12 ARALIK 2019 PERŞEMBE

Bülent Acun

KÜÇÜK KIZIN BÜYÜK SÖZÜ

Bülent Acun

Uzun yıllar tarifsiz bir keyifle icra ve ifa etmeye çalıştığım radyoculuk mesleğine, bir çocuk programıyla besmele çekmiştim; iyi ki de öyle yapmışım.  O günden bugüne çocuklara karşı içimde, bitmek tükenmek bilmeyen bir ilgi ve alaka var…

Biliyorum, çocuklar kendilerini bir şekilde herkese sevdirirler. Bu zamana kadar “ben çocukları sevmiyorum” diyen birine rastlamadım. Hepimiz çocukları seviyoruz sevmesine fakat, birçoğumuz sevginin ötesine geçemiyoruz. 

Hâlbuki, her çocuk dikkatle okunması gereken bir kitaptır. Cankulağıyla dinlenilmesi gereken bir hatiptir. Ailesinden, çevresinden, durumundan dosdoğru haberler veren sansür bilmez bir muhabirdir.

Bundan dolayı her fırsatta onlarla konuşmalı onları konuşturmalıyız. Şayet bunu başaramazsak yapacağımız tek bir şey kalacaktır; onları konuşmak. Bizim bugün itibariyle yapacağımız en büyük iş; belki de geleceğin büyüklerini yetiştirmektir. Geleceğin büyükleri de bugünün küçükleri olduğuna göre, küçükleri ihmal etmek geleceği karartmaktan başka nedir?

Çocuklarla hemhal olmak bize öyle şeyler kazandıracaktır ki onları saymakla bitiremeyiz.

Birkaç tanesini sayalım;

Çocuklarla hemhal olmak; bize, bozulmamış fıtratları yakından tanımayı sağlayacaktır.

Bu durumda bizi nerede olursak olalım doğal, tabii ve fıtri olmaya sevk edecektir.

Çocuklarla hemhal olmak; bize, işimize geldiği gibi değil de, içimizden geldiği gibi yaşamayı öğretecektir.

Çocuklarla hemhal olmak; bize, dili yalandan, hayatı haramdan korumanın imkânlarını sunacaktır.

Çocuklarla hemhal olmak; bize bazen bütün dertlerimizi unutturacak ve hayatımızdan bir nebze de olsa lezzet almamızı sağlayacaktır.

Çocuklarla hemhal olmak; o çocukların ait olduğu toplumu yakından tanımamızın kapılarını aralayacaktır.

Çocuklarla hemhal olmak; bizi, büyükleri de yeterince tanımaya götürecektir.

Çocuklarla hemhal olmak; bizim sadece sorumluluğumuzu değil gücümüzü de arttıracaktır.

Çocuklarla hemhal olmak; bize, geleceği gönlümüzce inşa etme imkânları sunacaktır.

 Rabbimizin iki cihan saadetini sözlerinde ve izlerinde topladığı, Allah Resulünün (s.a.v.) çocuklarla ilgili uygulamalarını (sünnetlerini ) bütüncül olarak incelediğimizde; onun, çocuklarla yakinen ilgilendiğini onları çok sevip, onlar tarafından da çok sevildiğini, çocuklar arasında cinsiyet ayrımı yapmadığını, onların önüne büyük hedefler koyduğunu, çocuklara özel beşeri münasebetler geliştirdiğini, çocuklara verilen sözlerin kesinlikle tutulmasını sağladığını, nerede çocuklarla karşılaşmışsa onlara selam vermek suretiyle onları önemsediğini hissettirdiğini, ibadet halindeyken bile onları hoşnut edip asla ihmal etmediğini ve onlarla şakalaştığını görmekteyiz.

Bu bütüncül okumayı hayata tatbik etme saadetinde şuan itibariyle biri on, diğeri on iki yaşında olan iki kızımla imkân bulduğum her zaman ve zeminde uzun uzun oturmaya, onlarla halleşip dilleşip dertleşmeye ve özellikle de onları dinleyip anlamaya çalışıyorum. Demem o ki, biz ekran meclislerinden çok aile meclisinde zaman geçiriyoruz.

Halimizden ziyadesiyle memnunuz. Bunu herkese tavsiye ediyoruz. Bu küçük şirin mecliste kavga yok, küfür yok, hakaret yok, iftira yok, akıldan geçenleri gönülden gelenleri özgürce söylemek var…

Yaramazlar bazen öyle büyük laf ediyorlar ki şaşırmamak elde değil! O küçücük ağızlarına büyük laf etmek de yakışmıyor değil hani. Bu küçük mecliste edilen büyük lafları itinayla biriktiriyorum. Emin olun bir kitaplık oldu şimdiden.

Rabbime sonsuz şükür, aşağıda yazacağım sözün sahibi sevgili kızım İkbal Sena'ya da teşekkür makamında bu satırları kaleme almış bulunuyorum.

 Bir gün yine bir sohbet esnasında İkbal Sena konuşmak için ağzını açmıştı ki hemen kapattı, sustu vazgeçti, “neyse” dedi.

“Kızım ne söyleyecektin neden sustun” sorumuza,  İkbal Sena öyle bir cevap verdi ki gel de yazma.  İşte daha henüz on iki yaşında bir çocuğun söz söylemedeki hassasiyeti. Nefsim başta olmak üzere bütün ediplere, hatiplere ibret olur inşallah.

“Babacığım ben bir söz söylemeden önce şu beş şeye dikkat ederim“:

1 ) Söyleyeceğim sözün kötü olup olmadığına bakarım.

2 )  Söyleyeceğim sözün doğru olup olmadığına bakarım.

3 ) Söyleyeceğim sözün beni günaha sokup sokmayacağına bakarım.

4 ) Söyleyeceğim sözün annemi üzüp üzmeyeceğine bakarım.

5 ) Söyleyeceğim sözden dolayı annemin göstereceği tepkiye ve o sözü bir gün yüzüme vurup vurmayacağına bakarım.

Şair ne güzel söylemiş;

“Ehl-i irfanım deyu kimseyi ta'n eylemesen,

Defter-i divana sığmaz söz çıkar divaneden .“

Bülent ACUN

kulacuni@hotmail.com

BÜLENT ACUN - TERCÜMEİHÂL

BÜLENT ACUN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  896476

-