkence ettirdi.


Lenin en büyük darbeyi Müslümanlara yaptı. 10 bin cami,15 bin medrese kapattı.4500 din adamı astırdı. İşte Komünizmin özgürlüğü, eşitçiliği buydu. Kendi düşüncesinden olmayanları acımadan öldürmek… Kiliseleri kapattırdı papazları öldürttü. Tüm bunlara karşılık gençlerin Komünist olması için eğitim yerleri kurdurttu. Kirli, zehirli fikir ve tuzaklarla gençlerin beyinlerini bulandırdı. Önce soru sorma teknikleriyle geçlerin kafalarını karıştırdılar. Zaten Lenin beyin bulandırma, zehirlemede uzmanıydı. “Bana 7 yaşında bir genç verin onu ateşli Kominist yapayım” demiştir. Hakbuki Lenin ateşli fikirleri ancak “yakıtları insanlar ve taşlar olan” (Tahrim 6) ateşli cehenneme götürmekten ibaretti.


YAHUDİLER İŞ BAŞINDA


Abdullah Azzam'ın, Hamas adlı kitabında şu bilgiler yer almaktadır. Lütfen dikkatlice okuyun. “Lenin'in devrimden sonra kurmuş olduğu devrim bürosu 7 kişiden oluşuyordu. Bunlar çekirdek ana kadroydu. Lider kadroyu oluşturuyordu. İlginçtir ki 7 kişinin 5 tanesi ana babadan Yahudiydi. Bunlar ‘Lenin, Troçki, Kamanev, Sakalenkov, Zinoniv'dir' Stalin Gürci idi. Ama eşi Yahudiydi. Lenin'in oluşturduğu bakanlık konseyi ise 27 kişiden oluşuyordu. Bunlardan 17'si Yahudiydi. Yine çok ilginçtir ki Ekim 1917 devriminin hemen sonrasında devrim bürosu Yahudilerle ilgili şu 2 maddelik bildiriyi yayınladılar:1)Yahudilere düşmanlık edilemez, bu cezayı gerektirir. 2)Yahudilerin Filistin'de milli bir vatan kurma hakları vardır.”
Bu da gösteriyor ki Yahudiler Komünizmi desteklemişler böylece insanların dinden uzaklaşmalarını sağlayıp zevke ve eğlencelere dalmalarını istemişlerdir. Çünkü Komünizimde zina, içki , cinsellik yasak değil. Manevi hayat sıfır. Ahlaka önem vermezler.
Yine HAMAS kitabında şunlarda geçmektedir: “1939'da çıkarılan Yahudilerin çıkarmış olduğu Bertoğulları (Yahudioğulları) kararnamesinde şu ifadeler yer almaktadır: ‘İnsanları dinlerinden uzaklaştırmak için başka toplumlarda sahte özgürlükçü ve devrimci ruhu yaydık' Gerçekten de Komünist devrimini sayesinde insanlar dinden uzaklaştılar neredeyse komünistlerin hepsi Allah'ı (cc) inkar eder Allah'ın hükümran olduğunu kabul etmezler.Yine kararnamede ve başka konuşmalarda şunlar da deniyor: “Darvin teorisine dayanarak da onları maymunların çocukları olmakla övünecek kadar sapıttık” Bu bilgilere dayanarak Darwin, Marks ve Durkheim'in fikirlerini, kasıtlı olarak Yahudilerin çıkartmış olduğu fikirler olarak da düşünmek mümkün.Zaten Yahudiler fitne, fesat ve sapıklık çıkartmakta uzmandırlar.


