26 EYLÜL 2017 SALI

KÜFFAR, HALEP’İ ISSIZ BİR HARABEYE ÇEVİRDİ

Suriye’nin ikinci büyük şehri. Kuzey Suriye’nin en önemli şehri ve kendi adını taşıyan ilin merkezi olup Anadolu’dan Mezopotamya’ya ve Akdeniz’den İran’a giden ana yolların kavşak noktasında kurulmuştur. Bu dikkat çekici coğrafî konumu dolayısıyla kervanların uğrak yeri olmuş, bunun sonucunda ticaretle zenginleşip medeniyette yükselirken sık sık aynı yollardan sefere çıkan orduların tahribatına ve yağmalarına mâruz kalmıştır. Şehir, Eskiçağ tarihinde taşıdığı önemi coğrafî konumu kadar fırtına tanrısı Adad’ın kült merkezi olmasına da borçludur.


KÜFFAR, HALEP’İ  ISSIZ BİR HARABEYE ÇEVİRDİ

Tâlib Yâzîcî

İlk olarak milâttan önce III. binyıl çivi yazılı Akkad tabletlerinde Halaba ve Halman / Halwan şeklinde adına rastlanan Halep'in milâttan önce XVIII. yüzyılda Yamhad Krallığı'nın başşehri olduğu görülür. Halep, daha sonra Anadolu'da kurulan Hitit Krallığı'nın eline geçerek bu devletin imparatorluk döneminde en önemli eyalet merkezlerinden birini oluşturdu; imparatorluğun dağılmasından sonra da Halpa Krallığı adıyla müstakil bir Geç Hitit devleti haline geldi. Milâttan önce IX. yüzyılın ortalarında Asur İmparatorluğu topraklarına dahil olan şehir yavaş yavaş önemini kaybetmeye başladı. Pers hâkimiyeti sırasında ise sadece tanrı Adad sebebiyle hatırlanan küçük bir yerleşim merkezi durumuna düştü. Ancak Helenistik dönemde Suriye Kralı Seleukos Nikator (m.ö. 305-280) tarafından Grek mimarisine uygun yeni bir planda imar edilmesiyle eski önemine kavuştu ve Beroia adını aldı. Bu dönemde şehrin imarına vesile olan tanrı Adad'ın da Halep Zeusu adıyla anıldığı görülür. Halep Romalılar zamanında büyümesine devam etti ve kalesi de kutsal mekânları barındıran bir akropol haline geldi. Bizanslılar zamanında ise çok sayıda kilisenin bulunduğu bir Hıristiyanlık merkeziydi. Şehir bugün de başpiskoposluk ve Mârûnî piskoposluğudur.

İslam orduları Halep'te

İslâmî Dönem. Hâlid b. Velîd'in azledilmesinden sonra Suriye valiliği ve başkumandanlığına tayin edilen Ebû Ubeyde b. Cerrâh'ın emrindeki İslâm ordusu Kınnesrîn'in fethinden sonra Halep üzerine yürüdü; öncü birliklerinin başında İyâz b. Ganm el-Fihrî bulunuyordu. Şehir dışında Hâdıru Haleb denilen yerde yaşayan Tenûh ve diğer bazı Arap kabileleri İyâz b. Ganm'e itaat arzettiler. Şehir halkı da kısa bir müddet sonra canlarına, mallarına ve surlarla binalara dokunulmaması şartıyla aman dilediler. İyâz b. Ganm, cizye vermeye râzı olmaları üzerine isteklerini kabul etti ve kendileriyle bir antlaşma yaptı. Antlaşmanın Ebû Ubeyde tarafından da onaylanmasından sonra (Belâzürî, Fütûh [Fayda], s. 209) müslümanlar Antakya Kapısı'ndan şehre girdiler (16/637). Yaptıkları ilk iş kalkanlarını koyup namaz kılmak oldu; daha sonra bu yerde Mescidü'l-etrâs (kalkanlar mescidi) adıyla bilinen bir cami yaptırıldı. Ebû Ubeyde b. Cerrâh'ın ölümünden (18/639) sonra Muâviye b. Ebû Süfyân Suriye valiliğine getirildi. Halep önce Cündü Hıms'a, daha sonra da Cündikınnesrîn'e bağlandı. Emevîler döneminde bazı eyalet valilerinin şehir civarına yerleşmiş olmasına rağmen Halep hiçbir zaman siyasî ve idarî bir merkez haline getirilmedi. Bu dönemde iktisadî ve mimari bakımdan gelişmişse de Emevîler'in yıkılmasından sonra Suriye'nin diğer şehirleri gibi ihmal edilmiştir.

