17 EKİM 2019 PERŞEMBE

Can Kemal Özer

LİDER OLUNMAZ DOĞULUR

Can Kemal Özer

Lider olmak, çalışarak başarılacak bir şey değil. Olsa olsa lider doğulur. Mesela liderlik Recep Tayyip Erdoğan'ın tabiatında var.

Konuştuğunda ses, mimik, beden hareketleri ve seçtiği cümlelerle muhatabını başka dünyalara götürür. Duygularını harekete geçirir. Yüreklerin yağını eritir. Celallendiğinde bile etkileyiciliğinden bir şey kaybetmez.

Gündem değiştirmede, süreç yönetiminde, hasmını alabora etmede, kızgınlığı tebessüme çevirmede, çeliğe su veren demirci dibidir. Yaş ilerledikçe, tecrübe arttıkça, liderlik yönü de, kendisine duyulan güven de, hitabeti de inkişaf ediyor.

Zira Erdoğan lafı evirip çevirmiyor. Beğenilme veya muhatabına şirinlik yapma endişesi taşımıyor. Yürek teline dokunuyor. Harmanda esen hafif rüzgâr gibi, tane ile samanı ayırıyor. Ateşe har, suya buz, demire su, güle dokunan bülbül kıvamında bir hatip.

Demirel gibi laf salatası / lâfebeliği yapmıyor. Dinleme imkânı bulabildiğim hiçbir lider, geniş kitleleri onun gibi sürükleyemez. Sabırlı, kararlı ve yoğurdu üfleyerek yiyen, ama bu tavrı korkudan çok davasındaki samimiyetinden kaynaklanan bir hassasiyet.

Rahmetli Turgut Özal da iyi bir hatipti. O'nun, ailesi ve döneminin şartları gibi bir bahtsızlığı olmasa, belki de bambaşka işler başaracaktı. Lider olarak doğmuş olan Özal'da iyi bir hatip, iyi bir dehaydı.

Bastırılamaz hırsı ve ahir ömründe batıl davasının sürüklediği zavallılık bir yana Demirel de bir liderdi. Ona en çok yakışan sıfat, lâfebeliği olsa gerek.

Sadece parti başkanı olan Mesut Yılmaz, ilk dönemlerinde konuşmaya başladığında, iki kelime arasında televizyonlar reklama gider gelirdi de, o ikinci kelimeye geçemezdi. İki cümle arasına dizi veya haber bülteni bile sıkıştırılabilirdi de yapmadılar. Ne konuştuğunu, sadece Aydın Doğan anlardı.

Devlet Bahçeli'nin selefi Alpaslan Türkeş'in de hitabeti son derece zayıftı ama kendisi liderdi. Devlet Bahçeli gibi piskevitle, çayla zaman harcamaz, bağırıp çağırmazdı. Davası hiçbir zaman davamız olmasa ve olmayacak olsa da, sakin ve aklı başında şeyler söylerdi. Bahçeli ise tipik bir genel başkan.

Türk üniversitelerinin tarihteki en büyük başarılarından biri, Bahçeli'yi MHP'ye ihraç etmek. Erdoğan dedi ki, ‘siparişle Nobel veriyorlar!' Şayet unutmuşlarsa hatırlatalım. Belki Nobelciler matematik dehası Bahçeli'ye de bir ödül patlatırlar.

Merhum Necmettin Erbakan hoca da gerçekten lider olarak doğmuş biriydi. Muazzam bir hatip, halkı coşturma kabiliyeti yüksek, davasında samimi bir adamdı. O surda bir gedik açtı ve gitti. Lâfebesi Demirel'le ancak o baş edebilirdi ve ediyordu da. O konuşmaya başladı mı hiç kimse cümlesini kesemezdi. Hiçbir tuzak soru onu hedeflediği cümlenin dışına çekemezdi. Ona kimse istemediğini konuşturamazdı. Asık surat Demirel'i güldürebilen, siyasetin gergin atmosferini tuzla buz edebilen bir hatipti.

