22 EYLÜL 2018 CUMARTESİ

Selim Sözer

KÖY, KASABA VE İLÇELERİMİZ NEDEN BOŞALIYOR? -1

Selim Sözer

Yazımıza köy, kasaba ve ilçeler başlığını atmamızın sebebi kırsalı tanımlamak içindir. Çünkü kalkınma raporlarında kırsaldan kastın nüfusu yirmi binin altında kalan yerler olduğu bildirilmektedir. Yazıda Isparta ile ilgili atıfların bulunacak olması yazarın Isparta'da yaşıyor oluşundandır.

Sosyolojik olarak konuyu irdelediğimizde bu tanımın yeterli olmadığı görülmektedir. Yukarıdaki tarife göre nüfusu yirmi binin üzerinde olan Yalvaç ilçesi kent merkezini kırsal olarak tanıyamayız. Çünkü Yalvaç kent merkezinin nüfusu yirmi binin üzerindedir. Halbuki Yalvaç ilçe merkezinin sosyal ve ekonomik yapısının civarında bulunan yerleşimlerden hiçbir farkı bulunmamaktadır. O halde şöyle bir tanım ortaya koyabiliriz: Ekonomisi tarım karakterli olan, sosyal yapı itibari ile geleneksel niteliklerini çoğu ilişki ve eylemlerde ortaya koyan bir sosyo-ekonomik yapı özellikleri gösteren yerleşim birimlerine kırsal (rural) denir.

Bu anlamda baktığımızda birçok şehir merkezi dahi kırsal tanımlamasının içerisine girmekte; en azından o şehirdeki birçok mahalle kırsal tanımın içerisinde değerlendirilmektedir.  Mesela Isparta'nın civar köy, kasaba ve kazalarından yoğun göç neticesinde oluşmuş olan mahallerindeki sosyo-ekonomik yapının kırsal tanımına fevkalade uyduğu görülmektedir. Elma veya kiraz devşirme döneminde civar köylerde işçi bulunamadığı için mevsimlik işçilerin bu mahallelerden temin edildiği bilinmektedir. Bu mevsimlik işçiler genelde dağ köylerinden bir kısmı da tarım yapılan bölgelerden şu veya bu sebeple şehre göçmüş insanlardır. Bir o kadarının da İstanbul (Sütçülerliler), Ankara (Barlalılar) İzmir (Senirkentliler), Antalya (Isparta merkezi dahil olmak üzere her bölgeden insanlar) gibi kentlerde görmemiz mümkündür. Köyle olan irtibatları kesilmemiş ve aile bağları, ekonomik ilişkileri şöyle veya böyle devam etmektedir. Yaz tatillerinde kadın ve çocukların “memlekete” gittikleri, orada ekonomik olarak veya geçimlik şeklindeki tarımsal faaliyetlerini sürdürdükleri bilinmektedir. Ama bu insanlar Isparta'ya veya daha büyük bir şehre göçmüşlerdir. Niçin?

Burada 2007 yılında Isparta İl Genel Meclisi Tarım ve Kırsal Kalkınma Komisyonu tarafından hazırlanmış olan “Kırsal Kalkınma Raporu'ndan bir alıntı aktarıp konuya haftaya devam edelim:

“Çünkü; Türkiye'de nüfusun yaklaşık % 35'i halen kırsal alanda yaşamaktadır. Isparta ölçeğinde bu durum farklı değildir. Hatta tarımla iştigal edenlerin oranı Türkiye ortalamasının çok üzerindedir. Kırsal nüfusun gelirlerinin %70 ini tarım gelirleri oluşturmaktadır. Bu oran Isparta'da %80 civarındadır. Kırsalda oturan birey kentte oturan bireyin kazandığının % 40ını kazanmaktadır.

Köyden kente göçün Türkiye'de sanayileşmeyle bir ilişkisi bulunmamaktadır. Göçün yaşandığı birçok ülkede kırsaldan sanayi kentlerine bir akım olmuş ve bunlar yıllar süren bir süreç ve planlama neticesinde gerçekleşmiştir. Türkiye'de ise bir politika olarak benimsenmiş, kentli nüfusu artırabilmek uğruna köyde yaşayanlar için cazibe merkezleri haline getirilen kentler birer köye dönüştürülmüştür. Bunun sonucu üç-beş ihtiyarın yaşadığı, yıkık virane köyler, ekilip dikilmeyi bekleyen tarlalar, kuzu melemesine hasret yaylalar ortaya çıkmış, genç işgücü kırsalda tutulamaz olmuştur. Meslek ve hünerden yoksun, eğitimsiz yığınlar illegalitenin kucağında kentlerin kâbusu olmuş, kentler de bu yığınların kâbusu haline gelmiştir. Meslek sahibi edemediğimiz ve istihdam imkânı oluşturamadığımız bunca insanımıza yenilerini eklememek ve topraklarımızı terketmemek için kırsal kalkınmayı gerçekleştirmek zorundayız.

Öncelikli olarak tarımsal verimliliği hedefleyen; ardından tarım dışı istihdam olanaklarının oluşturulmasını, bununla birlikte sosyal ve beşeri kalkınmayı gerçekleştirmeye çalışan kırsal kalkınma olmazsa olmazımızdır.”

Şimdi de 2007-2013 Kırsal Kalkınma Stratejisi Belgesi'nden:

“Acilen kent ve kır arasındaki ekonomik ve sosyal farklar giderilmeli; kırsalın, ülke ortalamasının üçte biri civarında olan gelir seviyesi yükseltilmeli, öncelikle tarıma dayalı sanayiler ve kırsal turizm geliştirilmelidir. İngiltere'de tarımdaki nüfus yüzde 1'lere inse de hala nüfusun yüzde 20'si kırsalda yaşıyor. Kırsaldaki nüfusun yüzde 95'i tarım dışında geçimini sağlıyor. Türkiye'nin de kırsaldaki nüfusu tutması ama tarımda çalışan nüfusunu azaltması gerekiyor.”

Haftaya göç sebepleri konusunu irdeleyeceğiz.

SELİM SÖZER - TERCÜMEİHÂL

SELİM SÖZER DİĞER YAZILARI

  1. Halil Necati Çetin

    Kaleminize sağlık. Analizler yapılıyor, fikirler üretiliyor. Ümidimiz ise artık şehircilik adına doğru icraatların, yeni yönetim yapısının da desteği ile, hayata geçirilmesi....

  2. Şehirli olmak beddua dur. Rızık tavşan ola sen tazı olasın ömrün kosmakla geçe.... Köylü olmak 4 ay beden gücüne dayalı tabiat iklimine uygun çalışmak. 8 ay keyfi yapmaktır..

Yorum Yaz

  057428

-