20 EYLÜL 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

‘KÖPRÜSÜZLÜKTEN ÖNCE’ SON ÇIKIŞ

Hüseyin Yağmur

Kadıhan'dan Sultan Alparslan'a 

Çarşamba günkü yazımızı “Parti yöneticileri vatandaşın duygu ve tepkilerini dikkate almadılar. Pazartesinin gelişi Cuma'dan belliydi halbuki…” ifadesiyle bitirmiştim.

12 Nisan Günü AK Parti Genel Merkezinin Cumhurbaşkanımız başkanlığında 31 Mart seçimlerini analiz edecek bir toplantı yapacağını duyunca seçimlerle ilgili bazı görüşlerim bu toplantıya yetişir ve belki bir katkım olur diye düşündüm.

…………….

31 Mart 2109 yerel seçimlerinde ‘efsane Ulaştırma Bakanı, Başbakan ve Meclis Başkanı' ünvanlarına sahip Binali Yıldırım, bir ilçe belediye başkanı karşısında yenildi, farkında mısınız?

Efsane Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı, Çevre Bakanı ve Ak Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, sahte senedi olduğu iddia edilen bir ilçe belediye başkanına yenildi, farkında mısınız?

Kadir Topbaş'ın yerine konulmuş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, İstanbul'un bir ilçe belediye başkanına yenildi, farkında mısınız?

Tarihi Gebze-Halkalı hattını yenileyerek ve boğazın altından geçirerek son teknoloji ile vatandaşa yeniden sundunuz, ama oya dönüşmedi farkında  mısınız?

Dünyanın en büyük havaalanlarından birini İstanbul'a yaptınız, ama oya dönüşmedi  farkında  mısınız?

Belki son hamle olarak,Ayasofya Müzesini Camiye çevireceğinizi söylediniz, ama oya dönüşmedi  farkında  mısınız?

Eğer Türkiye'de politika yapanlar politikayı sadece siyasi bir olgu zannediyorlarsa tarihi bir yanılgı içerisindeler demektir. Siyaset ve onun yansıması olan seçimler; biyolojik, sosyolojik, psikolojik, tarihi ve dini unsurlar içeren bir olgudur ve seçim sonuçları bütün bu disiplinlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Eğer siz politikayı bu diğer disiplinleri yok sayarak ya da görmezden gelerek yapmaya çalışırsanız başaramazsınız.

Önce şunu baştan söyleyelim: AK Parti'yi ortaya çıkaran toplumsal dinamiğin damıttığı ‘çelik çekirdek', dindar insanların iradesidir.28 Şubat Darbe mağdurlarının gözyaşları ve alın teridir. Eğer siz AK Parti'nin merkez yönetimini ve  her kademeden yöneticilerini bu çelik çekirdek iradesine ve ruhaniyetine sahip olmayan kişilerden oluşturursanız tarihi bir hata yaparsınız.

Yine aynı şekilde Ak Parti'yi kuran ve zafere ulaştıran manevi dinamik, dindar insanların dualarından oluşan bir ruhani tılsımdır. Dindar insanların dualarından ve teveccühlerinden oluşan bu ruhani tılsımı eğer bozarsanız çölün ortasında devesini kaybetmiş adam gibi yapayalnız kalırsınız.

Bu iktidar, 28 Şubat Darbe mağdurlarının semaya çıkmış ahlarından sonra,nefesleriyle hohlaya hohlaya erittikleri buzdağının sularından oluşan bir ırmaktır. Irmağın yatağını değiştirirseniz ırmağı kurutursunuz.

Bu iktidar, 28 Şubat Darbe mağdurlarının yüreklerinde birikmiş öfke yanardağının patlamasından sonra gönüllere yağmış yanardağ küllerinden doğmuştur. Eğer gönüllerdeki o  kumları silerseniz, işiniz hafızasız mankurtlara kalır.

Bu iktidar, 28 Şubat Darbe mağdurlarının kırık kalplerinden inşa edilmiş bir abidedir. Eğer kırık kalplerden oluşan kilit taşlarını değiştirirseniz abideyi çökertirsiniz.

Şimdi kısaca neyi nasıl kaybettik ona göz atalım:

Birincisi şu: Yaklaşık bir yıl kadar önce “Başkanlarda metal yorgunluğu var” denildi. Çok sayıda ilçe başkanı değiştirildi. Çok sayıda belediye başkanı görevden alındı Ne var ki 31 Mart belediye  başkanı adayları seçilirken  benzeri kişiler yeniden belediye başkan adayı gösterildi. Alınan bir kararın ardından durulmadı, gereği tam olarak yapılmadı.

Bu yüzden Ak Parti'nin fiziken kazandığı sanılan bir çok belde, halen ‘gününü gün etmeyi ve egosunu yüceltmeyi kendine hayat tarzı edinen', 2.5 milyon TL'lik makam arabaları kullanan başkanların eline geçmiş oldu. Yani bu beldeler aslında AKP'li  başkanlara teslim edilmiş ve şimdiden kaybedilmiş oldu maalesef…

Başkent Ankara'dan başlayalım: Bundan beş ay kadar önce Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına Melih Gökçek'in yerine getirilmiş Mustafa Tuna'ya gönderilmiş bir twitter mesajı okumuştum.Liseli kızını trafik kazasında kaybetmiş Ankara'lı bir baba, Mustafa Tuna'ya diyordu ki; “Başkanım bil ki, dua ile beddua arasında ince bir çizgi vardır. Belediyenin yaptığı otoyollar arasında kalan bizim mahalleye bir üst geçit yapmanız için sizi çok uyardık, yapmadınız. Kızım da okuluna giderken bu yolda trafik kazasından öldü. Ben  o gün  bu gün size karşı beddua ediyorum. Eğer bu beddualardan kurtulmak ve dua almak istiyorsanız buraya bir üst geçit yaptırın.”

