21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Zihni Çakır

'KÜRT SORUNU'NUN ASİL KAYNAĞI: KÜRT GLADYOSU

Zihni Çakır

'Çözüm Süreci'nde sona yaklaşılmışken terörü tekrar tırmandıran, bir arada yaşama iradesi ve kardeşlik duygusunda derin yaralar açan eylemlerin adresine dair kafa yormamız gereken en önemli olgulardan biri de "Kürt Gladyosu" olmalıdır.

Mayıs 2006'da Danıştay'a düzenlenen alçak saldırının puslu ortamında başlayıp, Ocak 2008'deki Ergenekon operasyonlarıyla devam eden süreci uzun uzadıya tartışacak değilim.

Zira o dönem kaleme aldığım beş ayrı kitapta ülkedeki derin yapıya dair tüm ayrıntılara dikkat çekmiş, kodlarını vermiştim.

O kitaplarımda ifade ettiğim ve tanımını verdiğim derin yapıya dair farklı gelişmeler ve 2009 sonu itibarıyla amacından saptırılan Ergenekon ana davasıyla birebir ilintili dava ve soruşturmalar, nasıl bir illetle bir arada yaşamaya mecbur bırakıldığımızı da gün yüzüne çıkarmıştı.

Bugün 'Paralel Yapı' ya da 'Fetullahçı Terör Örgütü' diye tanımladığımız örgütün TSK ve istihbarat başta olmak üzere devletin en önemli kurumlarındaki sızma hedefinde tam başarı için bu soruşturma ve davaları manipüle etmesini ve bir tasfiye aracına dönüştürmesini kumpas olarak adlandırırken, bu kumpas yaklaşımının devlet içerisinde yuvalanan çeteleri aklama mekanizması olarak görülmesine de karşı çıktım hep.

Peki Türkiye'nin ayağındaki prangalar, sadece sosyal ve ekonomik anlamda bir sıçrama yaşanması beklenirken ülkeyi kargaşa ve kaos ortamına sürükleyen faili meçhul cinayetler ve toplumsal kırılma yaratan eylemlerle, ülkeyi mezhepsel bir çatışmanın eşiğine getiren planlı suikastlerle, demokratik bir seçim sonrasında iş başına gelen siyasal otoriteyi alaşağı edecek demokratik işleyişi kesintiye uğratacak darbe ve muhtıralarla mı sınırlı?

Malum, amacından saptırılarak manipüle edilen Ergenekon ve türevlerini hedef alan soruşturma ve davaların sanıklarına isnat edilen suçlar bunlardı...

Öcalan'i serbest de bıraksanız...

40 yıla yakın bir zamandır devam eden ve bugünlerde tekrar tırmanışa geçen PKK terörü de en büyük prangalardan biri değil mi?

Bu ülkede etnik farklılık temelinde yürütülen terör faaliyetleri ve ülkenin bir bölgesinde isyan provası sayılabilecek eylemlerin odağında yer alan sözde "sivil itaatsizlik" az bir pranga mı?

Bence, 'Çözüm Süreci'nde sona yaklaşılmışken terörü tekrar tırmandıran, bir arada yaşama iradesi ve kardeşlik duygusunda derin yaralar açan eylemlerin adresine dair kafa yormamız gereken en önemli olgulardan biri de "Kürt Gladyosu" olmalıdır.

Aksi takdirde istediğiniz kadar yeni anayasa yapın, istediğiniz kadar barış ve kardeşliği pekiştirecek sosyal ve ekonomik kararları daha bir cesaretle alın; bu sorunu çözemezsiniz, çözdürmezler!

Şundan zerre şüphem yok ki; "demokratik özerklik" denilen safsatayı anayasal nizama oturtup "Kürtçeyi ikinci resmi dil yapsanız, Abdullah Öcalan'ı serbest bıraksanız" bile sorunun çözümü yolunda bir arpa boyu yol ilerleyemezsiniz.

Çünkü sorun, ne Kürtlere yönelik demokrasi açığı, ne de kültürel zenginlikleri önünde var olduğu söylenen engeller...

Sorun başlı başına KCK'da vücut bulan "Kürt Gladyosu"nun nasıl bir zeminden beslendiğinde.

Global terör ve karanlık hesapların "bölgesel taşeronu" olarak, tıpkı bir vampir gibi Kürt-Türk fark etmeksizin dökülen her bir damla kanı büyük bir hazla içip, kimi siyaset baronluğunu, kimi toprak ağalığını, kimi de kara para imparatorluğunu devam ettiren "Kürt Gladyo Konseyi", Kürt sorununun asıl kaynağıdır.

Kürt sorunu denilen sanal mesele çözüldüğünde Selahattin Demirtaş'ın, Osman Baydemir'in, Figen Yüksekdağ'ın, Cemil Bayık'ın, Murat Karayılan'ın, Duran Kalkan'ın ne hikmet-i harbiyesi olabilir? O perdeler indikten sonra, PKK'nın sübyancı dağ kadrolarının, daha 15-16 yaşlarındaki kızlardan kurdukları haremde cilveleşmelerini hangi Kürt meşru kabul eder?

Kürt gladyosu: KCK

KCK ile ilgili geçmişte yürütülen yargı süreci, tıpkı Ergenekon ve türevlerinde olduğu gibi amacından saptırılmasa, MİT mensuplarının terörü önleme amaçlı sızmasını deşifre amacına hizmet etmese, iddia ediyorum, o süreçte bugün PKK'nın meclis uzantısı siyasi yapıya mensup vekiller ve yöneticilerin yüzde 90'ı o Gladyo'nun üyesi ve yöneticisi olarak cezaevine girmiş olacaktı.

Demirtaş ve Yüksekdağ'ın yeni yol haritalarını tebliğ almak için Belçika'da KCK'lılarla görüşmesi bile kendi başına bu gladyonun varlığına dair bir delil değil mi?

Demem o ki; ülkenin ayağındaki prangaların kırılmaya başlandığı bir süreçte, Kürt gladyosu üzerine kararlılıkla gidilecek bir dönem tez elden başlatılmalı.

Milli irade üzerindeki farklı vesayetlerden, demokratik düzeni tehdit eden derin yapılardan, ekonomik, sosyal ve siyasal kalkınmayı hedef alan eylemlerin odağındaki kirli ittifaklardan ve de en önemlisi egemenliğimizi tehdit eden global taşeronlardan topyekûn kurtulmanın tam zamanı şimdi.

ZİHNİ ÇAKIR - TERCÜMEİHÂL

ZİHNİ ÇAKIR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  639253

-