2 HAZİRAN 2020 SALI

Hüseyin Yağmur

LEYLA HALİD'İ NASIL BİLİRSİNİZ?

Hüseyin Yağmur

Sosyal medyadan gelen bir mesaj zihnimi harekete geçirdi. Filistinli Direniş Lideri Leyla Halid'den bahsediyordu. İnternetten tarayarak haberin ayrıntısını okudum. Haber özetle şöyleydi: Halid, Halkların Demokratik Partisi (HDP) kongresine katılmak için Ankara'ya geldi.

Gazete Karınca'dan Çağdaş Kaplan ve Tolga Er'e bir mülakat veren Halid, Türkiye'deki baskı ortamına dair görüşlerini paylaştı ve durumu ‘iktidarın tahakkümü' olarak niteledi: “Tahakküm tahakkümdür. Dünyanın her yerinde benzer. Ezilen halklarız; her zaman baskı altındayız.”

Türkiye'de iktidarın Kürtlere uyguladığını, İsrail'in Filistinlilere uyguladığı politikalara benzeten Halid sözlerine şöyle devam etti: “Katliamlar yapıp aktivistleri cezaevlerine gönderiyorlar ve binlerce insan şu an cezaevinde. İsrail'in halkımıza yaptığı şey ile aynı.”

Türk Devletini İsrail ile eş tutan açıklamalar yapan bu hanımı ben bir yerden hatırlıyordum ama nereden? Zihnimi yoğunlaştırmaya çalışırken aynı haberin altında Leyla Halid'in kısa özgeçmişi ile karşılaştım. Özgeçmiş şöyle idi:

1944 yılında Hayfa'da doğan Leyla Halid, henüz dört yaşındayken İsrail devletinin Der Yasin'de yaptığı katliam sonrasında ailesiyle birlikte mülteci durumuna düştü. Lübnan'ın Sur şehrine mülteci olarak gitti.15 yaşındayken, kökleri 1940'lı yıllarda George Habaş tarafından oluşturulan Filistin Halk Kurtuluş Örgütüne katıldı.

Daha sonra Beyrut Amerikan Üniversitesi'nde tıp eğitimine başladı.1967 Altı Gün Savaşları'ndan sonra Filistin Halk Kurtuluş Örgütü'nün Filistin ayağında kendini gösterdi.

1970 Eylül'ünde yaklaşık 8 bin kişinin öldüğü ve ‘Kara Eylül' olarak adlandırılan olayları takip eden yıl, üçü eşzamanlı olmak üzere dört uçak kaçırma eylemine katıldı, 1969 ve 1970 yıllarında katıldığı, liderleri Wadi Haddad tarafından planlanan eylemlerle dikkatleri büyük ölçüde üzerine çekti.

29 Ağustos 1969 günü, FKÖ üyesi Selim ile birlikte, Amerikan TWA uçağını kaçırarak Şam'a indirdi.

Özgeçmişi okuyunca hafızamdaki sis perdesi dağıldı. Ben bu bayanı gazeteci Lütfü Akdoğan'ın hatıralarında görmüştüm. Bir dönemin en önemli gazetecilerinden olan ve gazetecilik hatıralarını ‘Krallarla ve Başkanlarla 50 Yıl' ismiyle kitaplaştıran Lütfi  Akdoğan     Hatıralarının 2. Cildinde ‘Komando Leyla'dan bahsettikten sonra onunla yaptığı  söyleşiye yer veriyordu.

Ben doğrusu Yaser Arafat başta olmak üzere Filistin Davasına sahip çıkan yabancılara karşı her zaman temkinli olmayı tercih etmişimdir. Filistinli ‘Komando Leyla'la ile yapılan söyleşiyi de okuyunca ‘bir başka yabancı' ile karşı karşıya olduğumuzu hissetmiştim. Bu yabancılık dini ve sosyolojik bir temele dayanıyor. Filistin Davasını savunduğunu söyleyen bu şahıslar bir çok İslam ülkesinde kurtuluş hareketlerinin başına  yabancılar tarafından monte edilen aparatlardan başka bir şey değiller.