Durum onu gösteriyor ki; Ankara Büyükşehir Belediyesi bu anlamda çok beddua aldığı için işte bu büyük yenilgiye uğradı. Öte yandan Melih Gökçek'in görevden alınması da iyi olmadı. Çünkü  başkent Ankara Gökçek'ten sonra başkansız ve bakımsız kaldı.

Demek ki başkanı seçerken iyi seçmek, sonra  yüz  kızartıcı bir hatası olmadığı  müddetçe  iş başındayken görevden almamak gerekiyor.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı iken “Kemeraltı'nda burnunu tıkayarak içkisini içenler beni seçsinler, onları bu  dertten kurtarayım! İçkilerini keyifle  içsinler!” diyerek Gayretullah'a dokunan bir söylem kullanan Binali  Yıldırım, İstanbul'a  da 27 tane mavi bayraklı  plaj vadedince seçimini  riske soktu. Ak Partili dindar bir seçmen, plaj sözü veren bir başkana neden oy versin?

Eyüp Sultan Tepesi'nin isminin Pierre Loti Tepesi olarak değiştirme talebi karşısında duyarsız ve ilgisiz kalarak zaten  işi daha baştan riske sokmuştunuz. Şevki Yılmaz Hoca'nın İBB Başkanı  Mevlüt Uysal'ı aramasının bile faydası olmadı. Duyarsızlık devam etti. Akıllı bir siyasetçi Eyüp Sultan Hazretlerinin desteğini almayı nasıl ihmal eder?

Sahi Siz, sizi  kim seçiyor zannediyorsunuz?

Antalya'da İktidar Partisi adeta çifte santraforla oynadı. Bir yanda Büyükşehir Belediye  Başkanı  diğer yanda Antalya valisi. Bir yanda Antalya Film festivali… Antalyalıya Ak  Parti iktidarını beğendirmek için her türlü festival yapıldı, her türlü  para harcandı. Yurttaş, “Ben hizmeti değil, ideolojimi seçiyorum dedi.” Umarım bu sonuç iyi bir ders olmuştur.

Bayburt'ta zamanında Ak Parti için oy rekoru kıran kişi görevden alınıp  onun yerine başkası konuldu. Bayburt seçimlerini MHP kazandı.

Türkiye'nin hizmet almada ayrıcalıklı  vilayeti Erzincan'da hem Cumhurbaşkanı hem de eski Başbakan Binali Bey ortak miting yaptı. Erzincan, Binali  Bey'in memleketiydi ve daima hizmet alımında ayrıcalık görmüştü. Bütün bunlara rağmen Türkiye'nin ayrıcalıklar ili Erzincan, MHP'ye geçti.

Osmanlı Devletinin kurucusu Şeyh Edebali'nin şehri Bilecik CHP'ye geçti. Ak Parti Diriliş ruhunu kaybedince, Diriliş meselesini sadece filmden ibaret sanıp Bilecik'i bir film setine çevirince,  Şeyh Edebali'nin şehri kaybedildi.

Tunceli'ye atanan vali, Sultanbeyli'den esirgenen faaliyet ve yatırımları Tunceli'ye            yaptı. Tunceli'de komünist başkan seçildi. Yurttaş, “Ben hizmeti  değil, ideolojimi seçiyorum dedi.” Umarım ders olmuştur.

Bolu'ya Belediye Başkanı dev bir Köroğlu heykeli yaptı, bu ucubenin direğini de  göklere doğru yükseltti. O  kadar ki dev ucube İstanbul-Ankara otobanından gözüküyor. Bolulu “Heykel başkanınsa sandıklar bizimdir” dedi. Vatandaş başkana “Heykelini de al git” dedi.

(Eskişehir Sivrihisar Belediyesi başta olmak üzere Ak Partili belediyelerde bir heykelcilik  bir putçuluk merakı başladı. Neden bu ucubelere kimse müdahale etmiyor? Her hizmet türü  bitti de iş heykel dikmeye mi  kaldı? Ak Parti seçmeninin heykel konusundaki hassasiyetini bilmiyor musunuz?)

……………

“Kader deme, göklerden gelen bir karar vardır!”

Eğer siz bunu bir şiir olarak zannediyor ve tekrar ediyorsanız büyük bir yanılgı içerisindesiniz demektir.

Yeryüzündeki insanların hallerine göre semadaki melekler gerekli taksimatı yapıyor ve insanların gönüllerine oy olarak geri gönderiyorlar. Aşağıdakilerin hallerine ve gönüllerine göre; kiramen katibinin gönderdiği bilgiler, semavatdaki veri tabanına  her dakika işleniyor.

Hal böyle olunca aslında oyların taksimi aşağıda değil yukarıda yapılıyor.

Hala farkında değil misiniz?

…………….

İş bu ‘Kadıhan Risalesi'ni sözün özü anlamına gelecek bir ayeti kerime  ile noktalayalım: Allah size yardım ederse hiç kimse sizi  yenemez. Eğer sizi yardımsız bırakırsa  size yardım edecek yoktur. O halde müminler yalnız Allaha güvenip dayansınlar.(Ali İmran Suresi: Ayet 160)

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  177643

-