Bizanslılar binlerce Halepliyi kılıçtan geçirdi

Mısır Valisi Ahmed b. Tolun 264 (878) yılında Halep'i istilâ etti, ancak Abbâsîler daha sonra şehri geri aldılar (271/884). 290'da (903) Karmatîler tarafından kuşatılan şehir 324 (936) yılında İhşîdîler'in eline geçti. Muhammed b. Tuğc el-İhşîd buraya Benî Kilâb reisini vali gönderdi. Bu kabileye mensup bedevîler şehirde birçok tahribata sebep oldular. Hamdânî Emîri Seyfüddevle, Kâfûr el-İhşîdî'nin valisi Yânis el-Mü'nis ile barış antlaşması imzalamasının arkasından Halep'i hâkimiyeti altına alarak Hamdânîler'in başşehri yaptı (333/944) ve bu tarihten itibaren şehir bölgenin tarihinde önemli bir rol oynadı. Seyfüddevle, Bizans saldırılarına karşı burayı uzun yıllar başarıyla savunduysa da Nikephoros Phokas 351'de (962) şehri ele geçirmeye muvaffak oldu. Bir hafta süren yağma ve tahribat sırasında binlerce kişi kılıçtan geçirilip birçoğu da esir alındı. Şehir âdeta ıssız bir harabeye döndü ve bu felâketten sonra uzun süre belini doğrultamadı. Meyyâfârikīn'e çekilerek burayı başşehir yapan Seyfüddevle'nin ölümü (356/967) üzerine yerine oğlu Ebü'l-Meâlî Sa‘düddevle geçti. Onun döneminde Halep fetihten sonraki en karanlık günlerini yaşadı.

Sa‘düddevle zamanında Fâtımîler'in Suriye'de hissedilen nüfuzundan dolayı camilerde hutbeler Fâtımî Halifesi Muiz-Lidînillâh adına okunuyordu. Bu durum, Hamdânî Devleti'nin vârisleri arasında ihtilâflara ve Bizans İmparatoru Nikephoros Phokas'ın 358 (969) yılında Halep'i tekrar istilâ etmesine sebep oldu; Hamdânîler şehri ancak 365'te (975) geri alabildiler. Halep 404'te (1014) Fâtımîler'in eline geçti ve Mansûr b. Lü'lü' Abbâsîler adına okunan hutbeye son verdi. Ancak Sâlih b. Mirdâs el-Kilâbî 415 (1024) yılında şehri ele geçirip Mirdâsîler hânedanının merkezi yaptı. Mirdâsîler zaman zaman Fâtımîler ve Bizanslılar'la mücadele ettiler.

Şehrin anahtarı Sultan Alparslan'da

Bizans İmparatoru Romanos Diogenes 1068-1071 yılları arasında Halep üzerine iki sefer düzenledi. 1069'da Türkmen Emîri Sanduk büyük bir orduyla Halep'e girdi ve kışı orada geçirdi. Mirdâsî Emîri Mahmûd kıymetli hediyeler vererek onu Bizans üzerine cihada teşvik etti.

Mahmûd el-Mirdâsî, Fâtımî Devleti'nin zayıfladığını görünce Halep camilerinde Abbâsî Halifesi Kāim-Biemrillâh ve Selçuklu Sultanı Alparslan adına hutbe okutmaya başladı (19 Şevval 462/31 Temmuz 1070). Sultan Alparslan Mısır seferi sırasında Halep'i kuşattı; kısa bir müddet sonra da Mahmûd şehrin anahtarlarını teslim ederek Selçuklular'a bağlılığını bildirdi.

Devamı yarın...

Yorum Yaz

  406683