25 MAYIS 2020 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

KÜÇÜK PRENS’TEN HAYAT DERSLERİ

Hüseyin Yağmur

Küçük Prens, Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupery'nin 1943'te yayımlanan ve artık dünya edebiyat klasiklerinden biri olmuş ünlü romanı.

Basit bir çocuk kitabı gibi görünen ama aslında bir çok konuda derin anlamlar içeren Küçük Prens'te bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılır. Sahra çölü'ne düşen pilotun Küçük Prens'le karşılaşması ile başlayan kitapta Küçük Prens'in ağzından Saint-Exupery, insanların hatalarını ve aptallıklarını, büyüdükleri zaman unuttukları yalın çocuk bakışını vurgular.

Kitapta anlatıldığına göre; Küçük Prens'in yaşadığı asteroidi (B612)1909 yılında bulan bir Türk astronomdur. Hatta bu astronom asteroidi Uluslararası Astronomi Kongresi'nde anlatır. Fakat fesli kafası ve doğulu giysilerinden dolayı kimse onu dinlemez. Ama bir Türk diktatörün kıyafet devrimi yapıp herkesi Avrupalı gibi giyinmeye zorlamasından sonra aynı astronom bu defa modern kıyafetlerle kongreye katılır ve herkes onun tezleri konusunda ikna olur.

Kitapta Exupery'nin anlattığı manidar bir olay daha var:Küçük prens bir gezegene gider. Burada bir adamla tanışır. Adam bir süre sonra cebinden bir kutu çıkararak bundan bir tablet alıp içer. Sonra övünerek şunu söyler: Biz bu gezegende yaşayanlar artık yemek yemenin külfetini kaldırdık. Yemekteki bütün vitamin ve ihtiyaçları bu tablete yükledik. Hap içiyoruz, iş bitiyor.

Küçük prens merakla sorar: Bunu niçin yapıyorsunuz?

Adam gururla cevaplar: Zaman kazanmak için.

Küçük prens yine merakla sorar

-Peki, kazandığınız vakti ne yapıyorsunuz?

 Adam şaşırır, bir süre bocaladıktan sonra omuz silkerek kestirip atar.

 -Bunu hiç düşünmedik doğrusu.

……………………….

İnsanoğlu garip bir yaratıktır. Bazen en hayırlı bir iş için bile kullandığı yöntem gayesinin önüne geçer veya gayenin kendisi olur.

Bazen kullanılan yöntem bir fırtınaya dönüşür, hem muhatabını hem gayeyi yok eder.

Emevi Halifesi Muaviye'nin “Keşke Zi Tuva denilen köyde yaşamış ve ölmüş bir Kureyşli olsaydım da emirlik, hakimlik ile uğraşmasaydım”  demesindeki derin anlamı belki buralarda aramak gerekir.

(Kaynaklarda nakledildiğine göre; Hz. Muaviye, uzun boylu, beyaz tenli, heybetli bir zat idi. Güzel konuşur, güzel idareli davranırdı. Sanki her bakımdan devlet başkanı olmak için yaratılmışdı.Hz. Ömer, Hz. Muaviye'ye her bakışta 'Bu, ne güzel bir Arab Sultanıdır' derdi. Hz Muaviye, Huneyn Gazasında Resulullahın önünde babası ile birlikte çarpıştı. Tebük Gazvesine katıldı .Veda Haccında bulundu. Hz Ebu Bekir ve Hz Ömer zamanlarında Suriye taraflarındaki savaşlara katıldı. Hz Ömer, onu Şam valisi yaptı.  Hz Ömer zamanında 4 yıl, Hz Osman zamanında 12 yıl, Hz. Ali zamanında 5 yıl, Hz Hasan zamanında altı ay Şam'da 21 sene vali oldu Kufe'de halife seçildi. 19 sene, dört ay halifelik yaptı.İslamiyet'in yayılmasında kıymetli ve pek çok hizmetlerde bulundu. Miladi 662'deSicistan'ı, 663'de Sudan'ı, bir sene sonra Afganistan'ı, Kabil şehrini ve Hindistan'ın kuzey kısmını, 665'te Tunus'u (Afrikiyye'yi) aldı. 668'de gemilerle gittiği Kıbrıs'ı ve iki sene sonra da İran'daki büyük Kuhistan eyaletini fethetti Yine aynı sene Bizans İmparatoru Dördüncü Kostantin zamanında, oğlu Yezid'i büyük bir ordu ile İstanbul'un fethi için gönderdi ve şehir kuşatıldı. Konstantin, her sene büyük miktarda vergi vermek şartıyla barış yapmak zorunda kaldı.)

“Keşke bir köyde yaşayıp ölseydim” diye muhasebe yapan Hz. Muaviye işte bu başarılara ve hayırlara imza atmış bir devlet adamıydı.

Onun için yöneticilik kolay bir iş değildir. Bu yüzden sahabe geleneğinde umumen devlet görevlerinden kaçınmak adeti yaygındı. Hazreti Ömer Halife olunca bir çok arkadaşına valilik teklif etmiş onlar bu görevleri kabul etmeyince “Bu görevi benim başıma sardınız şimdi de yalnız bırakıyorsunuz” diye onlara çıkışmıştı.

O yüzden her kademeden yöneticiler kendilerini her gün 'Gayenin neresindeyiz' diye? sorgulamalılar.

Oturdukları makamların omuzlarına bir kambur olarak yüklediği şişkin egolarından kendilerini kurtarıp “Halka hizmetin Hakka hizmet olduğunu” söyledikleri günlerin berraklığına dönmeliler.

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  846649

-