23 ŞUBAT 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK, NEDEN VE NASIL EMEKLİYE SEVKEDİLDİ ?

Hüseyin Yağmur

İnönü'den Genelkurmay Başkanlığı makamını devralan Mareşal Fevzi Çakmak, Atatürk'ten sonraki tek mareşal unvanlı komutan olarak 12 Ocak 1944'de emekli edilinceye kadar 23 yıl bu görevde kalmıştı.

 Bundan yaklaşık 46 yıl önce tam da bu günlerde gerçekleşen bu olayı bugünkü yazımızda biraz yakından incelemek istedim:

 Atatürk, karargâh heyetine Milli Mücadeleye sonradan katılan İsmet ve Fevzi Paşaları alınca güvensizlikler artık zirve noktasına çıkar.Bir süre sonra M.Kemal'e bağlı olanlar içinde, başlangıçta olanlarla sonradan katılanlar arasında ilk anlaşmazlık baş göstermişti. Bu anlaşmazlık gittikçe daha şiddetlenecek ve hiç bir zaman tamamen yatışmayacaktı.

 Cebesoy, Atatürk'ün ölümünden sonra yayımladığı anılarında, ilginç beyanlarda bulunur:Beni Moskova'ya niye sürdüler biliyor musunuz? Kazım Karabekir Paşa'yla ben, Milli Mücadele için İstanbul'a karşı Doğu'da mücadele etme azmindeydik. M. Kemal ise İstanbul'la ilişkileri yumuşak olan İsmet Paşa'yı ve Fevzi Çakmak'ı kullanmayı tercih etti (Koçak,2011).

 Murat Belge'ye göre; Kurtuluş Savaşı'ndan yönetimin başında bir triumvira oluşmuştu: Kemal-İsmet-Fevzi.Savaşın bitimini izleyen yıllarda Mustafa Kemal Paşa direnişe birlikte başladığı silâh arkadaşlarından uzaklaştı, savaşa sonradan katılanlara yaklaştı. Bu önce/sonra katılma konusu bu çevre içinde hep önemli olmuştur. İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak bir süre durumu kolladıktan sonra Anadolu'ya geçme kararı verdikleri için hep eleştirilmişlerdir.

Atatürk'e tam bağlı olarak Kurtuluş Savaşına katkıları bulunan Fevzi Çakmak da, İstanbul işgal edilip İngilizler Harbiye Bakanlığına yerleştikten sonra dahi millî direnişe karşıdır. Harbiye Bakanı olarak İngilizlerle iyi geçinilmesini istemekte, Kuva-yı Milliye'yi ‘sergerdelik' saymaktadır!

 Fevzi Paşa, 19 Mart 1920 günü bir İngiliz torpidosuyla 14. Kolordu Komutanı Yusuf İzzet Paşa'ya şu emri göndermiştir:Amiral Calthorpe, Anadolu İstanbul Hükümetini tanımamak yoluna girdiği için daha şiddetli tedbirler alacağını bildirmiştir. Anadolu'da bâzı sergerdelerin hareketleri, Osmanlılığın gerçek çıkarlarına aykırıdır. Anadolu'da Sultan tarafından atanmış en kıdemli komutan sizsiniz. Harbiye Bakanlığının emrini bütün birliklere duyurarak Ordu'nun İstanbul Hükümetini tanımakta devam etmesini sağlayınız.»

 Yusuf İzzet Paşa, bu emri yerine getirmiş, Konya'da 12. Kolordu Komutanı Fahrettin Altay da bu emre uymuştur. Yusuf izzet Paşa ve Fahrettin Altay, zora başvurularak tekrar Ankara'ya bağlanmışlardır. Fevzi Çakmak ise, millî hareket aleyhindeki çabalarına devam etmiştir (Avcıoğlu,1985:243). 

 Atatürk'ten önce Anadolu'ya giderek Kurtuluş Savaşını başlatan komutanlar, bu sırada Kurtuluş Savaşını yapanları ‘serseri' olarak adlandıran İstanbul Hükümetinin adamı Fevzi Paşa'nın sonradan Anadolu'ya gelip işlerin başına geçirilmesini kabullenememişlerdir. 

İnönü'den bu görevi devralan Mareşal Fevzi Çakmak, Atatürk'ten sonraki tek mareşal unvanlı komutan olarak 12 Ocak 1944'e kadar 23 yıl bu makamda kalmıştı.Fevzi Paşa'nın Kuvayı Milliye saflarına uzun bir süre sonra katılması, İstanbul'daki Kabinedeki Savunma Bakanlığı görevinden bir türlü vazgeçmemesi, sonraki yıllarda yoğun eleştirilere konu olmuştur. Atatürk, karargâh heyetine Milli Mücadeleye sonradan katılan İsmet ve Fevzi Paşaları alınca Kuvayı Milliye'nin paşaları arasında ortaya bir tartışma çıkmıştır.Bundan sonrasını Falih Rıfkı Atay şöyle aktarır:Ankara'ya gider gitmez Atatürk,  Fevzi Paşa'yı meclis kürsüsüne çıkarmış, İstanbul'u yerdirmiş, daha birinci günü hizmetine almıştır (Atay,1998:244).

