12 ARALIK 2019 PERŞEMBE

Elif Sönmezışık

KUDÜS KIYAMINDA BEKLEYİŞ…

Elif Sönmezışık

Keskin nişancıların bir Filistinliyi daha vurduğu, sivillerin bombalandığı haberleri en çok Gazze'den düşmeye başladıkça anlıyorduk ki, Filistin'e artık Filistin demiyorduk. Filistin Gazze'ydi, Gazze'den ibaretti. Zira İsrail işgali genişleyip Filistinlilere kalan alanları daraltıldıkça Filistin demek gerekmediği düşünülüyor olmalıydı. Bölgedeki eşitsizlik ayyuka çıkarken ülke vasfını yitiren toprakların ve millet vasfını yitiren insanların gettosu gibiydi… Gazze de bir getto adıymış gibiydi artık. Ve bu yeni söyleme alışkanlığının, art niyetli olduğunu düşündürüyordu.

Son günlerde Mescid-i Aksa'nın da kapatılmasıyla Kudüs sokaklarında tırmanan gerginlik ve bunca hengâme, isimleri, sıfatları ve belki de insanlık hâllerini sorgulamamıza bile mâni. Ama dünyayı gönlünce örgütleyen Batı zihniyetinin titizlikle yaklaştığı bu standartlar, aslında Müslümanlar için de bütün umursamazlığımıza rağmen çok önemli.

Çünkü her insanın, mekânın ve eşyanın önce bir ismi vardı. Varlığı ismi ile kaim olurdu. “Ve Allah Âdem'e bütün isimleri öğretti.” (Bakara: 31) denilmişti. Yani Hz. Âdem Rabbine yönelince, ilimden bir cüz olarak öğrendiği ilk şeylerdendi isimler. Onlar, varlığın hakikatine dair şifrelerdi. Zira kalp bile esma ile hayat bulurdu…

Öyleyse isimlerde hep bir hikmet aramak lazımdı. İsimlerin hem kalbimizde hem de hafızamızda hayat buluşları üzerinden dünyayı okuyorduk. Nitekim Filistin seslenişi, bir ülke adına karşılık gelirdi; Gazze ise bir beldeydi. Gazze, Filistin'i anlatmaya yetmezdi. Yunanca ya da İbranice olduklarıyla ilgili köken sorgulayışlarına da lüzum yoktu; etimolojik serüven değil, yüzyıllar boyunca neyi ifade ettikleri mühimdi. Filistin hem bir milliyet, hem de bir devlet temsiliydi.

Kudüs'ün adı mukaddes şehir oluşundan geliyordu. Peygamber Efendimiz'in hadislerinin çoğunda Mescid-i Aksa, Beytü'l-Makdis olarak geçiyor ve mescit beraberinde çevresini de ifade ediyordu. Hz. Meryem'in müjdelendiği ve himaye edildiği mabed olan Beytü'l-Makdis, mukaddes ev demekti.

Kudüs içinde Beytü'l-Makdis; mukaddes şehir içinde mukaddes ev…

Son günlerde Mescid-i Aksa'yı ibadete kapatma hamlesiyle İsrail yine bir karmaşa peşinde. Eziyetler, katliamlar sürüyor. Onların, bu işler ve o kutsal mekânlar için seçtikleri isimler başka. Benimsediklerimizle, sevmek ve nefret etmek kadar birbirinden uzak.

Bizim ise hem resim hem de isim hafızamız zayıf. Filistin topraklarında on yıllardır süren horlanışlardan, zulümlerden, sürülmüşlüklerden, eziyetlerden seçilmiş bir fotoğrafı bile çoğaltacak, yazacak, yorumlayacak gücümüz yok. Dünya himayesindeki İsrail'in kendi yükselişi adına Filistinlilere bütün yaptıklarının yanında kayda değmeyen savaş acılarını, binlerce tür ve formdaki ajiteler eşliğinde Müslüman hanelerine bile pazarlarken, bizim meydan çığlıklarımızdan başka bir şey yok elimizde. Ki o çığlıklar, büyük bir felaket olmadıkça, bütün olup kuvvetli bir haykırışa dönüşemiyorken... Dünyanın en bilinen mahallî ağıtları dahi İbranice iken…

Çocukluğumda aklıma kazınan bir haber söylemi olarak “Batı Şeria ve Gazze Şeridi”nden geriye Gazze kaldı…

Gazze'de işgal altında bir Kudüs kaldı…

Kudüs'te işgal altında bir Mescid-i Aksa kaldı…

Filistin trajedisi yüzünden dünyaya küsen, yazıp çizilenler arasında hafızamıza tutunabilen bir Hanzala kaldı…

Mescid-i Aksa'nın etrafında kurumuş yapraklar gibi teker teker dökülen garipler kaldı…

Kudüs, mücadeleyi anlamlı kılan şehir. Beytü'l-Makdis, şehri ve beklemeyi anlamlı kılan mabet.

Filistin halkı ve gönlünü Kudüs'e bağlayanlar, Mescid-i Aksa'nın kaderine tutunmuş bekliyor, bekliyoruz.

Meydanlardan umutlu sesler yükseliyor, bekliyoruz.

 “Dünyanın en büyük hapishanesi Gazze, bir mezbahaya dönüşüyor. Şerit kelimesi, 65 yıl önceki getto kelimesi gibi kanla ıslanıyor.” diyen Fransız düşünür John Berger, “soykırım” kelimesini hatırlatıyor bize, o kanlar kurusun diye bekliyoruz.

Ve gün geliyor, Gazze ismi her şeyi anlatmaya yetebilir oluyor. Kudüs'ün gönderleri, Mescid-i Aksa'nın mihrabı özgürlükle dolsun diye bekliyoruz.

Bir gün Gazze, yeniden mukaddes şehrin ülkesi Filistin olsun diye bekliyoruz.

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  484356

-