21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Zihni Çakır

KUMPASSA DA BECERİKSİZLİKSE DE HESABI SORULMALI

Zihni Çakır

Bölgedeki savaşın sadece sahada değil masada da yürüdüğü çok karmaşık bir sürecin içinden geçtiğimizi tartışacak değilim.

Terörün en vahşi yüzüyle karşılaşmış ülkelerin, terör örgütleriyle ilişkilerinin ayyuka çıktığı bir dönemdeyiz aynı zamanda.

Terör üzerinden yürütülen diplomasinin, uluslararası ilişkilere dayalı legal diplomasinin önüne geçtiğini de unutmayalım.

Böyle bir süreçte, istihbaratından güvenlik bürokrasisine kadar her birimin, sorumluluğu altındaki çalışmalarda her türlü ihtimali göz önünde bulundurmasını beklemek kadar doğal bir şey yok.

Hele egemenliğini dünyanın dört bir yanına yaymak için terör örgütleri üzerinden dış müdahaleye açık kargaşa ve kaos yaratmanın olağan bir diplomasiye dönüştüğü bir dönemde, azami dikkat çıtasını epey yükseltmek gerektiği kaçınılmaz.

17 Şubat günü Ankara'nın en stratejik bölgesinde meydana gelen patlamayı da bu çerçevede okumalıyız.

Patlamanın gerçekleştiği günlerde tırmanan atmosferi hatırlayalım; Türkiye, egemenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle Suriye'nin kuzeyinde koalisyon güçlerinin müttefikine dönüşen PYD'ye Fırtına Obüsleri ile müdahale ederken kara operasyonunu da tartışıyordu.

Türkiye-Suudi Arabistan-Katar önderliğinde DAEŞ ve terör unsurlarıyla mücadele için profesyonel birliklerden oluşacak operasyon masadaydı. Rusya terör örgütü PYD'nin ilerleyişi için havadan koridor açacak operasyonlarını yoğunlaştırmıştı. ABD ise PYD'nin DAEŞ'le mücadele eden savaşçılar içerisinde en önemlisi olduğunu yineleyip yardımlarının devam edeceğini açıklıyordu.

Tam bu atmosferde gerçekleşti Ankara patlaması.

Yani Devlet aklının kılı kırk yararak konuşacağı bir sürecin tam ortasındaydık. Türkiye'nin savunduğu tezleri çürütebilecek her türlü manipülasyon olasılığının göz önünde bulundurulması gerektiği, sıradan istihbarat kuralıydı.

Ve fakat, Hükümet ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, güvenlik ve istihbarat bürokrasisinin ellerine tutuşturduğu bilgilere dayanarak, saldırganın Suriye doğumlu YPG üyesi Salih Neccar olduğunu, tereddütlerinin olmadığını ve ellerinde kanıtlar bulunduğunu duyurmuştu.

Başbakan Davutoğlu, patlamadan birkaç saat sonra meydana gelen terör saldırısını YPG'li Salih Neccar'ın yaptığını söylerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan da muhtemelen ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı telefon konuşmasında hükümet ve istihbarattan gelen bu bilgiler doğrultusunda tezler ileri sürdü.

Önce bonbacının kamuoyu ile paylaşılan fotoğrafı tartışıldı. Fotoğraftaki kişinin ailesi, bu kişinin Başbakan'ın açıkladığı Salih Neccar değil 2005'te kaybolan oğulları Nuri Sömer olduğunu iddia ediyordu. Neticede babanın DNA testi sonrasında saldırıyı gerçekleştirenin Salih Neccar değil PKK'nın bir kanadı olan TAK'ın açıkladığıs Abdülbaki Sömer olduğu ortaya çıkıyordu.

SUÇLU AYAĞA KALK!

Elbette pratikte bakınca bombacının biyolojik olarak saptanan aynı kişi olduğu doğru.

Ancak, yapılan ilk açıklamalarda PYD ve Suriye uyruklu vurgusu, bunun ABD ile yapılan görüşmelere de yansıması büyük skandal.

Üstelik konu derinlemesine irdelendiğinde, Erdoğan'ın küresel ölçekte ortaya attığı tezlerin tümünü tartışma konusu yaptıracak büyük bir kumpas olduğunu söylemek bile mümkün.

Öncelikle, istihbarat ve güvenlik bürokrasisinin, ülkeyi yöneten iradeyle bilgi paylaşımında, failin kimliğine yönelik tesbitini “PYD” parantezine hapsettirmesi, PKK ve PYD aynıdır tezini tehlikeye atan bir duruma sebep oldu.

Teröristin uyruğu konusunda hem Başbakan'ın hem de Cumhurbaşkanı'nın yanlış bilgilendirilmesi, saldırıya yönelik ileri sürdüğümüz tezlerin meşruiyetini de tartışılır hale getirdi.

Bilmem kaç bin yıllık devlet geleneğine sahibiz söylemini hamasileştiren bu hata ve açıklama aceleciliği sonrasında, hangi tezinizin bir karşılığı olur küresel ölçekte...

Kameralar karşısına geçtiğinde Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş'u bile zor durumda bırakan böylesine bir skandalın, ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı'nı nasıl bir girdaba sürüklediğini varın siz düşünün.

Umarız böyle bir hatanın, pratikte açıklanabilirliği değil; teorideki akıldışılığı nazara alınır da sorumlulardan -hadi KUMPAS değilse de- beceriksizliğin hesabı sorulur.

zihnicakir@gmail.com

@zihnicakir

ZİHNİ ÇAKIR - TERCÜMEİHÂL

ZİHNİ ÇAKIR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  146306

-