30 MAYIS 2020 CUMARTESİ

Hüseyin Yağmur

MACRON’UN DEDESİ SULTAN SÜLEYMAN’DAN YARDIM İSTEMİŞTİ

Hüseyin Yağmur

Günümüzün Fransız kralları zaman zaman ülkemiz aleyhinde bazı açıklamalar yapıyorlar. Ya da ülkemiz aleyhinde yaptıkları bazı faaliyetler birden ortaya çıkıyor. Bunun son örneği olarak son Fransız Kralı I. Macron, Türkiye'nin NATO'da bulunması aleyhinde bazı sözler söyledi. Bu sözler bana tarihteki Türk-Fransız münasebetlerini hatırlattı. Tevafuk tam da bundan 494 yıl önce son Fransız Kralı I. Macron, dedesi Françesko, yardım dilenmek için Osmanlı Devletine başvurmuş.

Şimdi tarihi kayıtlardan bu münasebetlere birlikte bakalım: 6 Aralık 1525: Fransa Kralı'nın Kanuni Sultan Süleyman'dan Yardım İstemesi

16. yüzyılda Habsburg İmparatorluğu karşısında var olabilmek isteyen Fransa her zor duruma düştüğünde Osmanlı, asker, donanma ve para desteğinde bulunarak Fransa'yı ayakta tuttu. Kanunî Sultan Süleyman döneminde başlayan yardımlar bir asırdan fazla devam etmişti. Fransa ve Avusturya hanedanları arasında uzun müddet devam eden savaşlar sonrası Fransa Kralı I. François yenildiği içinde yardım için Sultan Süleyman'a başvurmuştu. Sultan Süleyman ise lütfen kabul eden yüksek ruhlu bir koruyucu gibi onun müracaatını kabul etmişti. Aynı yıl içerisinde Françasko, padişaha mektup göndererek "Biz reayanızı, İspanya kralı çok rahatsız ediyor. İslâm Padişahı Sultan Süleyman'dan şunu temenni ederiz. Şayet denizden donanmayı hümayunu gönderirse, kendileri de karadan Avlonya iskelesine gelirse, biz de denizden kırk elli parça kadırgayla geliriz" diye haber göndermişti(Lütfi Paşa,2001:127).

 Bu talep üzerine Kanuni Sultan Süleyman, Fransa Kralı Françesko'ya şu mektubu göndermişti: Ben ki  Sultanlar Sultanı, Hakanlar rehberi, yeryüzü hükümdarlarının tacı iki dünyada Allah'ın gölgesi, Akdeniz'in, Karadeniz'in, Rumeli'nin, Anadolu'nun, Karaman'ın, Zulkadri'nin, Diyarbakır'ın, Azerbaycan'ın, Acem'in, Şam'ın, Mısır'ın, Mekke'nin, Medine'nin bütün Arab diyarının - ki ulu Atalarım kılıçlarının kuvvetiyle feth etmişlerdi - ve kendimin feth eylediğim nice diyarın Sultan ve Padişah'ı Beyazıt Han oğlu Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han'ım.

 Sen ki Frence vilâyetinin kralı Françesko'sun. Huzuruma varan ademin Franjan ile mektup gönderip, bazı ağız haberi de yollayarak memleketinize düşman girmiş olduğunu ve hapsedildiğinizi bildiriyorsunuz, kurtulmanız hususundan benden inayet ve medet ve istida eyliyorsun. Her ne ki demişsen benim huzuruma arzolundu. Şimdi Padişahlara sinmek ve hapis olmak acez değildir. Gönlünüzü hoş tutun, kalbiniz kırılmasın. Bizim ulu Atalarımız daima düşmanı def ve memleketler feth için seferden uzak kalmamışlardır. Ben de onların yolunu tutup memleketler, yalçın kaleler feth ederek gece gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır. Cenabı hak hayırlar nasip eylesin. Durumu ve haberleri adamınızdan öğrenirsiniz. (Cevdet Paşa,1973:392)

 Fransa Kralı Fransuva ile Habsburg hükümdarı Şarlken arasında 1542'de başlayan savaş sırasında Fransa Osmanlı yönetiminde denizden yardım edilmesini istedi. 1543'te Osmanlı donanması Barbaros Hayreddin Paşa komutasında Fransa'ya yardıma gitti. Kanunî, bu hadiseden 12 yıl sonra 1555'te yine Osmanlı donanmasına Fransız donanmasına yardım etmesini emretti. Fransa Kralı İkinci Henri, bu durumdan çok memnun kaldı. 3 Temmuz 1555 tarihli teşekkür mektubunda padişaha "Pek yüksek, pek muazzam, pek muhteşem, namağlup hükümdar, Müslümanlar'ın büyük padişahı, bizim pek aziz ve muhterem dostumuz" diye hitap etmişti. (Afyoncu,2018)

 Fransa, 16. yüzyılda Osmanlılar'ın, Habsburglar'a karşı mücadeleye girmesiyle hayat hakkı buldu. Nitekim 1532'de Fransa Kralı Fransuva, Venedik elçisine Şarlken'e karşı Osmanlılar sayesinde güvence altında olduğunu söylüyordu. Kanunî 1533'te Fransa Kralı'na, Şarlken'e karşı İngiltere ve Alman prensleri ile bir ittifak yapması için 100 bin altın göndermişti.

 Grenard'ın analizine göre; XVI. asrın sonunda Osmanlı hükümranlığı ibresinin gölgesi Doğu'dan Batı'ya yedi bin, Kuzey'den Güney'e beş bin kilometre, hemen hemen sekiz milyon kilometre murabbaı üzerinde dolaşıyordu. Paşalardan çoğunun geliri 50.000 dükanın üstündeydi. Fransa kralına borç verir duruma gelmişlerdi. Kızını II. Osman'a nişanlıyan müftü 600000 düka çeyiz veriyordu. Süleyman'ın Sadrâzamı Rüstem Paşa, ölümünde nakit olarak 26 000 frank ile 15 000 franklık da menkul eşya bırakmıştı. Sadrâzam Sokollu'nun yıllık geliri ise 1.000000 düka idi. XVII. asırda Nasuh Paşa'nın mirası nakit para olarak 16 000 000 frangı bulmuştu (Grenard,1992:76-77).

 Devlet o kadar zengin ve ihtişamlı idi ki; yabancı memleket elçilerinin Türkiye hududuna girdiklerinden itibaren dönüşlerine kadar iaşelerine müteallik her türlü masrafının karşılanması III.Selim zamanına kadar hiç bir itiraz serdetmeden büyüklük ve misafirseverlik  olarak görülmüştür (Unat,1987:16).  

 XVI. yüzyılda altı milyon kilometre kare genişliğe erişen Osmanlı İmparatorluğu aynı zamanda siyasi ve kültürel bir varlıktı. O devirde Osmanlı Devleti'nin idare sistemi, Avrupa'nın feodalite hayatı yaşayan siyasi varlıklarına yeni bir örnek teşkil edecek nitelikteydi.

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  069239

-