Deniz Baykal hırslıydı ve lider namzetiydi. Halefi Kemal Kılıçdaroğlu ise ne lider, ne de hatip. Arkasında yerli ve yabancı patronlardan medyaya kadar ne arasanız var, ama gelgelelim malzeme bu. Ötesi çıkmıyor işte. Onların aradığı da bu zaten. Başbakanla ülkenin en mühim terör meselesini konuştuktan sonra, dışarıda boşboğazlık yapan bir kişiden siyasi lider ve devlet adamı olur mu? 

Gerçi CHP için ondan iyisi, Şam'da kaysı. Ya da Şam'daki Esed. Fakat derdi ülkeyi buluyor. HDP meselesi falan bir şekilde halledilir de, bu ülke CHP meselesini nasıl halledecek? Acaba görmek bize nasip olur mu? Ah keşke olsa da, gözümüz arkada kalmasa.

Selahattin Demirtaş'a gelince, o bir “eş” genel başkanı. Yani bunlar yarım olarak iş beceremeyecek kadar yarımlar. O hatipten ziyade, zehir akıtan, fitne ateşi yakan, kan ve gözyaşı tüccarı. Öcalan'ın dediği gibi, onun derdi kahraman olmak. -Hukuk devletinin nimetlerinden faydalanarak-, hakkını teslim edelim, sadece saz çalma konusunda değil, kin ve nefret tohumu ekme konusunda da hayli etkili bir “eş” sözcü…

Gelelim Başbakan Ahmet Davutoğlu'na... Hocada hafıza ve bilgi mükemmel. Keşke bir de selamlama faslını uzatmasa. İlk fasıl uzayınca muhatapların alıcıları zayıflıyor. Miting benzeri konuşmalarında da, soru sorulunca cevap verdiği gibi yapsa daha iyi olacak. Son seçim konuşmaları 7 Haziran'a göre çok daha başarılı. Yüksek tempoda konuşmak Erdoğan'a yakışırken, Davutoğlu için sakinlik daha uygun. Başbakan Davutoğlu'nun siyasi kabiliyet, birikim ve hitabetine, ne Bahçeli, ne Kılıçdaroğlu, ne de Demirtaş erişebilir.

Elbette siyasette liderlik, hitabet son derece önemli, ama yeterli değil. Şu bizim liderler bir de ekip seçerken sadece sadakate değil de, bir de liyakate önem verebilseler, toplumsal teveccüh artacak. Sadakat davaya olduğunda önemli bir adım geçilmiş olur. Lakin sadakat davadan çok, genel başkan ve/veya lidere ise, işte o zaman seçenler de yalnız kalmaya mahkûm olurlar.

İçi Rahşan dışı Bülent olan Ecevit'i unutmadım elbet! Sadece Merve Kavakçı'nın şahsında Allah'ın emri olan örtü için söylediklerini düşününce, ondan bahsetmek gerekmez!

CAN KEMAL ÖZER - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, yazar… Yeni Söz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Gıda Hareketi Başkanı. Yayınlanmış kitapları: Deccal Tabakta, Şeytan ye Diyor, Şeytan Çıplak, Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler, Müslüman'ın Diyeti, Yediklerimizin İçinde N(E) Var, Hangi Suyu İçmeli, Ramazan Kitabı, İyi Gıda Kötü Gıda, Gülen Şeytanlar Tarihi

CAN KEMAL ÖZER DİĞER YAZILARI

  1. abdurrahman özyurt

    Okumayan, dinlemeyen, kazara okuyup dinlediğini de anlayamayan, konuştuğu zaman ise anlaşılmayan gençlerin çoğunlukta olduğu bir nesil var. Bu gençlerden liderler veya fasih ve beliğ konuşan iyi hatipler çıkar mı bilmem. Bildiğim yakında su istemek için bile tercüman gerekli olacak......

Yorum Yaz

  164402

-