 Falih Rıfkı Atay, sonraki yıllarda Fevzi Paşa'nın Atatürk tarafından nasıl ustaca kullanıldığını anlatır:Fevzi Çakmak devletin ve görevinin adamı idi. Muhafazakârdı: Devrimlerden hiç birinin taraflısı olmadığını bilirdik. Genelkurmay Başkanlığı'ndan ayrılıncaya kadar eski yazıyı kullanmıştır. Atatürk belli başlı devrim kararlarını verdikten sonra bir defa pek sevdiği Diyanet İşleri Reisi Hoca Rıfat Efendi'yi çağırıp onu tatlı dille kandırır, sonra:-Şimdi Mareşal' gidelim, derdi. Biri camilerin ve hocaların, biri ordunun başında idi (Atay,1998:206).

 Taha Akyol da Fevzi Paşa'nın Atatürk'e bu derin bağlılığını şöyle anlatır:Fevzi Çakmak asker olarak Atatürk'ün emrindedir. “Genelkurmay Başkanı olarak benim görevim itaattir” derdi (Akyol, 2009).

 Mustafa Kemal askerlik dışındaki konularla fazla ilgilenmeyen Fevzi Çakmak'ı yıllarca Genelkurmay Başkanlığı'nda tuttu. Abdülaziz'in tahttan indirilmesinden başlayan bir dizi siyasî eylemi olmuştu ordunun; bunun tekrarlanmaması gerekiyordu. Çakmak da zapturaptı sağlamakla yükümlüydü ve bunu yaptı.Ama orduyu tanksız, uçaksız, uçaksavarsız, arkaik bir yapı haline de getirdi. Sabahattin Selek'in söyleyişiyle, "Türk ordusu profesyonel ordu değil, bir rejim ordusu” oldu (Selek, 1976; 729).

Muharrem Sarıkaya,  Fevzi Çakmak'ın dindar bir kişi olmasına rağmen zaman içerisinde Atatürk'ün en yakınında yer alan kişilerden biri olduğuna dikkat çeker: Atatürk'ün, birlikte çıktığı gezilerde konvoyu durdurup, “Fevzi Paşa namazını kılsınlar” dediği anlatıldı.10 Nisan 1928'de din devletinin Anayasa'dan çıkıp, laik devletin ilan edildiği gün Atatürk'ün en yakınındaki kişiydi (Sarıkaya,2010).

 Prof. Dr. Mete Tunçay bu yakınlığa bir başka açıdan bakar:Çakmak, 1943'e kadar, 20 yıldan fazla genelkurmay başkanlığı yaptı. Atatürk, orduyu asla güçlendirmedi. Orduyu, Fevzi Çakmak gibi tutucu bir komutana teslim etti (Tunçay,2010).

 Samet Ağaoğlu,Dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa'nın insan yönünü şöyle anlatmaktadır: Kendi kendime sorardım, neden bir eli her zaman ceketinin tam ortasından altına sokulmuş duruyor? Bastonundan çok gözüme çarpan buydu. Sonradan aklıma geldi: Napolyon, Napolyon Bonapart!

150 yıldan beri Batı'da, Doğu'da her asker ona benzemeye özenir. Fevzi Paşa, yüzü, bıyıkları, kaşlarıyla Kurtcebe, ceketinin düğüm yerine sokulmuş eliyle Napolyon oluyordu. Doğu'nun mistiğinden manevi yakasını kurtaramayan, Batı'nın sadece görünüşünü kavramış Osmanlı tipinin asker heykeline en güzel, manalı, uygun model Fevzi Paşa olabilirdi.

Birinci Büyük Millet Meclisi ordularının Gazi Mustafa Kemal'den sonra başkumandanı Fevzi Paşa'ydı. Fevzi Paşa'nın evinde başkumandan ise, heyecanlı, acele konuşması olan hanımıydı (Ağaoğlu Samet,2013:138-139).

Ali Ulvi Kurucu Hatıralarında Fevzi Paşa ile ilgili şu ayrıntıya yer verir: Sadık Sabri Bey'e, Enver Paşa'dan sonra Fevzi Çakmak Paşa'yı da sormuştuk. Şunları söyledi:“Fevzi Paşa, bir makinadır. Bilgilidir, okur, okumayı öğrenmeyi sever. Fransızca, İngilizce, Almanca bilir. Çünkü temiz bir gençliği vardır. Herkes orda burada gezip kopukluk yaparken, o, oturup çalışmıştır. Çok kuvvetli hafızası vardır, unutmaz…

 Fevzi Çakmak, verilen emri yerine getiren bir makinadır. Makinayı insanlar kullanır. Makina insanları kullanamaz.Kabiliyeti yüksektir. En büyük planı verin, yapar. En büyük askerî harekâtı yürütür… Okur, düşünür, üstesinden gelir. Hangi elde olursa, onun için çalışır. İttihad ve Terakki'nin büyük askeri, Cihan Harbi'nin, Mütareke'nin askeri, sonra Cumhuriyet devriminin büyük askeri.Hadiselere istikamet verecek, emir verme kabiliyeti yok.Mustafa Kemal'e rakip olacak, onunla mücadele edecek çapta değildir. Ondan büyük işler beklemek doğru değildir.” demişti (Düzdağ,2014:175).

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  835963

-