 

Leyla Halid'e geçmeden önce Mehmet Ali Birand'dan bir Yaser Arafat hikayesi  anlatayım. Mehmet Ali Birand, Filistin Davasının efsanevi lideri Yaser Arafat  ile 32.Gün programı için bir söyleşi yapmaktadır. Söyleşinin sonlarına doğru  Arafat  ağlamaya başlar. Birand, ropörtajı keser ve bir süre bekler. O sırada gözü kayıt cihazına takılır. Eyvah! Kamera bu tarihi anı kaydetmemiştir. Gazeteci refleksiyle panik içinde Yaser Arafat'a kameranın kayıt yapmamış olduğunu, bu tarihi ağlama anının kaçırdığını söyler. Arafat, Birand'a hemen şu pratik cevabı verir: Olsun Sayın   Birand, ben yine ağlarım!

Maalesef Filistin davasını yıllarca kamera karşısında profesyonelce rol yapan bu oyuncular yönettiler.

Şimdi gelelim bir başka yabancı oyuncu Leyla Halid'e... İşte Lütfi  Akdoğan'ın     Hatıralarının 2. Cildinde  yer alan ‘Komando Leyla' söyleşisinden bölümler:

Filistinli Komando Leyla bana ilk eylemlerini şöyle anlattı: Komando arkadaşımı dinledikten sonra, kendisine şu soruyu yönelttim: ‘Peki emredersiniz, ama diğer arkadaşlarımın kimler olduğunu öğrenebilir miyim.?

Bana talimat veren komandodan şu cevabı aldım: ‘Uçakta bulunacak arkadaşlarından birisi, Patrick Arguello adında bir Amerikalı. Bak, şu barda oturup, viski içen sarışın delikanlı…'

Bara bir göz attım, uzun boylu, yakışıklı bir genç, içkisini yudumluyordu. (Akdoğan,2011: 200)

Uzun bir mücadele sonunda İngiliz polisi beni uçaktan almayı başardı. Uçağı kaçıramamıştık ama, bütün dünyaya bir İsrail uçağını kaçırabileceğimizi göstermiştik. Hiç görmediğim, tanımadığım, sadece havaalanında birkaç saniye göz göze geldiğim DÂVA ARKADAŞIM ölmüş, ben de hapse atılmıştım.(Akdoğan 2011:202 )

Amsterdam'dan kaçırmak istediğimiz İsrail Havayolları'na ait uçakta arkadaşım Patrick'in ölmesi ve benim yakalanmam neticesinde, LONDRA'YA İNEN UÇAKTAN İNGİLİZ POLİSİ BENİ ZORLA YAHUDİLERDEN ALMIŞTI. Onlar, hiçbir zaman beni bırakmak istemiyorlardı. Beni İsrail'e alıp, orada yargılayacaklardı. Fakat topladığımız sempatiyle İngiliz politikasının Ortadoğu'da mâruz kalacağı ağır darbeleri düşünen İngiltere, beni Yahudilere bırakmadı.

İNGİLİZ POLİSİ DE BANA GAYET İYİ DAVRANMIŞTI. BU SEBEPLE, YILBAŞINDA ONLARA TEBRİK BİLE GÖNDERDİM. (Akdoğan,2011:218 )

Bir Amerikan-İngiliz istihbaratı ortak yapımı olduğunu kendisi anlatan Leyla Halid, şimdi kalkmış ‘Türkiye'yi Kürtlere şiddet uygulamakla' suçluyor.

Başkasının yazdığı senaryolarda, başkasının verdiği rolleri oynayan, sonra da kurtarıcı olarak o milletin başına musallat olan sahte kahramanlardan Ümmeti Muhammed ne çok çekti?

 

Leyla-Halid-sb

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  534300

-