CANAVARCA YAŞAYIP ACI İÇİNDE DELİREREK ÖLDÜ


Lenin bir fabrikada konuşma yapıp ayrılacağında ateşli bir sosyalist tarafından vuruldu. Kurşunlar kafasına ve üzerine denk gelmişti. Vücudu dirençli olduğu için çabuk iyileşti. Ama hastalığa yakalanmıştı. Felç olmuştu sağ yanı. Yazılarını sol elle yazmaya başladı. Felç artınca artık konuşma yeteneğini de kaybetti.1902'de Fransa'dayken “frengi” hastalığına da yakalanmıştı.Ama bir türlü atlatamadı. Onun devlet tarafından gizlenen diğer hastalıkları ise “sara, migrene, damar sertliği, felç” idi. Hastalıkların etkisiyle aklını da kaybetmeye başladı. Anormal hareketler yapmaya başladı. Gözlerini sonuna kadar açıyordu. Göz bebekleri dışarı fırlayacak gibiydi. Arada cinnet geçirip bağırıyordu. Sesini insanlar duymasın diye önlemler alınıyordu.1923'ten sonra tamamen delirdi. Lenin'in anlaşılabilen son sözleri şunlardı: “İnsanlar bana yardım edin, inkılap, şeytan, burada burada” Ölmeden önce çığlıklar atıyordu.” Canavarca yaşayıp uluyarak öldü.” Bu şekilde ızdırap çekerek 24 Ocak 1924'te öldü. Öldüğünde suratı korkunç bir hal almıştı. Onun bu halinin bilinmesini istemeyen Stalin,doktarlara emir vererek cesedin güzelleştirilmesini istedi. Estetik cerrahi ile yüzü normale döndürülüp cesedi mumyalaştırıldı. Şu an mumyası Rusya'da Kızıl Meydan' cam bir mozolenin içindedir. Halka ziyarete açıktır. Herkes ziyaret etmektedir.1924'ten buyana mumyası her ay özel kimyevi maddelerle bakıma alınıyor. ”Yıllık bakımı 500 bin doları geçiyor.” Son zamanlarda kaldırılması gündeme geldi. Çünkü devletin bütçesinden çok para gitmektedir. Bu mumya tıpkı Firavunları anımsatıyor. Lenin halkın ve Komünistlerin gözünde ilahlık konumunu yitirmemesi için mumyalanıp korunuyor. Anıtın içindedir. İşte böyle anıtlar yapılarak ölümsüzleştirmek isteniyor. Her ülkede vardır böyle anıtkabirler. Halbuki Lenin günde “3 litre idrar işeyen acizin biriydi”. Öldü gitti… İlahlık onun neyine…


Sene 1980'e geldiğinde halklar Lenin'in tüm heykellerini yıkmaya başladılar.Resimleri çıkarılıyordu.Özellikle Polanyalılar büyük Lenin heykelinin önünde toplanıp ellerinde molotof kokteylleriyle polislerin gözü önünde yıktılar. Başka Sovyet ülkelerindeki heykeller ise görüntü olarak huzuru bozduğu için yıkılıp çöplere atıldı. işte zalimlerin sonu buydu.İlahlık taslayanların sonu buydu!Ve Komünizm Rusya'da bitti. Komünizmin Rusya'ya gelmesinin en büyük yararı şuydu: “İnsanlık, Komünizmin insanlara ve toplumsal ihtiyaçlara hiçbir cevap vermediğini anladılar” Kan, zulüm, küfür, açlık, kıtlık, huzursuzluktan başka bir şey getirmedi. Lenin'den ilham alan bir çok ülkede Komünist devrimler oldu ama aynı şekilde oralarda da zulümden başka bir şey olmadı.Ve o ülkelerdeki Komünist liderler de feci şekilde Lenin gibi ölüp gittiler. Rabbimiz ne güzel buyuruyor: “Zulmetmekte olanlar nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bilecekler” (Şuara 227) işte zalimlerin sonu hep böyleydi. Allah'ı (cc) inkar edip, Allah'ın koymuş olduğu kanunlara başkaldıranların sonu elbette bir gün Allah'ın (cc) ölüm kanununa teslim olmaktı. Sıkıysa teslim olmasınlar…Selam ve dua ile…


KAYNAKLAR:
1.Kültür Ve Tarih Ansiklopedisi Cilt 2,s.16,Yeni Şafak
2.Kültür Ansiklopedisi,Cilt6,s.156,Morpa Kültür Yayınları
3.Dünyayı Aldatanlar,Sefa Saygılı,s.178-182
4.Dünyayı Ağlatanlar,Halit Ertuğrul,s.3-7
5.Meşurların Son Anları,Burhan Bozgeyik, s.166
6.Büyük Larousse Sözlük Ve Ansiklopedisi, cilt 14,Milliyet Yayınları
7.Sovyet Müslümanları,Vincent Monteil
8.Dünyayı Değiştiren Liderler,Ali Çimen,s.157-160,Timaş Yayınları
9.Dünyayı Değiştiren Olaylar, Ali Çimen Timaş , s.53-60,Yayınları,
10.Ana Biritannica,Hürriyet
11.Çağdaş Fikir Akımları,Prof.Muhammed Kutub,cilt 1,s.168
12.Komünizmin İç Yüzü,Kültür Bakanlığı,David E.VEİNGAST
13.Yusuf El Kardavi,Çağdaş Meselelere Fetvalar,Tahir Yayıncılık,cilt 2,s.120-121
14.HAMAS,Dr.Abdullah Azzam,Ravza Yayınları,s.29-31
15.Sosyalizm,Komünizm,Faşizim Ve Şeriat Nedir?, Veyis Ersöz

OKUR MEKTUBU - TERCÜMEİHÂL

OKUR MEKTUBU DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  029547

-